<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Çöplük &#187; Çöplük</title>
	<atom:link href="http://az.cokh.net/category/copluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://az.cokh.net</link>
	<description>Yazılar, haberler, zırvalar… Çöp kokan sayfalar!..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Jul 2010 14:28:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Susmak&#8230;</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/susmak/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/susmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Sep 2007 22:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/susmak/</guid>
		<description><![CDATA[Susmak, güzel şeydir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Susmak, güzel şeydir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/susmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanal Traş!</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 May 2007 21:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>
<category>Binarual</category><category>Binarual Recording</category><category>Ses</category><category>Virtual Hair Cut</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir hiç bir şey yazamıyorum, farkındayım. Yazılacak konu diye bir kenara not aldığım konuların listesi bir hayli çoğaldı; tahminen 30&#8242;u bulmuştur, artık yakın bir zamanda yazmaya başlarım diye ümid ediyorum. Lakin bugün Stumble Upon&#8216;da karşıma çıkan bu şeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Binaural Recording adı verile, yapay bir kafanın kulak kısımlarına yerleştirilen 2 farklı mikrofon sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir hiç bir şey yazamıyorum, farkındayım. Yazılacak konu diye bir kenara not aldığım konuların listesi bir hayli çoğaldı; tahminen 30&#8242;u bulmuştur, artık yakın bir zamanda yazmaya başlarım diye ümid ediyorum. Lakin bugün <strong>Stumble Upon</strong>&#8216;da karşıma çıkan bu şeyi sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/800px-Dummyhead.jpg" title="Binaural Recording" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_800px-Dummyhead.jpg" align="left" border="0" hspace="3" vspace="3" /></a></p>
<p><strong>Binaural Recording</strong> adı verile, yapay bir kafanın kulak kısımlarına yerleştirilen 2 farklı mikrofon sayesinde yapılan bu kaydı dinleyin, şaşıracaksınız. Yalnız bu teknikle yapılmış bir kaydı dinlemek için <strong>kulaklık kullanmanız gerekiyor</strong>, aksi takdirde dinlediğiniz şey size bir şey ifade etmeyecektir.</p>
<p><strong>İndirin ve dinleyin.</strong></p>
<blockquote><p><a href="http://az.cokh.net/paylasim/virtualhaircut.mp3" title="Virtual Hair Cut">Virtual Hair Cut</a>, Alternatif olarak, indirmeden dinlemek isteyenler için <a href="http://www.youtube.com/watch?v=qjKXx4ksfTo" title="Virtual Hair Cut">Dinleyin</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://az.cokh.net/paylasim/virtualhaircut.mp3" length="6459392" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Akıp giden zaman&#8230;</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2007 19:20:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/</guid>
		<description><![CDATA[Zaman nede hızlı akıp gidiyor, saatler ne hızlı geçiyor. Farkına bile varamıyor insan, kim derdi ki bir kaç saat sonra şu dünyadaki 201.600&#8242;üncü saatini doldurmuş olacağım!
Yaşlanıyoruz galiba, önceden biz de önem vermezdik bunlara&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman nede hızlı akıp gidiyor, saatler ne hızlı geçiyor. Farkına bile varamıyor insan, kim derdi ki bir kaç saat sonra şu dünyadaki 201.600&#8242;üncü saatini doldurmuş olacağım!</p>
<p>Yaşlanıyoruz galiba, önceden biz de önem vermezdik bunlara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gel Pisi Pisi</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2007 21:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>
<category>linux</category><category>pardus</category><category>ubuntu</category><category>ulusal işletim sistemi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="img-ilus2" style="width="230px; float: left;"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_prds-logo.jpg" class="shadow" align="left" /></div>
<p> Artık ben de bir <strong>Linux</strong> kullanıcısıyım! Yıllarca sadece Knoppix, Ubuntu gibi Linux dağıtımlarının Live sürümlerini zevkden dolayı ara ara kullanan ben, artık <strong>Ulusal İşletim Sistemi</strong> projemiz olan <strong>Pardus</strong>&#8216;un bir kullanıcısı haline geldim. Lakin, bu pek de verilen bir kararın neticesi olan bir durum sayılmaz!</p>
<p>Efendim, her şey bir sabah bilgisayarımın güç düğmesine basıp açılmasını beklerken mutfağa bir şeyler atıştırmak amaçlı gittiğim gün başladı; geçen gün yani, döndüğümde kullanıcı seçim ekranının beni karşılamasını bekleyip vakitten tasarruf ettiğimi düşünürken&#8230; beni siyah beyaz bir ekranda system32 klasöründeki config dosyamın bozuk olduğunu söyleyen bir ekran karşıladı. &#8220;Eyvah&#8221; dedim, &#8220;gitti canım windows kurulumu, oysaki her şey tam istediğim gibi, tüm güncellemeler yapılmış, programlar uzun uzadıya seçilmiş, oyunlar dahi yüklenmişdi&#8221;. <span id="more-29"></span>Hata ekranında istersem kurulumda kullandığım Windows Xp CD&#8217;sini takıp <strong>repair </strong>seçeneğini kullanarak sistemi onarabileceğim yazıyordu. &#8220;Hay hay&#8221; dedim, &#8220;hay hay&#8221;. Hemen takıverdim CD&#8217;yi oracıkta, Bios&#8217;a girip Harddisk&#8217;i boot sırasından kaldırıverdim ve CD&#8217;yi boot ederek bana önerildiği gibi <strong>repair</strong> kısmına girdim. Daha önceden bu kısmı kullandığımı hatırlamıyorum, çünkü bu kadar dandik bir kurtarma konsolunu kullansam kesin hatırlardım! Karşımda alanı daraltılmış bir MS-Dos sürümü bana bakıyor, sistemi kurtarmamı bekliyordu. Lakin <strong>HELP</strong> kısmısındaki neredeyse tüm komutları denemek dahi yetmedi. En sonunda yeter dedim, açtım bir süre evvel evime kadar yollanan <strong>Ubuntu </strong>DVD&#8217;lerinden birisini ve onunla bilgisayarımı başlattım. Amaç  dosya kurtarmak, araç Ubuntu. Lakin, hiç hoşuma gitmeyen bir şey oldu. Ubuntu disklerimi görebiliyor, lakin her hangi bir değişiklik yapamıyordu. Bu durumda dosyayı bir yerden alıp bir diğerine kopyalamak söz konusu bile değildi.</p>
<p>Artık hiç umut yok diyordum, hadi ben nerede ise tamamiyle <a href="http://az.cokh.net/yazilar/portable-programlar-ve-portable-firefox/">portable programlar</a> kullanıp önemli dosyalarımı 80gb&#8217;lik USB Harddiskimde taşıdığım için gidecek olan kendi dosyalarıma yanmasam da, kardeşimin onca dosyası, ödevleri ve daha da önemlisi canı gibi koruduğu <strong>Football Manager 2007</strong> oyununun save&#8217;lerini kurtaramayacaktım ki bu da bela demekti!</p>
<p>En sonunda, C&#8217;deki verileri tutma amaçlı Windows&#8217;un olduğu sürücü dursun, lakin içinde ne olduğunu hatırlamadığım 20GB&#8217;lik bir sürücümü formatlayıp oraya tazesinden bir windows yükleyeyim bari dedim.  Demez olaydım! Allah&#8217;ım CD&#8217;den format dahi atamıyordum harddisk&#8217;e, geliyor geliyor en sonunda bu sürücüye format atılamaz diyordu. Sanırım harddiskte bir sorun vardı. Fırsat bu fırsattır dedim, en iyisi uzun zamandır denemek istediğim şeyi deneyip Linux yükleyeyim. Tekrar taktım <strong>Ubuntu </strong>DVD&#8217;sini ve bu sefer install seçeneğini kullanarak Ubuntu&#8217;yu yüklemek istedim. Harddiskim 20Gb kadar alanını ayırarak Linux için ext3 tarzı bir alan ve 4 gb de swap alanı oluşturdum, yüklemeye başladım lakin şanssızlıklarım bununla kalmamıştı. Ubuntunun; bir kaç kez denememe rağmen, kurulumu bir müddet ilerliyor ve bir noktada kurulum donuyordu. Anlayacağınız Ubuntu&#8217;da harddisk&#8217;imle baş edememişti.</p>
<p>Hüsran içinde, moral bozuk bir şekilde dışarıya, az ilerideki gazete bayiine doğru yola çıktım. Lombak çıkmıştır, alayım düşüncesi ile. Efendim, gitmişken Bilim Teknik dergisini gördüm, uzun süre oldu son okuyalı, bu sayısını alayım dedim, o sırada bir baktımki Pardus&#8217;un son sürümü! Ne güzel dedim, bir de bunu denerim. Ne Suse, Ne Ubuntu çalışmıyor nasıl olsa.</p>
<p>Uzun lafın kısası, geldim, sorunsuz bir şekilde Pardus yüklemesini gerçekleştirdim, ve şu an harıl harıl paket indiriyorum, Pisibul programı sağolsun! Aslında, Pardus&#8217;un CD versiyonunun eski bir sürümünü çok önceden denemiş, ses ve ağ kartlarımı dahi tanımaması üzerine bir daha kullanmamaya karar almıştım. Lakin, şu anda hem tüm sürücülerimi, IPod, Kart Okuyucu, Flash Bellek ve USB Harddisk&#8217;lerimi sorunsuz çalıştırıyor, hem Film ve Müzik izlememi sağlıyor, içinde gelen tonlarca program vasıtası ile windows&#8217;umda kalan Torrentlarımı devam ettiriyor, Firefox&#8217;umu; profilimi içine kopyaladıktan sonra, eskiden olduğu gibi çalıştırıyor hemde Windows benzeri ara birimi ile kardeşime pek laf ettirtmiyor, daha ne isteyeyimki? Şimdi bir de şunun komutlarını biraz daha öğrenirsem, yaklaşmayın yanıma! Şimdilik <strong>su</strong>, <strong>./configure</strong>, <strong>make</strong>, <strong>make install</strong>, <strong>xkill</strong>, ve daha evvelden Shell ile olan sunucu yönetimi tecrübelerimden akılda kalan 1-2 ufak komut ile idare ediyoruz.</p>
<p>Dünyama hoş geldin Pardus!</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/baslik_ana2.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_baslik_ana2.png" /></a></p>
<p align="left">(Yazdıktan sonra farkettim, bi yemekte ne yemediğimi söylemediğim kalmış <img src='http://az.cokh.net/wp-content/plugins/tango-smilies/tango/face-smile-big.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha Fotojenik Olmanın 5 Yolu</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2007 14:32:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/</guid>
		<description><![CDATA[Herkes fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmaz. Eğer bir modellik okuluna gitmediyseniz yahut “nasıl daha fotojenik olunur” tarzı bir kurs görmediyseniz kamera gördüğünüzde tek şansınız kameraya bakıp durmakdır ki buda genellikle yararımıza olmaz.
Soru şu, peki bazı insanlar resimlerde nasıl hep güzel çıkıyor?
Gerçek şu ki bazı insanların kamera karşısında tetiklenmiş bir tepkisi oluyor. Kendilerini daha iyi göstermek için bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="img-ilus2"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/photogenic-2.jpg" /></div>
<p>Herkes fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmaz. Eğer bir modellik okuluna gitmediyseniz yahut <strong>“nasıl daha fotojenik olunur</strong>” tarzı bir kurs görmediyseniz kamera gördüğünüzde tek şansınız kameraya bakıp durmakdır ki buda genellikle yararımıza olmaz.</p>
<p>Soru şu, peki <strong>bazı insanlar resimlerde nasıl hep güzel çıkıyor?</strong></p>
<p>Gerçek şu ki bazı insanların kamera karşısında tetiklenmiş bir <strong>tepkisi</strong> oluyor. Kendilerini daha iyi göstermek için bazı net şeyler yapıyorlar. Siz de bu tarz bir tepki verip kendinizi daha iyi gösterebilirsiniz!</p>
<p>Bu fotojenik adımlar 10 yıllık profesyonel fotoğrafçılığın getirdikleridir ve genellikle finansal nedenlerden ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Daha açık konuşmak gerekirse, eğer ekmek paranızı kazanmak için insanların fotoğrafınız çekiyorsanız</p>
<ul>
<li>Resimlerde nasıl gözüktüklerinden hoşlanmazlarsa</li>
<li>Resim almazlar</li>
<li> Para kazanamazsınız!</li>
</ul>
<p>Bu yüzden… insanların güzel gözükmelerini sağlayacak yöntemleri öğrenmeniz gerekmektedir.</p>
<p><strong>Bu 5 adımı uygulayın ve sonunda sizin de fotoğraflarda en iyi şekilde çıkmanızı sağlayacak garantili yola sizde ulaşın.</strong></p>
<p><span id="more-27"></span></p>
<h3>1. Adım</h3>
<p>Eğer her hangi bir yönlendirme olmaksızın erkeklerin ve kadınların doğal duruşlarını gözlemleyecek olursan sizde farkedeceksiniz ki arada büyük bir fark mevcuttur. Bayanlar genellikle ağırlıklarını tek ayakları üzerine yoğunlaştırarlar. Bu şekilde vücutları biraz döner, omuzlar biraz yükselir ve kafa az bir miktar döner. Bu duruş her hangi bir fotoğrafa, fotoğrafın daha ilgi çekici ve doğal gözükmesini sağlayacak bir boyutu anında ekler.</p>
<p>Öte yandan, Erkekler olarak genellikle yüzümüzü direk olarak kameraya döneriz ve ağırlığımızı iki ayağımız üzerine veririz. Bunun sonucunda ise o hiç sevemediğimiz, doğal gözükmeyen, katı ve çok sade fotoğraflar ortaya çıkar.</p>
<p>İşte bunun çözümü.</p>
<p>Eğer ayakta duruyorsanız; kameraya dik durmayın, hafifçe dönün ve ağırlığınızı tek ayak üzerine verin. Aptalca hissetmenizi sağlayabilir ama daha iyi gözükeceksiniz.</p>
<p>Eğer oturuyorsanız; bir yana doğru az bir miktar vücudunuzu döndürün.</p>
<h3>2. Adım</h3>
<p>Kameraya doğru biraz eğilin. Bunu yapmanız fotoğrafa daha doğal bir hava katacak, daha ilgi çekici gözükmesini sağlayıp bir boyut ekleyecektir. Bir ceylanınki gibi uzun bir boynunuz olduğunu düşünün ve çenenizi biraz aşağı doğru eğin. Bu sayede kameranın direk olarak burun deliklerinizi görüntülemesini ve iki çeneniz varmış gibi bir görüntü çıkmasını engellemiş olursunuz.</p>
<h3>3. Adım</h3>
<p>Duruşunuzu nasıl değiştirebileceğinizi öğrenin. Duruş değiştirmekten kasıt ise, 1. seviyeden 5. seviyeye geçmeyi bilip, fotoğraflarda hazırlıksız yakalanmış gibi bakmaktansa neşeli ve doğal bir görünüm çizmektir.</p>
<p>Mankenler bu işin eğitimini alarak tetiklenmiş bir tepkiye sahip olmayı öğrenirler. Yani fotoğrafları çekileceği anda, bakımsız bir halde olsalar dahi bir kalp atışı kadar hızlı bir şekilde hemen 1. seviyeden 5. seviyeye geçerler. Bir tepkiyi tetiklemek sizi iyi gösterecek şeylerin bir hatırlatıcısıdır. İnanın yada inanmayın ama yıllar içinde bulduğumuz <strong>en</strong> başarılı tetikleyici yanağın mıncıklanmasıdır! Gerçekten iyi bir yol çünkü dikkat çekmiyor. Evet, tam okuduğunuz gibi, yanaklarınızı aynı anda mıncıklayın. Bekleyin, denemeden hemen alay etmeyin. Ne kadar etkili olduğunu görmek için şunu deneyin. birisinden sandalyeye oturmasını ve yanaklarını mıncıklamasını isteyin. Bunun üzerine hemen gülüp &#8220;<strong>tamam, şimdi ne olacak</strong>&#8221; demeyecek <strong>bir</strong> kişiyle bile karşılaşmadım.</p>
<h3>4. Adım</h3>
<p><strong>Gülümsemeyi öğrenin</strong>. İnsanlar genellikle kocaman gülücükler attıkları fotoğraflarından hoşlanmazlar. Çok büyük gülücükler genelde ağızlardaki sakızları ortaya çıkartır ve gözlerinizin kısılmasına neden olur.</p>
<h3>5. Adım</h3>
<p>Asla direk olarak merceğe bakmayın. <strong>Her zaman </strong>merceğin biraz <strong>üstüne</strong> doğru bakın.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
<font color="#cc0000"><strong><small><br />
<font color="#ff0000">Bu yazı aslı aşağıda belirtilen yazının pek başarılı olmayan bir çevirisidir. Takıldığınız, anlamadığınız kısımlar olursa yazının aslını okumanız daha iyi etkiler verebilir. </font></small></strong></font></p>
<p><font color="#cc0000"><strong><small><font color="#ff0000">Gülümseyin (:</font></small></strong></font><br />
<strong><br />
</strong><strong>Yazının Aslı:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.digitalcamerau.com/2006/08/10/5-steps-to-being-more-photogenic/"><small>Digital Camera Tracker</small></a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilim, dilim&#8230; Güzel dilim!</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2007 10:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/</guid>
		<description><![CDATA[Dil&#8230;
Bir duygu, düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesine olanak sağlayan araç. Her canlının kendine bir dili vardır. Kediler miyavlar, köpekler havlar, yunuslar ultra-sonik dalgalarla birbiriyle iletişime geçer, insanlar ise konuşarak yahut yazarak anlaşır.
Her ülkenin, her milletin hatta her yörenin kendine has bir dili vardır. Her şeye bir isim vermişizdir, bir eşyayı nitelemek için, bir hareketi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil&#8230;<br />
Bir duygu, düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesine olanak sağlayan araç. Her canlının kendine bir dili vardır. Kediler <strong>miyav</strong>lar, köpekler <strong>hav</strong>lar, yunuslar ultra-sonik dalgalarla birbiriyle iletişime geçer, insanlar ise konuşarak yahut yazarak anlaşır.</p>
<p>Her ülkenin, her milletin hatta her yörenin kendine has bir dili vardır. Her şeye bir isim vermişizdir, bir eşyayı nitelemek için, bir hareketi belirtmek için, birisine onu sevdiğimizi söylemek için yahut bir konuyu anlatmak için bu dil kullanılır. Bunu ise ya konuşarak yaparız, ya yazarak ifade ederiz yahut çizerek. Hepsi tek amaca hitab eder, duygu,  düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesi.<br />
<span id="more-26"></span><br />
Bizim dilimiz olan Türkçe, Altay dilleri içerisinde Türk dil ailesinin Oğuz grubuna  mensuptur. Türkiye ve KKTC&#8217;de kullanılan lehçedir. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca, Japonca ve Korecedir.<br />
Türkçe, sondan eklemeli, ses uyumu olan, sözcüklerin cinsiyete sahip olmadığı bir dildir.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e#T.C3.BCrk.C3.A7e.27nin_deyim_ve_atas.C3.B6zleri">Wikipedia</a>&#8216;ya göre 104.481 sözcükten oluşur ki bunun sadece 14.816&#8217;sı yabancı dillerden geçmedir. Dilimiz aynı zamanda geniş bir atasözü ve deyimler dağarcığına sahiptir.</p>
<p>Aslında zengin bir dilimiz var, hakikaten.</p>
<p>Gelişen teknoloji ile birlikte gelen <strong>cep telefonları</strong>, <strong>internet</strong>, <strong>emailler</strong> v.b.  ile birlikte insanların birbiri ile iletişimi çok daha kolaylaştı. Deniz aşırı ülkelerden insanlarla konuşmak, iş anlaşmaları imzalamak, sevdiğiniz birinden haber almak daha kolay artık. Lakin, eğer öyleyse neden anlaşamıyoruz?</p>
<p>Neden dilimizi katlediyoruz? Neden birisine <strong>selam</strong> demek yerine <strong>slm </strong>diyoruz? Bu kadar mı tembeliz? <strong>Tamam </strong>demek varken <strong>OK</strong>&#8216;de nereden çıktı şimdi? Doktorlar neden <strong>visit</strong>&#8216;e çıkar? Neden halkla ilişkiler <strong>departman&#8217;</strong>ı <strong>personel</strong> alımı yapmak için <strong>CV </strong>ister? Neden bir müzisyen <strong>extra&#8217;</strong>ya gider? Neden bir <strong>cafe</strong>&#8216;de <strong>garson </strong><strong>adisyon </strong>keser? Neden bir <strong>grafiker</strong> son oluşturduğu <strong>dizayn</strong>&#8216;ı <strong>print</strong> eder? Neden bir mağaza çalışanlarından <strong>Presantabl</strong> olmalarını ister? Neden <strong>part-time</strong> bir işe gireriz? Neden <strong>radyo</strong> <strong>dj</strong>&#8216;leri şarkıcıların yeni <strong>single</strong>&#8216;larını <strong>anons </strong>eder? Neden havaalanında <strong>VIP</strong> <strong>Salon </strong>bulunur? Neden <strong>axess kredi kartı </strong>alışverişlerde <strong>bonus puan </strong>verir? Neten <strong>catering </strong>şirketleri sağlıklı yemek üretmez?</p>
<p>Sorulacak soru çok, lakin yanıt verecek kişi sayısı az. Aman canım, ne olacak? Genelde alınabilecek yanıtların başında geliyor. Salt yabancı kelimelerin kullanımı da değil dilimizi katleden, kelimeleri kendimizce sadeleştiriyoruz, mesaj atarken yer tasarrufu yapmak amacı ile sesli harfleri kelimeden atıyoruz, daha <strong>cool</strong> olsun diye yabancı kelime kullanıyoruz&#8230; İyi halt ediyoruz!</p>
<p>Tamam, şahsen ben de kendi dilimi yeterince etkili ve/veya hatasız kullandığımı savunuyor değilim. Bu yazımda dahi bir çok yazım hatası yaptığıma eminim. Lakin en azından düzeltme gayretindeyim. Ne olur hepimiz böyle olsak, çevremizdekileri uyarsak? Misal, bir arkadaş mesaj atıyor, &#8220;<strong>Nbr nslsn glyrmsn aksm bize</strong>&#8220;&#8230; Ölürmüsün, öldürürmüsün şimdi? Cevaben mesajını tekrar ve bu sefer Türkçe olarak yazmasını arzu ettiğiniz takdirde biraz bozuluyor elbet. Lakin bir süre sonra en azından size karşı daha dikkatli oluyor. Peki<strong> herkes böyle yapsa</strong> ne olur?</p>
<p>Birde şu mevzu var, <strong>insanlar dilimizi bilmiyor</strong>! Öylesine bir yozlaşma söz konusuki artık yeni nesil bir <strong>İstiklâl Marşı</strong>&#8216;nı<strong>,</strong> bir <strong>Gençliğe Hitabe</strong>&#8216;yi okuduğu takdirde &#8220;ne bu?&#8221; diyor! Bir yerde bir kelime kullanıyorsunuz, insanlar <strong>hangi dil</strong>den konuştuğunuzu anlamıyor.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p>Geçen gün internette gezinirken rastgele girdiğim bir sitede karşıma bir reklam çıktı. Tıkladığımda ise <strong><a href="http://www.dilimdilim.com/">DilimDilim*</a></strong> isimli siteye yönlendirildim. Konu olarak aynı konuyu, benden daha iyi bir şekilde ifade edebilen bir site. Yapımcılarını tebrik ediyorum, farkıma varırlarsa eğer! Girmenizde yarar var, özellikle sık sık yinelediğiniz lakin farkında olmadığınız hatalarınızın farkınıza varmanıza yardımcı olabilir. Hatalarımızı düzeltmeli, dilimizi güzel bir şekilde kullanmalıyız zira bu dil bizim dilimiz&#8230;</p>
<p>Lütfen, yazması 2 saniye daha uzun sürecek diye <strong>katletmeyin dilimizi</strong>.</p>
<p>Aşağıda, <a href="http://www.dilimdilim.com/icerik/makaleler.htm">DilimDilim*</a> sitesinden alınan, <strong>Oktay Sinanoğlu</strong> tarafından yazılmış &#8220;Bye Bye Türkçe&#8221; isimli makalenin özeti mevcuttur. Okumanız sadece 5-10 dakikanızı alacaktır. <strong>Lütfen</strong>, en azından bir göz atınız.</p>
<p><big></big><big></big><big>&#8220;Bye Bye Türkçe&#8221;</big></p>
<blockquote><p><strong>ÖĞRETİM DİLİ İNGİLİZCE</strong></p>
<p>Türk kültür, dil ve tarihini tarih sahnesinden silmek isteyen İngiltere ve Amerika’nın başarıya en çok yaklaştıkları alan: Öğretim  Dili İngilizce.</p>
<p><strong>İNGİLİZCE’NİN MENŞEİ </strong></p>
<p>1066’da İngiltere, Fransa’dan gelen Normanların istilasına uğradığında, oradaki yerliler ormanlarda sırık ve otlardan yapılmış kulübelerde oturuyorlardı. Yerli halkın kökeni Keltlerle Viking ve Cermen soyundan Engel ve Sakson karışımı idi. Tabii bu İngiltere dediğimiz bölge, Britanya adasının güneydoğusunda, onun küçük bir kısmını oluşturuyordu. Bu bölge, ilkel şartlarda yaşayan yerlilerle doluydu ki, yolları bile, 100 sene önce Romalıların yaptırdığı yollardı.</p>
<p>Roma’nın eyaleti oldukları birkaç yüzyıl içinde İngilizler tam Latinleşmemiş, ama dillerine büyük ölçüde Latince karışmıştı. Norman istilasından az önce, üst tabaka Fransızca konuşmaya merak sarmış, bazı krallarını Normanlar tayin eder olmuştu. Norman istilasından sonra yapı tamamen değişti. Dil bu sefer iyice Fransızca ile karıştı.</p>
<p>Sonuç olarak,  bugünkü haline 4, 5 yüzyıl önce gelmeye başlayan İngilizce, 5 kadar dilin kuralsız karışımından oluşmuştur. Bu yüzden İngilizce’nin temel yapısı diyebileceğimiz ana kuralları mevcut değildir.</p>
<p><strong>İLERLEYEN TEKNİKBİLİM KARŞISINDA İNGİLİZCE’NİN DURUMU </strong></p>
<p>İngilizce’de, belli kurallara göre yeni terim türetme yeteneği hemen hemen yoktur. İngilizce’ye Latince’nin büyük ölçüde tesirli olması, İngilizce için bir nimettir. Kendilerini Roma-Yunan medeniyetinin vârisi olarak gören İngilizler, Latince’yi büyük bir içtenlikle kullanmış ve gelişen teknikbilimdeki birçok kavrama karşılık olan kelimeyi Latince’den türetmiştir. Bunda, İngilizce’nin kelime türetme yeteneğinin olmamasının etkili olduğunu da tekrar hatırlatmalıyız.</p>
<p>ABD’de 1960’lara kadar Latince ve eski Yunanca zorunlu dersler olarak okutuluyordu ancak; bunun ABD’de toplumu çöküşe götürdüğü görülünce Latince ve Yunanca dersleri kaldırıldı. Halk ne Yunanca’yı ne Latince’yi ne de zaten karışık kuralsız bir dil olan İngilizce’yi tam olarak öğrenebiliyordu. New-York Times gazetesi araştırma makalesine göre, Amerikan liselerini bitiren Amerikalı gençlerin %60’ı dosdoğru okuma, yazma bilmemektedirler.</p>
<p>Latince kaldırılınca, bilim ve teknikte ilerleyen Amerika, yeni teknik terimler oluşturma sıkıntısı içine düştü. Bu durumda, birkaç kelimenin ilk harfini alıp yeni sözcükler icat etmeye başladılar. Mesela, bilgisayardaki ‘anabellek’e RAM diyorlar. (Random Access Memory).<strong>TÜRKÇE </strong></p>
<p>İngilizce’nin 500-600 senelik bir geçmişi olmasına karşılık Türkçe, Çince gibi dillerin 10.000 seneye varan bir geçmişi vardır. Türkçe’nin temel yapısı diyebileceğimiz ana kuralları vardır.(Küçük ünlü uyumu, Büyük ünlü uyumu, hecelerin oluşumu vb). Bu kurallar yapılarını hala korumaktadırlar. Türkçe’nin matematiksel bir yapısı vardır. Her şey bir kurala dayanır, her şeyin bir izahı vardır. Kelime türetme yeteneği de sonsuzdur. Mesela bellek kelimesi, bellemek fiilinin, fiilden isim yapma eklerinden biri olan –k ekini almasıyla oluşmuş şeklidir.</p>
<p>Hiç bilmeyen, cahil bir Türk’e bellek deseniz, bellemekle, hafızayla ilgili bir laf ettiğinizi en azından tahmin eder. Halbuki, cahil bir Amerikalıya veya İngiliz’e RAM deseniz, koyunun erkeğinden bahsediyorsunuz zanneder.</p>
<p>Baş harflerden oluşturulan böyle kelimelere akronim denir. Dilbilimcilere göre, bir dilde akronim kelime ne kadar fazla ise, o dilin gücü o kadar azdır. Güçlü dillerde, böyle meydana getirilen harf topluluğuna kısaltma denir; Türkçe’de olduğu gibi.</p>
<p>Türkçe’de yeni kavramlara karşılıklar, dilin özellikleri iyi öğrenilmişse kolayca bulunur. Tabii, dilini, bilimiyle, fenniyle, edebiyatıyla iyi öğrenmek, onu iyice bilmek, onun eşsiz yetenek ve inceliklerine âşık olmak bahtiyarlığına ermek içinse, her konuda eğitimi Türkçe olarak görmüş olmak gerekir. En az bir tane başka dili öğrenmenin hem bilim için hem karşılaştırma sonucu kendi dilini de daha iyi idrak etmek açısından faydası vardır. Her düzgün ülkede dil, mesleğine yardımcı olacak kadar, ayrıca yabancı dil derslerinde öğrenilir. Eğitim dili resmi dil veya anadilden olmazsa, o kişi değil Türkçe kelimelerden terimler türetmek, konuşurken, yazarken aklına mevcut Türkçe sözcükler bile gelmez, hâlâ tam anlamadığı yarım yamalak İngilizce laflar söyleyiverir. Hele bir de öyle garip bir eğitim  düzeni içine sokulan aşağılık duygusunu önleyememişse, telafi kabilinden, bu çirkin İngilizce lafları kullanmakla da böbürlenir. İşte yabancı dille eğitim tuzağının sonunda, bir nesil içinde, güvercin İngilizce’si (Anglomanlıca), yani 250 kelimelik Tarzanca dil ortaya çıkar.</p>
<p><strong>İNGİLTERE-İRLANDA HAKKINDA KISA BİR ÖYKÜ </strong></p>
<p>15. yüzyıldan itibaren İngilizler, defalarca Erin’e tecavüz ettiler. Sonunda İrlanda’yı kendi eyaletleri yaptılar. İlk işlerinden biri şâir sınıfını toplayıp katletmek oldu. Daha sonra bütün coğrafi isimleri Gaelik dilinden İngilizce’ye çevirdiler.(Bknz:Brian FRIEL, Tercümeler). Bütün bu uğraşlarına rağmen İngilizler, 1890’a gelindiğinde İrlandalıları bir türlü kendi kimliklerinden, kültürlerinden, bağımsızlık özlemlerinden vazgeçirememişlerdi, isyanlar durmak bilmiyordu. Bunun üzerine İngilizler, Romalılar gibi düşündüler. Bunların Gaelik dilini unutturalım, o zaman iş biter dediler. Derhal bir Millî (!) Eğitim Kurulu oluşturdular. Kurulda, İngiliz sömürge eyalet yöneticileri ve bir de onların İrlandalı yardakçıları vardı. Kurul derhal bir karar aldı: “Gaelik dilinde eğitim, öğretim yapan tüm okullarda (ilk, orta, lise, evrenkent) eğitim dili, bundan sonra İngilizce olacak.” Dediler. O zamana kadar İrlanda halkının %90’dan fazlası Gaelik konuşurken, bir nesil sonra Gaelik bilenlerin sayısı %30’a düştü. Bu %30 da dağdaki çoban, hamal.</p>
<p>Fakat iş bitmedi, ciğeri yananlar, dillerine, şiirlerine, töresine âşık olan birkaç doktor, yazar, çizer, eğitimci bir araya gelip Gaelik Birliği (Konrath na Gaelge) isminde bir dernek kurup, şehrin çeşitli semtlerine Gaelik’i yeniden öğretmek için okullar açtılar. Millet, iş çıkışlarında bu kurslara gidip yeniden anadillerini öğrendiler. Bu bilinçlenme sonucu Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti kuruldu ve bu devletin resmi dili Gaelik oldu.</p>
<p>Buna, yüzyılllarca devletsiz, birbirlerinden ayrı, teşkilatsız yaşayan İsrailoğulları’nı da örnek verebiliriz. Yüzyıllarca anadilleri olan İbranice’yi, dolayısıyla kültürlerini korudular ve sonunda devlet kurdular. Bugünkü İsrail’in resmi dili, anadilleri olan İbranice’dir.</p>
<p><strong>MİLLÎ KİMLİK </strong></p>
<p>Millî kimlik, Amerika’nın son yıllarda bize yutturmaya çalıştığı gibi bir ırk meselesi değil, bir gelenek, görenek, kültür, töre ve özellikle bir gönül ve onu, gemiyi yüzdüren su gibi, batmadan üstünde tutan  d i l meselesidir. Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.</p>
<p><strong>OSMANLICA &#8211; ÖZ TÜRKÇE vs. </strong></p>
<p>1055 yıllık İslamî dönemde bazı Arapça ve Farsça kökenli sözcükler veya bunların Türkçe’ye uyarlanmış şeklinin Türkçe halk diline kadar girmiş ve Türkçe’ye mal olmuş olması olağandır. Böyle kelimeleri Kazak, Başkır, Özbek, Karaçay, Çeçen, Uygur Türkleri de kullanıyor. Kelime, laf, tabiat, sohbet de Türkçe’dir;  sözcük, söz, doğa, söyleşi de Türkçe’dir.</p>
<p>Dil ve edebiyat üstatlarımız ve kimi duyarlı vatandaşlarımız “kelime mi?” “sözcük mü?” ; “soru mu?”, “sual mi?” gibi tartışmaların içindedir. Halbuki Türkçe’nin karşısındaki asıl tehlike İngilizce’dir.</p>
<p><strong>BİR GÖNÜL MESELESİ </strong></p>
<p>İbn-i Sîna, Gazâlî gibi büyük ve batıya bilimi öğretmiş olan gerçek bilim âlimlerine göre gerçek bilim adamı, fenci ise, hekim ise, yalnız bu dış dünya bilimlerine değil, aynı oranda iç âlemin, gönlün de bilimlerinde yetişmiştir.</p>
<p>Batı, bu konuda geri kalmıştır. Gönül gibi kelimelerin Batı dillerinde karşılığı yoktur. Çünkü Batı’da böyle kavramlar hiçbir zaman olmamıştır. Bu kavram, derin ve eski kültürleri olan Asya milletlerinde vardır. Batı, bu eksikliğin acısını bugün bol bol çekiyor. Sanayide ilerlemiş, madden zenginleşmiş olmalarına rağmen batının insanları ve toplumları huzursuzluk, mutsuzluk içindedir.</p>
<p>Türk dilini unutturup, ulusumuzu bozma oyununa kurban gidersek, gençlerimiz yabancı dildeki, harici veya dahili misyoner okullarında eğitilmeye devam ederse gönül gibi sözcüklerle gönlümüz de yok olup gider.</p>
<p><strong>MİSYONER OKULLARI </strong></p>
<p>Atatürk, bilim dilinin Türkçe, tüm derslerin her düzey okulda Türkçe olmasına büyük özen göstermiş, hatta 1934’te oturup bir geometri kitabı yazmış, bugün kullandığımız üçgen gibi kelimeleri kendi türetmiştir.</p>
<p>Atatürk, yabancı dilli misyoner okullarına özenilmesin diye, Türk Eğitim Derneği’ni ve onun özel okulu olan TED Yenişehir Lisesi’ni kurmuştu. Bu okul, yabancı dil öğretimine önem veriyor, ama bu, her akıllı ülkede olduğu gibi, takviyeli yabancı dil derslerinde yapılıyordu. Bütün fen, edebiyat, felsefe vb  dersler tam Türkçe idi. İşte bu gaye ile kurulan böyle ve başarılı bir okula İngiliz-Amerikan çengeli 1953’te atılıp, dersler İngilizce’ye çevrildi. Okula Ankara Koleji dendi. O zamana kadar yurtta, böyle bir misyoner tipi Türk okul yoktu. Kolej kelimesi, Robert Kolej gibi, misyoner okulu demekti. Sonra, açılan bu İngiliz deliğinden kova gibi su girdi. Anadolu Liseleri vb aldı başını yürüdü. Millete de yabancı dil öğrenmenin yolu buymuş gibi yutturuldu. Geleceğimizin teminatı Türkçe kalemizde bu deliği açmayı başaran Oxfordlu Mr. Browning’e 20 yıl sonra, İngiliz Kraliçesi madalya verdi. Törene katılanlar, “Ufak bir okulda İngilizce dersi veren garip bir öğretmene, koskoca kraliçe niye madalya verir?” diye sormadılar. Arkasından Orta Doğu Teknik Üniversitesi geldi; toptan Amerikanca. O zamanlar hâlâ bir bahâne gerekiyordu. Dediler ki; Buraya Ortadoğu’dan yabancı öğrenciler gelecek&#8230;” yani biz, birkaç yabancı öğrenci için kendi dilimizi feda edeceğiz. Halbuki, herhangi bir yabancı ülkede, öğrencilere eğitim verme fedakarlığı sağlanıyorsa, onların, o ülkenin dilini öğrenmeleri şart koşulur; o ülkenin kültürünü seven taraftarlar oluşturulur.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz böyle alıştırmaların ardından, halk iyice uyutulunca, artık bahane bile göstermeksizin, okulların eğitim dili İngilizce yapılmaya başlandı.</p>
<p>Türkçe’yi, dolayısıyla Türk’ün geleceğini satanlar, torunlarının refah içinde yaşayacağını zannetmesinler. Bugün Havai’de aynı sorun vardır. Ülkelerini Amerikan misyonerlere satan asilzâde ve prenseslerin torunları, Havai’de hamallık yapmaktadır.</p>
<p><strong>YABANCI DİL ÖĞRETİMİ </strong></p>
<p>Atatürk, yeni Türkiye’nin her dalda batı uygarlığı düzeyine çıkacak gençlerinin önemli birer araç olarak, yabancı dilleri de iyi öğrenmeleri gerektiği üzerinde durmuştur. Bu öğretim, gelişmiş diğer ülkelerde olduğu gibi olmalıdır. Yabancı dil öğretimi, yabancı dille öğretim olmamalıdır.</p>
<p>Yabancı dil öğretimi; yabancı dille öğretim, yabancı öğretim haline gelmemeli, Türk dilinin yerine geçerek, onu yıkma, eritme, zayıflatma vesilesi olmamalıdır. Yabancı diller, Türklük şuuru ve benliği içinde, teknik ilerlemede bir araç olmalıdır. Türk devlet ve milletine hizmet etmeyecekse,yabancı dil neden öğrenilsin? ABD’nin kendi kültürünü yaymak ve iç düzenini korumak için hazırladığı filmleri, kendi dillerinde izleyip, kültürlerini daha çabuk almak için mi? Yoksa örütbağda dolaşırken, yine bizi her alanda pazar olarak gören Amerikan ve İngiliz kültür ve mallarını pazarlayan reklam yığınlarını daha iyi anlamak için mi?</p>
<p>Birkaç derste eğitim dilinin İngilizce olması, Türk çocuklarının İngilizce’yi daha iyi öğrenmesini sağlamaz mı?</p>
<p>Öyle şey olmaz. Yabancı dil öğrenmenin böyle bir yolu yoktur. Mesela fen veya sadece fiziği ele alalım. Çocuk aynı anda zaten zor olan fiziği mi öğrensin, İngilizce’yi mi? İkisini de öğrenemez, sadece ezberci olur. Kendi dilinde düşünemeyen, her an dolaylı da olsa, kendi dil ve kültürünün değersiz olduğu kendisine telkin edilen çocukta kimlik, benlik, haysiyet duyguları nasıl gelişir?  zaten böyle bir şey, birkaç sömürgeyi saymazsak, dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.</p>
<p>Mesela;<br />
Coelenterates<br />
Coelentares are aquatic animals most of which live in the sea. Their bodies, usually circular and arranged around a central axis, are either vase-shaped (sessile polyps) or inverted as a bowl shape (mobile medusae). Coelentares are characterised by the presence of a digestive cavity with only one opening. This opening serves as both mouth and anus. (High Scholl Biology 1 – Oran (Syf:127), Ahmet ARIK, Rahim POLAT)<br />
Şimdi, anadili İngilizce olmayan bir çocuk, bunu bir okumada nasıl öğrenecek. Okuduğunu Türkçe’ye çevirmeye mi uğraşsın? En iyi, en çabuk, en faydalı öğrenme anadille olur. Yukarıdaki bilgi, neden ama neden Türkçe verilemesin? Türkçe’nin bunu ifade etme gücü yok mu yoksa? Bu, duyarlı her insanın tüylerini diken diken edecek bir durumdur.</p>
<p><strong>YABANCI EĞİTİME RAĞBET </strong></p>
<p>Bir çocuk, bir genç, bir insan, içine sinmeyen, gönlünü okşamayan, kendinin olmayan bir yabancı dil ile, bilgiyi nasıl öğrenir? Öğrenmez, sadece, o da yapabilirse, ezberler.</p>
<p>İkinci Dünya Harbi’nden sonra Ruslar, Orta Asya’da eğitim dili Rusça olan okullar açtılar. Gerçi, Özbekçe, Türkmence gibi çoğu Türk dilinin lehçelerinden olan dillerde eğitim yapan okullar hala vardı ve oradaki Türkler çocuklarını Türkçe eğitim veren okullara gönderiyorlardı; ama Ruslar, her türlü imkanı Rusça eğitim dilli okullara veriyor, Rusça eğitim veren okullardan mezun olanlara büyük iş sahaları tanınıyor, bu okullarda okuyanlar, hatta mezun olmadan iş buluyorlardı. Durum böyle olunca halk, Rusça eğitim veren okullara ilgi göstermeye başladı. Sonunda Türk dilli okullar, ikinci sınıf okul durumuna düşürüldü. Veliler, gençler daha imtiyazlı, itibarlı Rus okullarına özenir oldular.</p>
<p>Bahsedilen stratejiyi, daha sonra özellikle İngilizler, hemen arkasından da, onların tarihi rolünü devralan Amerikalılar uyguladılar. Öyle bir izlenim yaratıldı ki; sanki artık dünyanın dili İngilizce olacak, başka dillere gerek kalmayacak. Bu tasarı, dünya üzerinde en çok, nedense Türkiye’de başarılı oldu. Bunda, en büyük önemin Türkiye’ye verilmiş olmasının önemini de unutmamak gerekir. Çünkü Türkler, birçok imparatorluklar kurmuşlar, 10.000 yıllık köklü, adeta matematiksel bir yapıya sahip, eşsiz bir kendini yenileme gücü olan bir dile, derin bir tarihe, kültüre ve töreye varis olmuşlardır. Önce, özellikle İslam ülkelerinde Osmanlı izlerini silerek, Türk kültürünü oralardan kazıma işine giriştirler, sonra sıra, 1953 yılından itibaren, tarihin, kültürün, millî his ve beraberliğin, törenin üzerinde yaşadığı ortam olan Türk dilinin yok edilmesine geldi. Resmî dili, kâğıt üzerinde Türkçe olan Türkiye’nin eğitim dili tümden İngilizce olmaya başladı; bu okullar hızla yaygınlaştı.</p>
<p>İngilizce eğitim veren okullara çok fazla imkanlar tanındı. Bu kolejlere güzel laboratuarlar açıldı, kaliteli öğretmenler ihraç edildi ve öğrencileri senaryonun bir parçası olarak, okuldan çıkar çıkmaz iş sahibi edildi. Bu misyoner okullarında okuyanların İngiltere, Amerika’ya gitmesi kolaylaştırıldı. Kamuoyu, iç çatışmalar, yoksulluklar, iktisadî bunalımlarla meşgul edilip uyutulurken, yabancıların gelişmesi ve Türkiye’nin eritilmesi faaliyetleri devam etti. İş sıkıntısının baş gösterdiği dönemlerde vatandaşlar, güya evlatlarının geleceğini garanti almak, onlara kolayca iş imkanları sağlamak vb düşüncelerle bu şekildeki yerli ve yabancı misyoner okullarına yöneldiler. Talep artınca bu okullar sınavla öğrenci almaya başladılar. Zeki öğrenci ve ilgili veliler birleşince, dersler İngilizce dahi olsa, öğrencilerin başarısı arttı. Başarı artıyor göründükçe talep arttı, talep arttıkça bu okullardaki giriş sınavları zorlaştırıldı ve maalesef en zekî çocuklarımız bu okullara gider oldu. Öğrencilerin tamamı zekî, velilerin tamamı ilgili olsun, bütün okullar başarılı olur. Buradaki, sözde başarı ne okulun ne de İngilizce’nindir. Başarı bizim gençlerimizin ve maalesef misyonerlerin tuzağınındır; ama asıl başarı İngilizce eğitimdeymiş gibi gösterildi. Böyle okullar arttı. Kendi vatandaşlarımız bile kendi paralarıyla böyle okullar kurarak yabancı misyonerlere hizmet etmeye başladılar. Bol imkanlı, Türk sermayeli, İngilizce eğitim veren özel okullar açıldı. Bu millî değil ticarî olan okulların yöneticileri köyden, şehirden zeki öğrencileri burslu okutup, başarılı gördükleri diğer öğrencilerin okul ücretlerinde de büyük indirimler yaptılar. Yerli İngiliz ve Amerikan yardakçıları sayesinde de, böyle gençleri hemencecik iş sahibi yaptılar. Çoğu Amerikan ve İngiliz olan şirketler, bu okullarda okuyan gençlere burs verdiler&#8230; Sonuç olarak ise, zekası misyonerler tarafından bile fark edilen nadide gençlerimiz ve çocuklarımız, okulu il veya ilçe çapında dereceler yaparak bitirirler ve o okullar, bu başarıyı dev bez ilanlarla caddelerde sergilerler. Halka, başarı kendi eğitimlerinin başarısıymış gibi gösterilir; yoksa çocuk sıradan biridir, zeki filan değildir. Bu çocuğun diğer öğrencilerden hiçbir farkı yoktur da, İngilizce eğitim sayesinde, bu çocuk birinci, ikinci olmuştur. Bu bez ilanları okuyan, zaten uyutulmuş vatandaşlarımız da, yiyip içmelerinden keserek artırdıkları paraları bu okullara vererek, zeki, çalışkan, pırıl pırıl çocuklarını misyonerlerin eline teslim ettiler. Halkta, “bizim çocuk zeki, elimizi biraz sıkalım da, çocuğumuzu filanca koleje yazdıralım, çocuğumuz heba olmasın” zihniyeti oluştu ve zekî çocuklarımız, bu okulların başarılı gözükmesine alet edildiler. Bu okullara çocuklarını yazdıranlar, övünerek bundan bahsetmeye başladılar. Veliler ve çocuklar, İngilizce öğretim vesilesiyle, farkına varmaksızın, Türklükleriyle utandırıldıkları için, en azından İngilizce eğitim veren bir okula gittikleri için kendilerini üstün görmeye, diğerlerini de aşağı görmeye dahi başladılar. Bu okullardan aşağılanmış bir şekilde mezun olanlar, aşağılık duygusu içinde ABD’ye gidip orada eğitim görmeye heves ettiler. Artık Türkiye’de İngilizce eğitim veren okullar dahi, onların aşağılık duygularını bastırmaya yetmez olmuştu.</p>
<p><strong>HAZIRLIK SINIFI </strong></p>
<p>İlköğretimi veya liseyi yeni bitirmiş çocuklara soruyoruz, kaçıncı sınıftasınız diye. Hazırlık sınıfındayız diyorlar. “neye hazırlanıyorsunuz?” &#8230;”İngilizce öğreniyoruz.” &#8230; “Başka ne?” &#8230; “Hiiç”</p>
<p>Şaşırmamak elde değil. Bu nice iştir. Bu ülkenin eğitim imkanları fazla mı geliyor ki, böyle fazladan birkaç sene daha okul, öğretmen, öğrenci vakti dolduruluyor? Yüz binlerce öğrenci gidecek okul, evrenkent bulamazken, eğitim imkanlarının %40’ı bu hazırlık sınıfı garabetine ayrılıyor. Dünyanın hiçbir yerinde hazırlık sınıfı diye inanılmaz bir israf, bir saçmalık, daha doğrusu milletine bir ihanet görülmemiştir. Olsa olsa, bir ülkeye yabancı bir öğrenci gelir, oranın tabii olarak eğitim dilini anlamaz, onun için de, orada okula başlamadan önce 6 ay kadar, oranın dil kursuna gidebilir. Tabii bu da bir israf, olağan dışı bir durumdur. Kendi ülkesinde, bir an evvel, kendi dilinden eğitimine başlasa daha iyi olur. Görülüyor ki, Türkiye’de, Türk öğrenci, kendi ülkesinde yabancı durumuna düşürülmüştür. Bu garip durum Türkiye’de İngiliz parmağı ile 1953 yılında başlattırılmıştır. Bir ülkenin eğitim dili, her yerde olduğu gibi, kendi dili olmalı ki, böyle saçmalıklar olmasın, çocuğu, genci, velisi böyle bir hainliğe kurban gitmesin. Ülkenin vakti ve parası hebâ olmasın.</p>
<p><strong>YERLİ VE YABANCI EVRENKENTLER </strong></p>
<p>Türkçe eğitim görmüş, bilime âşık, bilgiye aç bir genç, evrenkenti kazanır, bilim için bu evrenkentin kapısına gelir, ona, “dur!” derler. Önce 1 sene İngilizce hazırlık oku. Nedeni ise şunlarmış: Türkçe bilim dili olamaz, müsait değil; başka ülkelerden yabancı öğrenciler gelecek vb. Oysa, Türkçe’nin bilime ne kadar müsait bir dil olduğunu, aksine İngilizce’nin bilim dili olarak uygun bir dil olmadığını daha önce izah etmiştik. Bir de, Batı dünyası, birbirlerine cennetten arsalar satarken, birbirlerinin kafalarını giyotinlerle uçururken ve hatta daha önceleri, Türk bilim ve gönül adamları, Türkçe ile bilim yapıyorlardı. Ne oldu da, 10.000 yıllık geçmişi olan, batılı bilim adamlarının ilmi öğrendiği Türkçe, bir anda 500 yıllık geçmişi olan, hiçbir doğru düzgün kuralı olmayan, kelime türetme yeteneğinden yoksun, iğrenç bir dile yerini bıraktı?</p>
<p>İngilizce öğretim yapan okullarda okuyup, iyice aşağılık duygusuna kapılan gençlerimiz ve velileri, ABD üniversitelerine heves ettiler. ABD’de bir üniversite olsun da, ne olursa olsun. Gencin yeteneklerine uygun mu? O üniversiteye gitmesinin ülkesine bir faydası olacak mı? Gencin ve velilerin istediği, ABD’de gerçekten bilim öğrenmek midir? Yoksa sadece, Ben ABD’de okudum. Bizim çocuğumuz ABD’de okudu. Demek için mi gönderiliyor çocuklar? Bunlar gibi sorular çok fazladır. ABD’de olsun da önemli değil. Koskoca Amerika’da kötü üniversite olacak değil ya! Halk bu düşüncededir. Üniversite, bilim yapılacak alanın ne olduğu önemli değildir. Vs. genç, Amerika’ya gider, bir profesörün çalışmasına yardım eder, ki bu çalışma Amerika’yla ilgilidir, Türkiye’yle ilgili değil. Gencimiz burada doktora vs alıp yurda döner. Asıl amacı, orada başlattığı çalışmayı devam ettirmektir. İmkan bulamaz, tekrar kaçar. Şimdi burada kim kaybetti? Kim kazandı? Ülkemizde aşağılanarak Türk kültüründen uzaklaştırılıp, yurt dışına, amaçsızca gönderilen çocuklarınızın sonunda düşecekleri boşluk ve kişilik bozukluklarının nelere sebebiyet vereceğini bir düşününüz.</p>
<p><strong>DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR </strong></p>
<p>Anadolu Liseleri, Kolejler, yabancı dilde eğitim veren evrenkentler, özel okullar ve dershaneler, hiçbir haysiyetli ülkede rastlanmayan, kaynakları yerli, mahiyetleri yabancı, İngiliz misyoner türü okullardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bırakın da bari misyonerliği, İngilizler, kendi paralarıyla yapsınlar. Bizim kuruluşlarımız, milletimizin kendi kendini tarihten sildirecek bir soykırım harekâtına niye kendi parasını harcıyor? Kamuoyu öyle bir aldatılmıştır ki, herkes, başka bir şey öğrenmemek pahasına da olsa, yalnız ve yalnız bir sokak İngilizce’si öğrenmeyi, kendi dilini, edebiyatını, tarihini, kimliğini bilmemeyi, bir yılışık özenti, bir taklitçilik, bir acenta kafalılık içinde kıvranmayı marifet sayar olmuştur. Onun için de, bu misyoner okullarına sun’i bir rağbet  yaratılmıştır. Bazı Türkler de, sırf maddî getirisi için, milletinin geleceğini satmaktan çekinmemişlerdir. Şimdi, öğrencisi velisi, bu ihanet sistemi okullara girebilmek için, İngilizce hazırlık sınıfında dersleri atlamak için, dershanelere gitmektedirler. Koskoca aylar, ana kuralları, bilim temellerini ve düşünmeyi öğrenmek için değil de, sadece giriş sınavını geçmek için harcanmaktadır.</p>
<p>Millî okullarda öğrenim gören öğrenciler ve öğretmenler, en şerefli konumda oldukları halde, aşağılık duygusu içine itilmeye çalışılmaktadır. Aynı şeyi Ruslar, Türk illerinde yapmışlar, Rus okullarına gidenler imtiyazlı, Türk okullarına gidenler aşağılık gösterilmişlerdi. Türkiye’de, gazetelere İngilizce olarak reklam veren yerli işverenlerin gerçek amaçlarının ne olduğu iyi düşünülmelidir.</p>
<p>Anadilini bir kenara atıp, ortaokuldan itibaren dersleri yabancı dilde okumak şeklinde bir yabancı dil öğrenme yöntemi hiçbir aklı başında ülkede yoktur. Bugün dışarıda, özel yöntemlerle, bir yabancı dil birkaç ayda, yoğun kurslarda öğretilebiliyor. İngilizce öğrenmek için, kendi dilini dosdoğru konuşamayan, gitgide yarı Türkçe, yarı İngilizce konuşup, bir de bununla böbürlenen nesiller yetiştirmeye hiç lüzum yoktur.</p>
<p>Türkiye, dahili ve harici bedhahları tarafından, tarihte eşi görülmemiş bir oyuna getirilmiştir. Hiçbir zaman sömürge olmamış, büyük devletler kurmuş bir millete, sömürge eğitimi aşılanmıştır. Bu böyle giderse Türk bilimi şöyle dursun, ne Türk dili, edebiyatı, şuuru ne de Türk milleti kalır. Sadece hamburger, koka kola türünden, ithal malları almak için hamallık ve acentalık eden, dünyada hiçbir hakkı, hukuku ve haysiyeti olmayan, itilip kakılan bir insan güruhu meydana gelir.</p>
<p><strong>İNGİLİZCE’NİN GÜNLÜK HAYATIMIZA YAVAŞ YAVAŞ GİRMESİ </strong></p>
<p>İngilizce eğitim veren okulların ve bu okullara giden insanların sayısı arttıkça, İngilizce’nin Türkçe’nin yerini alacağını defalarca ifade ettik. Aşağılık duygusuna kapılan insanlarımız, İngilizce kelimeleri kullanmayı âdet haline getirmeye başladılar. Bazı sözde aydınlarımız da, tam olarak vâkıf olamadıkları konularda, halk kendini anlamasın diye ve de güya kalitesini artırmak için, İngilizce kelimeleri kullanma yolunu seçmişlerdir.</p>
<p>Hepimizin, sık sık duyduğu, artık sokaklara kadar inmiş olan bazı İngilizce kelimelere örnekler çoktur.</p>
<p>Vekiller heyeti, bakanlar kurulu = <strong>KABİNE</strong> (Batıdaki karşılığı heladır.)<br />
Mebus, millet vekili = <strong>PARLAMENTER</strong> (Batıdaki karşılığı laf üreten demektir.)<br />
Matbuat, basın-yayın = <strong>MEDYA</strong><br />
Muhaberat, iletişim = <strong>KOMÜNİKASYON</strong><br />
İçtimaî, toplumsal = <strong>SOSYAL</strong><br />
Kanunî, hukukî, yasal = <strong>LEGAL</strong><br />
Meclis-i mebusan, millet meclisi, meclis = <strong>PARLEMENTO</strong><br />
Mesele, sorun = <strong>PROBLEM</strong><br />
Usul, yöntem = <strong>METOT</strong><br />
Asgari, en az = <strong>MİNİMUM</strong><br />
Seçenek = <strong>ALTERNATİF</strong><br />
Faaliyet, etkinlik = <strong>AKTİVİTE</strong><br />
Karmaşa = <strong>KAOS</strong><br />
Eşgüdüm = <strong>KOORDİNASYON</strong><br />
Encümen, kurul = <strong>KOMİTE</strong>, <strong>KOMİSYON</strong><br />
Kurultay = <strong>KONGRE</strong><br />
Müdür, yönetmen =  <strong>DİREKTÖR</strong><br />
Teşkilat, örgüt = <strong>ORGANİZASYON</strong></p>
<p>Daha önce, hiç olmazsa imlâlarını, söylenişlerini Türkçe’ye uyarlıyorduk; şimdi aynen İngilizce yazılış ve telaffuzu kullanmakla kendilerine böbürlenme fırsatı çıkaranların sayısı git gide artmaktadır. Mesela, basın yayından bahsederken, medya yazdığınızı gören küçücük bir çocuk bile sizinle dalga geçiyor, çünkü o medya diye değil media diye yazılırmış.  İşte, bizim yabancı dille eğitim bu işe yarar, başka bir şeye değil.</p>
<p><strong>YENİDEN KURTULUŞ SAVAŞINA BAŞLAYALIM </strong></p>
<p>Dilimizi ve dolayısıyla benliğimizi, Türklüğümüzü korumak ve yok olmamak için yapılacak çok şey var.</p>
<p>Kamuoyu; yabancı dil, sadece, İngilizce öğretimle öğrenilir diye aldatılmıştır. Konunun vahametini kavrayanlar,  öğrencilere, velilere, eğitimcilere, halka gerçeği anlatmalıdır. Hazırlık sınıfı diye bir uygulamanın başka hiçbir ülkede olmadığını ve bunun büyük bir israf olduğu anlatılmalıdır.</p>
<p>Konuşurken İngilizce kelimeler kullanmak övünülecek bir şey değil, ayıplanacak bir şey olmalıdır. Böylelerine bu, kibarca izah edilmelidir.</p>
<p>Kalıplaşmış gibi görünen kelimeler yerine, bunların Türkçelerini kullanmanın güzelliği fark edilmeli ve böyle kelimelerin Türkçe’sini kullanırken kesinlikle çekinilmemelidir. Otele konukevi, Üniversiteye evrenkent, internete örütbağ demek gibi.</p>
<p>Türk dünyasının baş sorunu, yabancı dille eğitimdir. Lafları ve giysileri nasıl olursa olsun, millî eğitimi savunmayan herkese karşı dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>İngilizce yazılarla ve ABD, İngiliz vb başka ülkelerin bayraklarıyla süslenmiş hiçbir giysi satın alınmamalı, bunun önemli bir beyin yıkama aracı olduğu bilinmeli; işyerlerine İngilizce isimler verilmemeli; duvarlara, araba camlarına İngilizce kelimeler yazılmamalı, bunun bizi küçültecek bir şey olduğu bilinmeli ve bu tür giysileri giyip, İngilizce kelimeler kullananlar da kibarca uyarılmalıdır. Aynı anda da, Türkçe kelimelerle süslenmiş giysilere özenilmesi için girişimde bulunmalıdır.</p>
<p>Abonesi olduğumuz gazete veya dergi gibi basın yayın unsurları, İngilizce sözcükler kullanıyorsa, bu kuruluşları uyarmalı, değişiklik yapmıyorlarsa, abonelik sonlandırılmalıdır.</p>
<p>Halkımız Osmanlıca, Öz Türkçe diye diye oyalanırken İngiliz atını alan, Üsküdar’ı geçti. Halkımız, gece yarısı ilerleyen bu atı fark edecektir. Onun için, on bin yıldır nice badireler atlatan Türk dili ailesi, yine muhakkak kurtarılacaktır. Bu en büyük ve en şerefli kurtuluş savaşı, tüm yurda yayılacak ve o nadir, matematiksel yapısıyla Türkçe, dünyanın bilim dili olacaktır.</p>
<p>İngilizce eğitim nedeniyle, Türkiye’de bilim adamı yetişememektedir. Türkiye, dünyada gerektiği kadar itibar görmeyen bir ülke konumundadır. Halbuki Türkiye, hiç de bu hallere düşmesi gereken bir ülke değildir. Bu perişanlık, Türkiye’nin gerçek şartlarından değil, kendine güven ve onur duygularının yitirilmesine yol açan bazı kafa ve gönül bozukluklarından doğmaktadır. Önünde birçok imkanlar olan Türkiye, yeniden dünyanın merkezi durumuna gelmiştir. 2000’li yıllarda, artık birçok şeyi görmeye başlamış olan halkımız tabandan zorlayacak ve eninde sonunda Türkiye’nin, tarih boyunca olduğu gibi, şimdi de dünya üzerinde hak ettiği yerini alacaktır.</p>
<p>Türk aydınlarına, bilimcisine, hekimine, meslek sahibine ve herhangi bir vatandaşa sesleniyorum. Eğitiminiz, siyasî görüşünüz ne olursa olsun, içinizde vatanseverlik, insanlık kişiliği ve haysiyet duyguları oldukça geliniz, birlik olunuz, derneklerinizle, evrenkentlerinizle, vakıflarınızla veya herhangi bir başka yoldan, toplu sesler çıkarınız. Türk milletinin bekâsı ve geleceği meselesi olan Türk diline sahip çıkınız, İngilizce eğitimin ne büyük bir felakete yol açabileceğinin farkına varınız, masum halkımızı uyandırınız. Türk gençleri artık, matematiği, fiziği, Türk edebiyatını, tarihini, hatta dinini, İngilizlerin kitaplarından öğrenmemelidir. Türk devletinin Türk okullarında, Türk öğretmenin Türk öğrenciyle İngilizce veya başka bir dilde (Yabancı dil dersleri hariç) konuşması gibi haysiyet kırıcı bir ruhsal baskıdan öğretmeni, öğrencisi kurtarılmalıdır.</p>
<p>Ey haysiyetli, vicdanlı, vatansever kardeşlerim! Son iki, üç bin yılda birkaç kere olduğu gibi, bu sefer de Türk’ün dili, kültürü, şerefi ve geleceği kurtarılacaktır.</p>
<p>Türk genci, hem eski, hem yeni Türkçe’yi çok iyi bilecek, her meslekte, her dalda güzel ve sürekli gelişen Türkçe’yi kullanırken, her kelimenin bir bal damlası gibi, tadını ağzında hissedecek, Türkçe’yi dünyanın kardeşlik ve insan sevgisi dili yapacaktır. Selçuklu atalarımız zamanında olduğu gibi, okullarımıza, dünyanın her yerinden yabancı öğrenciler gelecek, Türkçe olarak, yalnız en yeni bilim ve teknikleri değil, insanlığı da öğrenip ülkelerine döneceklerdir.</p>
<p>Her yaştan Türk gençleri, yıllardır üzerimizde oynanan hainlik oyunlarından yılmayınız. Karanlık bir mağarada yakılan bir kibrit, nasıl birden etrafı gösterirse, doğruluk ışığı öylece, bize gerçek ve haysiyet yolunu gösterecektir. Her yeni buluşu, her yeni tekniği insanları ezmek için değil, milletimizin, Türk dünyasının ve insanlığın maddî ve manevî refahı için kullanacağız. Çünkü bize, atalarımızdan ve binlerce yıllık Asya ve sonra üç kıtayı barıştıracak zenginlik ve derinlikteki kültürümüzden koca bir gönül, bir insan anlayışı ve insanlık sevgisi miras kalmıştır.</p>
<p>Bilimci ve üzerinde eğitim verme yükümlülüğü olan herkes, Atatürk’ün şu vasiyetini hiç unutmamalıdırlar:</p>
<p>Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam; fakat siz ölene dek, Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, medeniyete ancak bu yolla kavuşabilir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bella Ciao &#8211; Hoşçakal Güzelim</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2007 11:51:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaz yolda giderken bir radyoda dinlemiştim, adını unuttuğum.
Gerçekten hoşuma gitmişti bu parça. Sonradan öğrendimki bu müzik aslen italyanca bir parçaymış. İkinci dünya savaşı Nazi&#8217;lere ve Mussoliniye karşı İtalyan direniş şarkısı olarak ün salmış. Kısacası siyasal içerikli bir parça. Lakin, ben müziği sevdim, ardında yatan ideolojiyi değil.
Parçanın dinlediğim versiyonunu çok aradım, lakin bulması zor bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz yolda giderken bir radyoda dinlemiştim, adını unuttuğum.<br />
Gerçekten hoşuma gitmişti bu parça. Sonradan öğrendimki bu müzik aslen italyanca bir parçaymış. İkinci dünya savaşı Nazi&#8217;lere ve Mussoliniye karşı İtalyan direniş şarkısı olarak ün salmış. Kısacası siyasal içerikli bir parça. Lakin, ben müziği sevdim, ardında yatan ideolojiyi değil.</p>
<p>Parçanın dinlediğim versiyonunu çok aradım, lakin bulması zor bir parçaymış! Am buldum sonunda, paylaşayım dedim, belki seveni vardır başka.</p>
<p><strong>Anita Lane</strong> seslendiriyor, <strong>Bella </strong><strong>Ciao:</strong></p>
<blockquote><p><em>early one morning<br />
i was awakened<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
early one morning<br />
i was awakened<br />
and found the enemy was here</em></p>
<p><em> oh partisan<br />
take me from this place<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
oh partisan<br />
take me from this place<br />
becuase i feel i&#8217;m dying here<br />
<span id="more-24"></span><br />
and if i die<br />
up on that mountain<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
and if i die<br />
up on that mountain<br />
then you must bury me up there</em></p>
<p><em> bury me high<br />
upon that mountain<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
bury me high<br />
upon that mountain<br />
and let a flower mark my grave</em></p></blockquote>
<p><a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3"><strong><br />
</strong></a>Parçayı dinlemek istiyorsanız buyrun <a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3">Anita Lane &#8211; Bella Ciao</a></p>
<p>Şarkının asıl italyanca versiyonunun sözleri ise</p>
<blockquote><p><span style="font-style: italic">Una mattina mi son svegliato, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Una mattina mi son svegliato, </span><br />
<span style="font-style: italic">E ho trovato l&#8217;invasor. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">O partigiano portami via, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">O partigiano portami via, </span><br />
<span style="font-style: italic">Che mi sento di morir. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">E so io muoio da partigiano, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">E se io muoio da partigiano, </span><br />
<span style="font-style: italic">Tu mi devi seppellir. </span><br />
<span style="font-style: italic"> </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi seppellisci lassù in montagna </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi seppelisci lassù in montagna </span><br />
<span style="font-style: italic">Sotto l&#8217;ombra di un bel fior. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">Tutte le genti che passeranno </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Tutte le genti che passeranno </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi diranno «che bel fior!». </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">E questo è il fiore del partigiano </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">E questo è il fiore del partigiano </span><br />
<span style="font-style: italic">Morto per la Libertà. </span></p></blockquote>
<p>Parçanın ingilizce çevirisi olan bir versiyonunu kendim tercüme ettim, oda burada. Buyrun..</p>
<blockquote><p><em>bir sabah uyandığımda<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><em><br />
bir sabah uyandığımda<br />
</em><em> düşmanı yurdumda buldum<br />
</em></p>
<p><em><br />
oh partizan<br />
</em><em>götür beni buralardan<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>oh partizan<br />
</em><em>götür beni buralardan<br />
</em><em>çünkü ölümün yaklaştığını hissediyorum<br />
</em></p>
<p><em><br />
ve eğer ben o dağın tepesinde<br />
</em><em>bir partizan olarak ölürsem<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>ve eğer ben o dağın tepesinde</em><em><br />
bir partizan olarak ölürsem</em><em><br />
o zaman beni sen gömmelisin<br />
</em></p>
<p><em><br />
beni o dağa göm<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>beni o dağa göm<br />
</em><em>güzel bir çiçeğin gölgesinin altına</em></p>
<p><em>ve oradan geçecekler<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>ve oradan geçecekler<br />
</em><em>sana ne kadar güzel bir çiçek bu desinler</em></p>
<p><em>bu partizanın çiçeğidir<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>bu partizanın çiçeğidir<br />
</em><em>özgürlük için ölen<br />
</em></p></blockquote>
<p>Parça aynı zamanda dilimizede çevrilip<strong>!</strong> seslendirmiş, lakin bakılacak<br />
olursak parçanın sözleri aslıyla pek bir alakasız konuma getirilmiş! İngilizceyi ve iki farklı çevirisini okursanız farkı anlarsınız sanırım&#8230;</p>
<blockquote><p><em>işte bir sabah uyandığımda</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>elleri bağlanmış buldum yurdumun</em><br />
<em>her yanı işgal altında</em></p>
<p><em>sen ey partizan beni de götür</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>beni de götür dağlarınıza</em><br />
<em>dayanamam tutsaklığa</em></p>
<p><em>eğer ölürsem ben partizanca</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>sen gömmelisin ellerinle beni</em><br />
<em>ellerinle toprağıma</em></p>
<p><em>güneş dogacak açacak çiçek</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>gelip geçenler diyecek merhaba</em><br />
<em>merhaba ey kızıl çiçek</em></p>
<p><em>o kızıl çiçek partizanındır</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>yiğit yoldaşlardan armağandır bize</em><br />
<em>simgesidir özgürlüğün </em></p>
<p><em>o kızıl çiçek partizanındır</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>düşen yoldaşlardan armağandır bize</em><br />
<em>simgesidir sosyalizmin</em></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Parçayı dinlemek istiyorsanız buyrun <a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3">Anita Lane &#8211; Bella Ciao</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portable Programlar ve Portable Firefox</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/portable-programlar-ve-portable-firefox/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/portable-programlar-ve-portable-firefox/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2007 11:40:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/portable-programlar-ve-portable-firefox/</guid>
		<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160; Portable terimini daha önce duymuşmuydunuz? Yahut duyduysanız kullanıyormusunuz? Portable programlar (Portable Software), yükleme gerektirmeksizin, tıkla ve çalıştır usülü her yerde çalışabilen programlar. Mesela USB belleğinize kopyalayacağınız bir kaç portable program yardımı ile gittiğiniz her yerde çok rahat edebilirsiniz! Pek fazla zaman olmadı bende kullanmaya başlayalı. Lakin şu an pek&#8217;de vazgeçecek gibi gözükmüyorum, dahada ötesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Portable</strong> terimini daha önce duymuşmuydunuz? Yahut duyduysanız kullanıyormusunuz? <strong>Portable programlar</strong> (Portable Software), yükleme gerektirmeksizin, <strong>tıkla ve çalıştır</strong> usülü her yerde çalışabilen programlar. Mesela <strong>USB belleğinize</strong> kopyalayacağınız bir kaç portable program yardımı ile gittiğiniz her yerde çok <strong>rahat edebilirsiniz</strong>! Pek fazla zaman olmadı bende kullanmaya başlayalı. Lakin şu an pek&#8217;de vazgeçecek gibi gözükmüyorum, dahada ötesi, pek bir sevmeye başladım. Portable programlar sayesinde artık <strong>oturduğum her bilgisayar benim bilgisayarım</strong> oldu.<span id="more-21"></span></p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable1.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable1.png" style="float: left;" /></a>Evvela portable programlarınızı daha rahat kullanabilmeniz için bir menü seçmeniz gerekiyor. Çeşitli menüler mevcut. Lakin ben bunlar arasından <a href="http://www.pegtop.net/start/">PStart</a>&#8216;ı seçtim. Daha önce kullandığım <a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portableapps_homepage_cr-13.gif" rel="lightbox">PortableApps.com</a>&#8216;un menüsü kadar göze hoş gelmese dahi grup oluşturma, programlar arasında arama, not tutma ve hatırlatma özellikleriyle benim seçimim oldu.
<p align="left">Aşağıdaki resimlerden&#8217;de görebileceğiniz gibi gayet zengin bir içeriğe sahip. Aradığınız her program olmasa dahi çoğu programın kendisi yahut işlevsel olarak bir benzeri kullanımınız için portable program olarak mevcut ve sizleri bekliyor.</p>
<p>Şu an için benim kullandığım programları sayacak olursak:<br /><font color="#ff0000"><br /><small><strong>(Uyarı! Portable programları indirebileceğiniz adresler program isminin yanında &#8220;portable&#8221; olarak verilen linklerdedir. Bazı programlar ücretli olduğu için onları indirebileceğiniz bir link, en azından benim sitemde, mevcut değildir.)</strong></small></font><br />
<blockquote>
<p align="left"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable2.png" style="float: left;" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable2.png" style="float: left;" /></a><strong>Internet Kategorisinde </strong></p>
<p>
<ul>	
<li>Firefox <a href="http://portableapps.com/apps/internet/firefox_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small><strong>Firefox</strong>, Internet Explorer&#8217;ın en azılı rakiplerinden. Gelişmiş <strong>eklenti ve tema desteği,</strong> bütünleşik arama motoru, <strong>download yöneticisi</strong> ve şifre yönetimi ile web standartlarına uygun <strong>Internet Tarayıcısı</strong> herkesin <strong>mutlaka kullanması gereken</strong> yazılımlar listesinde başı çekiyor. Eğer henüz denemediyseniz, çok şey kaçırıyorsunuz!</small></li>
<p>	
<li>Filezilla <a href="http://filezilla.sourceforge.net/"><em><small>Portable</small></em><br /></a><small>Filezilla ücretsiz bir <strong>FTP İstemcisi</strong>&#8216;dir. * .zip uzantılı dosyayı indiriniz.<br /></small></li>
<p>	
<li>Flashget <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Gaim <a href="http://portableapps.com/apps/internet/gaim_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small><strong>Gaim</strong> bilgisayarınızdaki sohbet programları karmaşasından sizi kurtarmak üzere oluşturulmuş programlardan birisi. <strong>Bu program yardımı ile aynı anda istediğiniz kadar MSN Messenger, Yahoo! IM , ICQ, GTalk, AIM, IRC gibi protokollere bağlanabilir</strong> ve tüm hesaplarınıza tek bir programla hükmedebilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>HFS  <a href="http://www.rejetto.com/hfs/?f=dl"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>HFS, Nâm-ı diğer &#8220;<strong>Http File Server</strong>&#8221; sayesinde dosyalarınızı http protokolü üzerinden tek tıkla paylaşabilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>Miranda <a href="http://portableapps.com/apps/internet/miranda_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small><strong>Miranda</strong> <strong>bilgisayarınızdaki sohbet programları karmaşasından sizi kurtarmak üzere oluşturulmuş programlardan birisi.</strong> Bu program yardımı ile aynı anda istediğiniz kadar MSN Messenger, Yahoo! IM, ICQ, GTalk, AIM, IRC ve adını ilk kez duyduğum bir sürü protokole bağlanıp tüm arkadaşlarınızı tek pencere altında görebilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>Pando <em><small>Portable</small></em><br /><small><strong>Pando</strong>, Bittorrent ağı benzeri bir mantıkla çalışıyor. <strong>Herhangi birisine herhangi bir dosyayı göndermenizi sağlıyor.</strong> Bunun için ise yollanacak dosyanın kısayolu olarak adlandırabileceğimiz ufak bir dosya oluşturuyor. Oluşturulan bu dosyayı ister email ister başka bir şekilde gönderdiğiniz takdirde alan kişi direk olarak sizin bilgisayarınıza bağlanıp dosyayı çekmeye başlıyor.<br /></small></li>
<p>	
<li>Roboform <a href="http://www.roboform.com/pass2go.html"><em><small>Portable</small></em><br /></a><small><strong>Kişisel Şifre Yöneticiniz</strong> olan <strong>Roboform</strong> sayesinde üye olduğunuz herhangi bir sitenin şifresini kaydetmek yada giriş yapmak çok basit. <strong>İşlemleri tek tuşa indirgeyen</strong> Roboform kesinlikle kullanılması gereken bir yazılım.<br /></small></li>
<p>	
<li>uTorrent <a href="http://www.utorrent.com/"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small><strong>Ünlü Bittorrent istemcisi</strong>, ufak boyutları ve taşınabilir olmasıyla dikkat çekiyor.</small></li>
<p>	
<li>WOS Server II <a href="http://www.chsoftware.net/en/useware/wos/wos.htm"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small><strong>WOS Server</strong> her zaman yanınızda gezdirebileceğiniz nitelikte kişisel bir <strong>Web Server çözümü</strong>. Apache, MySQL, Php, Cgi gibi özellikleri bulunduran sunucunuz her daim yanınızda olsun.</small></li>
<p>	
<li>Skype<em><small> <a href="http://www.robloach.net/projects/portableapplications">Portable</a></small></em><br /><small><strong>Skype; eş zamanlı, sesli ve görüntülü sohbet yazılımı</strong>. Kredi aldığınız takdirde ev ve cep telefonlarını arayabilirsiniz.</small></li>
<p></ul>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable3.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable3.png" style="float: left;" /></a><strong>Grafik Kategorisinde</strong>
<ul>	
<li>Faststone Image Resizer <a href="http://www.faststone.org/FSResizerDetail.htm"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Tek yada çoklu olarak tüm resimlerinizin boyutunu küçültmek, büyütmek, watermark eklemek gibi işlemleri başarı ile gerçekleştiren bir program.</small></li>
<p>	
<li>Faststone Image Viewer <a href="http://faststone.org/FSViewerBeta.htm"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>F.I.V. Adından da anlaşılabileceği gibi bir Resim Görüntüleyicisi program. Irfan View, ACD See gibi çok bilindik programların yaptığı işi yapan bu ücretsiz program daha kararlı ve kullanıcı dostu arabirimi ile resimlerinizi görüntülemeyi işkence olmaktan çıkartıyor.</small></li>
<p>	
<li>Faststone Screen Capture <a href="http://faststone.org/FSCaptureDetail.htm"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>F.S.C Sayesinde hızlı bir biçimde ekran görüntünüzü; yani o sırada ekranda ne gözüküyorsa,  isterseniz ekranın belirli bir kısmını, bir programı yahut tam ekranı JPG veya PNG olarak kaydetmek çocuk oyuncağı.</small></li>
<p>	
<li>CorelDraw Grafik Seti <em><small>Portable</small></em><br /><small>Corel Firmasının ünlü programı Corel Draw ve Corel Capture, Corel Rave, Corel Photopaint, Corel Trace ve Corel BarCode yazılımlarını barındıran bu paket sayesinde gezer bir grafik üssüne dönüşebilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>Gimp <a href="http://portableapps.com/apps/graphics_pictures/gimp_portable"><em><small>Portable<br /></small></em></a><small>GIMP (GNU Image Manipulation) programı Adobe Photoshop&#8217;a rakip olarak gösterilen bir grafik editörü. GIMP, aslen linux/unix tabanlı bir program olduğu için arabirimi alıştığınızın  biraz  değişiği olursa şaşırmayın. Başarılı, lakin benim için kullanması zor bir program.</small></li>
<p>	
<li>Adobe Photoshop CS2 <em><small>Portable<br /></small></em><small>Photoshop, bir fiil olarak sözlüklere adını geçirmeyi başarabilmiş, işlevselliği ve kullanım alanı geniş olan, matbaa&#8217;dan mimarlık alanına kadar sayısız yerde kullanılan hârikulade grafik editörü. </small></li>
<p>	
<li>Adobe ImageReady CS2 <em><small>Portable</small></em><br /><small>Photoshop paketiyle beraber gelen ImageReady digital resim ve grafik dosyalarının daha çok web uyumlu hale getirilmesinde kullanılan bir program.</small></li>
<p>	
<li>Swishmax <em><small>Portable</small></em><br /><small>Swishmax, Macromedia Flash programı ile hazırlayabileceğiniz çoğu şeyi hazırlamanıza olanak veren, hazır şablonları ve kullanımı kolay arayüzü ile Flash hakkında pek bilgisi olmayan kişilerin dahi kolayca animasyon/banner&#8217;lar hazırlamasına olana veren bir program.</small></li>
<p>	
<li>Wink <a href="http://www.debugmode.com/wink/"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Bu program sayesinde ekranınızın, belirli bir programın, ekranda bir kesitin saniye saniye yahut tıklandıkça güncellenen bir biçimde ekran görüntüsünü kaydedebilir ve flash animasyonu olarak paylaşabilirsiniz. Lakin, oluşturduğu dosyaların boyutlarını şahsen pek de ufak bulmuyorum</small></li>
<p></ul>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable4.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable4.png" style="float: left;" /></a><small><strong><big>Genel Programlar Kategorisinde</big></strong></small>
<ul>	
<li>7-Zip <a href="http://portableapps.com/apps/utilities/7-zip_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>7-Zip, Diğer popüler sıkıştırma formatlarınıda destekleyen, .7z uzantısının sahibi, RAR ve ZIP gibi dosya sıkıştırma amaçlı program. </small></li>
<p>	
<li>Abiword <a href="http://portableapps.com/apps/office/abiword_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Wordpad benzeri, gelişmiş metin düzenleyicisi program.</small></li>
<p>	
<li>Ad-Aware <em><small>Por</small></em><em><small>table</small></em><br /><small>Lavasoft Ad-Aware programı, bilgisayarınıza yüklenen zararlı spyware&#8217;leri (bilgisayarınıza yüklenip kişisel bilgilerinizi, gezdiğiniz siteleri ve benzer bilgileri üreticilerine bildiren, bu sayede bilgisayayar ve internetinizin yavaşlamasına neden olan programcıklar) bulan ve temizleyen bir yazılım. Arada bir çalıştırmakta fayda vardır.<br /></small></li>
<p>	
<li>Audacity <a href="http://portableapps.com/apps/music_video/audacity_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Audacity ücretsiz ve kullanımı kolay olan, ses dosyalarınızı düzenlemenize yada ses kaydı yapmanıza olanak sağlıyan bir program.<br /></small></li>
<p>	
<li>CCleaner <em><small>Por</small></em><em><small>table</small></em><small><br />Ücretsiz bir program olan </small><small>CCleaner yardımı ile bilgisayarınızda sizin farkında olmadığınız atık niteliğindeki dosyaları bulup temizleyebilirsiniz.<br /></small></li>
<p>	
<li>Clamwin Antivirus <a href="http://portableapps.com/apps/utilities/clamwin_portable"><em><small>Portable<br /></small></em></a><small>Ücretsiz ve sık güncellenen bir Anti-Virüs çözümü olan ClamWin bir bilgisayara oturduğunuz zaman ilk çalıştırmanız gereken programlardan birisi, memory scanner özelliği sayesinde o anda çalışan programları tarayıp bir virüs/keylogger çalışıyorsa temizleyebilir, yahut bir sistem taraması gerçekleştirebilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>EssentialPIM <a href="http://www.essentialpim.com/?r=products&amp;pr=dvsp"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Bu program vasıtasıyla Outlook&#8217;da  bulunan kişi, randevu, yapılacak işler listeniz ve notlarınızı arada bir senkronize edebilir, nereye gitseniz Outlook&#8217;unuzda bulunan bilgilere erişebilirsiniz. Özellikle benim gibi telefonunuzdaki tüm kişileri Outlookla senkronize ediyorsanız&#8230;</small></li>
<p>	
<li>HDDLife <em><small>Portable</small></em><br /><small>HddLife yardımı ile Harddisk&#8217;lerinizin sağlığını gözetleyebilir, o anki çalışma ısısına ve harddisk teknik bilgilerinize hızla erişebilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>Kaspersky Antivirus <em><small>Portable</small></em><br /><small>Ünlü Anti-Virüs programı Kaspersky Antivirüs, ücretsiz alternatifi olan ClamWin&#8217;e göre daha fazla seçenek sunuyor.</small></li>
<p>	
<li>Keepass <a href="http://keepass.info/"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Kişisel Şifre Yöneticiniz olan KeePass yardımı ile ister internet sitelerinin şifrelerini, ister ATM şifrenizi gönül rahatlığı ile bu programda depolayabilir, istek dahilinde ana şifrenizi girerek sadece siz görebilirsiniz. Otomatik şifreler üretmenizede imkan veren program yüksek şifrelereme algoritması ile ön plana çıkıyor.</small></li>
<p>	
<li>Kernel for FAT Plus NTFS <em><small>Portable</small></em><br /><small>Bu program yardımı ile ister FAT, ister NTFS olarak biçimlendirilmiş disklerinizdeki silinmiş dosyaları geri kurtarabilirsiniz.</small></li>
<p>	
<li>Nero 7 <em><small>Portable</small></em><br /><small>Sanırım bu programı bilmeyeniniz yoktur. Ahead firmasının ünlü CD Yakma (Yazma?) programı Nero&#8217;nun bu Portable versiyonu çoğu zaman çok işe yarayabiliyor. Hele ki gittiğiniz yerde bir CD Yakma programı yok ise.</small></li>
<p>	
<li>Norton Systemworks 2006 <em><small>Portable</small></em><br /><small>Bilgisaranızdaki sorunları bulup düzeltmenize olanak sağlayacak programlar seti.</small></li>
<p>	
<li>Nvu <a href="http://portableapps.com/apps/development/nvu_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>NVU, Ücretsiz bir Web sayfası editörü. WYSIWYG (What You See Is What You Get) arabirimi ile basitçe web sayfaları oluşturmanıza yahut düzenlemenize olanak sağlayan bir program.</p>
<p></small></li>
<li>Macromedia Dreamweaver 8 <em><small>Portable<br /></small></em><small>Macromedia Dreamweaver WYSIWYG </small><small>(What You See Is What You Get) tarzı bir web sayfası editörü. Alanında önder programlardan birisi olan DreamWeaver ile profesyonel web sayfaları oluşturabilirsiniz.<br /></small></li>
<p>	
<li>Openoffice.org Office Programları <a href="http://portableapps.com/apps/office/openoffice_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Microsoft Office alternatifi OpenOffice içinde yok yok! Ücretsiz olması sayesinde çoğu kullanıcının ve şirketlerin göz bebeği olan bu program Writer, Impress, Math, Draw, Calc gibi uygulamalarıyla Word, Powerpoint, Excel gibi uygulamaları aratmıyor.</small></li>
<p>	
<li>Sysinternals Process Explorer <em><small>Portable</small></em><br /><small>Sisteminizde o anda çalışan programları görebilip oturumlarına son verebileceğiniz, dahili Windows Görev Yöneticisi alternatifi bir program olan Sysinternals Process Explorer özellikle bu özelliği kısıtlamış olan yerlerde gayet işlevsel olabiliyor.</small></li>
<p>	
<li>PSPad <a href="http://www.pspad.com/"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>PSPad, notepad&#8217;a alternatif olarak kullanabileceğiniz, lakin notpad&#8217;le kıyaslanamayacak kadar çok mahareti olan, bir çok programlama ve web dilini tanıyıp kod renklendirme özelliğine ve aynı anda birden çok dosya ile çalışıp dahili hex editörüne sahip olması gibi özellikleriyle kesinlikle bilgisayarınızda ve USB Belleğinizde olması gereken bir program.</small></li>
<p>	
<li>Putty <a href="http://portableapps.com/apps/internet/putty_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Putty, pek çok kişinin anlamını dahi bilmediği Telnet ve SSH gibi protokollere bağlanmanıza olanak sağlayan bir programcık.</small></li>
<p>	
<li>Sunbird <a href="http://portableapps.com/apps/office/sunbird_portable"><em><small>Portable<br /></small></em></a><small>Sunbird, Firefox&#8217;u üreten Mozilla firmasının bir başka ücretsiz ürünü. Başlı başına bir takvim uygulaması olan Sunbird sayesinde randevularınızı, hatırlatmalarınızı, doğum günlerini ve önemli günlerinizi yanınızda taşıyın.</small></li>
<p>	
<li>Thunderbird <a href="http://portableapps.com/apps/internet/thunderbird_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>Gene Mozilla firmasının bu sefer Microsoft Outlook tarzı ücretsiz email istemcisi. Thunderbird sayesinde emaillerinize erişmek çok basit.</small></li>
<p>	
<li>TuneUp Utilities 2007 <em><small>Portable</small></em><br /><small>TuneUp Utilities, bilgisayarınızda birden çok temizlik ve optimizasyon yapmanıza olanak sağlayan, bilgisayarınız başlarken açılan programları düzenleyebileceğiniz, sisteminiz hakkında bilgiye erişebileceğiniz, registry&#8217;yi (sistem kaydı) düzenleyebileceğiniz, harddiskinizi hatalara ve gereksiz dosyalara karşı tarayıp temizlil yapabileceğiniz bir program. Daha sayamadığım özellikleriyle gittiğiniz her yerde gerekebiliyor</small>.</li>
<p>	
<li>UltraIso <em><small>Portable</small></em><br /><small>UltraIso, CD ve DVD imaj dosyalarını oluşturmanıza, açmanıza ve aynı zamanda düzenlemenize olanak sağlayan bir program.</small></li>
<p>	
<li>VLC Media Player <a href="http://portableapps.com/apps/music_video/vlc_portable"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>VLC Media Player (VideoLAN Client) bir çok formatı destekleyen, internet üzerindeki (streaming) yahut bilgisayarınızdaki audio/video dosyalarınızı oynatmanıza olanak sağlayan güzel bir program.</small></li>
<p>	
<li>Winamp <a href="http://www.voodoosystems.net/winamp/winamp.htm"><em><small>Portable</small></em></a><br /><small>En bilindik medya oynatıcısı olan program, Winamp. Herhalde açıklamaya lüzum yoktur!</small></li>
<p></ul>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable5.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable5.png" style="float: left;" /></a><br /><strong>Oyun Kategorisinde</strong>
<ul>	
<li>Age of Mythology <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Age of Empires II &#8211; The Conquerors <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Command &amp; Conqueror &#8211; Generals <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Empire Earth <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Medieval II: Total War <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Red Alert 2 <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Red Alert 2 &#8211; Yuri&#8217;s Revenge <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Battlefield 2 <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Syberia II <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Temple of Elemantal <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Hitman: Contracts <em><small>Portable</small></em><em><small></small></em></li>
<p>	
<li>DukeNukem <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Monopoly <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Risk II <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Re-Volt <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Warcraft III &#8211; Frozen Throne <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Darwinia <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Counter-Strike 2D <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>LBreakout 2 <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Mario Worlds <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Sudoku <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>NagaSkaki Satranç Oyunu <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Warsow <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Xenon <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Sokoban <em><small>Portable</small></em></li>
<p>	
<li>Battle for Wesnoth <em><small>Portable</small></em></li>
</ul>
<p></p></blockquote>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gördüğünüz gibi bayağı bir program ve oyun emrime âmade olarak USB Harddisk&#8217;imde beni bekliyor! Herhangi bir yerde, her hangi bir bilgisayarda oturup harddiskimi bağladığım anda o bilgisayarın kişisel bilgisayarımdan bir farkı kalmıyor! Bir <strong>Autorun</strong> dosyası ile aygıt takılır takılmaz açılmasını sağladığım PStart <strong>system tray</strong> kısmına kendisini bir öğe olarak yerleştiriyor. Tıkladığınızda ise aşağıdaki menü açılıyor ve programlara hızlıca erişiminizi sağlıyor.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portable6.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portable6.png" style="float: left;" /></a>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu portable programlar arasında en çok kullandığım 2 program ise şüphesiz <strong>Mozilla Firefox</strong> ve <strong>Roboform</strong>.<br /><strong>Roboform</strong> bir şifre yönetim programı, benim bilmediğim lakin kendisinin bildiği onlarca şifreyi ezberinde tutuyor ve sadece ben istediğim zaman kullanımıma sunuyor. Yapı ve Kredi bankasının <strong>Teleweb</strong> hizmetinin zorladığı gibi sadece Sanal klavye kullanımına izin veren yerlerin dahi şifresini <strong>otomatik olarak dolduruyor</strong>, isterseniz otomatik olarak size şifreler oluşturuyor. Aynı zamanda kendisini Internet Explorer ve Firefox&#8217;a entegre ettiği için işlerinizi çok kolaylaştırıyor. Gene USB&#8217;den çalışan <strong>Firefox</strong> sayesinde gezdiğim her site, sık kullandıklarım, downloadlarım ve muhteşem eklentilerim her daim emrime amade. Portable Firefox&#8217;un normal olarak bilgisayarınıza yüklediğinizden hiç bir farkı yok. Kendisini güncelliyor, eklenti ve temaları yükleyebiliyorsunuz. Onca eklenti yükledim, banamısın demiyor! Gündelik hava durumlarını gösteriyor, emaillerimin hepsini otomatik olarak kontrol edip yeni gelen email varmı yokmu bana bildiriyor, web sitelerindeki istemediğim reklamları engelliyor, gene eklentiler sayesinde dahili <strong>FTP</strong> ve <strong>IRC</strong> sohbet hizmetleri sunuyor, StumbleUpon sayesinde tek tuşla her basışımda karşıma istediğim konular içinden yeni bir site gösteriyor. <strong>Daha ne isteyeyim ?!</strong></p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/roboform.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_roboform.png" style="float: left;" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefox.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefox.png" style="" /></a></p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefox1.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefox1.png" style="float: left;" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefox1clickweather.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefox1clickweather.png" style="" /><br /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefoxpreformancing.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefoxpreformancing.png" style="float: left;" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefoxchatzilla.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefoxchatzilla.png" style="" /></a><br /><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefoxaddons1.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefoxaddons1.png" style="float: left;" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefoxaddons2.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefoxaddons2.png" style="" /></a><br /><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/portablefirefoximagebot.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_portablefirefoximagebot.png" style="float: left;" /></a></p>
<p>Ve en son olarakda <a href="http://www.meebo.com">Meebo</a>!</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/meebo.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_meebo.png" style="float: left;" /></a><strong><a href="http://www.meebo.com/">Meebo</a></strong>, bir grup insanın diğer insanlar için özveriyle oluşturduğu, <strong>ICQ, MSN, GTalk, AIM, Yahoo! IM</strong> hesaplarınızı aynı anda açabildiğiniz, üyelik fonksiyonunu kullandığınız takdirde görselliğini özelleştirebildiğiniz ve listenizdeki kişilerler görüşmelerinizin; isterseniz, sohbet kayıtlarını tutup hafızasında saklayan bir site. Konuşmak, kişi eklemek, kişi silmek çok kolay. Örneğin günümüzde en çok tercih edilen mesajlaşma yazılımlarından MSN Messenger&#8217;ı ele alırsak, Meebo&#8217;nun benim için MSN&#8217;e göre tek eksiği dosya gönderip alamıyor olması. Aynı anda iki adet MSN Messenger, ICQ, Yahoo! IM ve GTalk hesabımla oturum açıyorum. Avatar kullanabiliyorum. Kişileri kategorilere yerleştirebiliyorum. Yeni kişiler ekliyor ve beni ekleyen yeni kişileri kabul edebiliyorum.&nbsp; Görsel eklentiler, Titreşim ve benzeri özellikler hiç bir zaman aramadığım, hatta kapattığım özellikler olduğundan, <a href="http://www.meebo.com/">Meebo</a>&#8216;nun bunları desteklememesi benim için bir eksi puan değil. Herkese tavsiye edilir.</p>
<p><strong>Haydi, sizde portable olun!<br /></strong><em><small>Daha fazla program ve programların olduğu sitelere linkler için <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_portable_applications">WikiPedia</a>&#8216;yı ziyaret ediniz&#8230;</small></em><strong><br /></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/portable-programlar-ve-portable-firefox/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wordpress&#8217;de gelişmiş araç çubuğu</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/wordpressde_gelismis_arac_cubugu/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/wordpressde_gelismis_arac_cubugu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2007 10:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Wordpress]]></category>
		<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/wordpressde_gelismis_arac_cubugu/</guid>
		<description><![CDATA[Wordpress 2.1 kullanıcıları,
yazı yazarkenTinyMCE için
Mozilla Firefox&#8216;da Alt+Shift+V
Internet Explorer&#8216;da ise Alt+V
tuş kombinasyonlarını kullanarak gelişmiş araç çubuğunu devreye sokabileceğinizi biliyormusunuz?

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Wordpress 2.1</strong> kullanıcıları,</p>
<p>yazı yazarken<strong>TinyMCE</strong> için</p>
<p><strong>Mozilla Firefox</strong>&#8216;da <strong>Alt+Shift+V</strong><br />
<strong>Internet Explorer</strong>&#8216;da ise <strong>Alt+V</strong></p>
<p>tuş kombinasyonlarını kullanarak gelişmiş araç çubuğunu devreye sokabileceğinizi biliyormusunuz?</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/wordpress.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_wordpress.png" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/wordpressde_gelismis_arac_cubugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dosyalarınızı PDF Yapın</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/dopdf-ucretsiz-pdf-olusturma/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/dopdf-ucretsiz-pdf-olusturma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Mar 2007 08:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/dopdf-ucretsiz-pdf-olusturma/</guid>
		<description><![CDATA[Hiç Ofis programınızda yazdığınız bir belgeyi, bir resminizi, bir web sayfasını, yahut iş için yaptığınız ürün kataloğunuzu PDF olarak kaydetmeyi istemiş, ama nasıl yapılacağını bilmediğiniz olmuşmuydu?
Kolayı var, doPDF5.0
Bu ufak program sayesinde sizde istediğiniz bir dosyayı PDF haline getirebilirsiniz.
doPDF kendisini bilgisayarınıza Sanal bir Yazıcı olarak yüklüyor, bu sayede kullanıcıya PDF&#8217;ye çevirmek istediği dosyayı &#8220;Yazdır&#8221; deyip yazıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç Ofis programınızda yazdığınız bir belgeyi, bir resminizi, bir web sayfasını, yahut iş için yaptığınız ürün kataloğunuzu PDF olarak kaydetmeyi istemiş, ama nasıl yapılacağını bilmediğiniz olmuşmuydu?<br />
Kolayı var, <a href="http://www.dopdf.com/" title="doPDF - Ücretsiz PDF Oluşturucu">doPDF<sup>5.0</sup></a></p>
<p>Bu ufak program sayesinde sizde istediğiniz bir dosyayı PDF haline getirebilirsiniz.</p>
<p><strong>doPDF</strong> kendisini bilgisayarınıza <strong>Sanal</strong> bir <strong>Yazıcı</strong> olarak yüklüyor, bu sayede kullanıcıya PDF&#8217;ye çevirmek istediği dosyayı &#8220;Yazdır&#8221; deyip yazıcı olarak doPDF&#8217;yi seçmekten başka bir şey bırakmıyor. Boyutu sadece 2.6mb, benzerlerinin aksine herhangi bir <strong>ek</strong> <strong>sürücü/yazılım gerektirmiyor</strong> ve tamamen <strong>Ücretsiz</strong>!</p>
<p><a href="http://www.snapfiles.com/php/download.php?id=110662&amp;a=7116497&amp;tag=601108&amp;loc=10">Download doPDF</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/dopdf-ucretsiz-pdf-olusturma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tangadan Fark Yaratan Bilkent&#8217;li Mehmet Doğan &#8211; Altı Üstü Tasarım</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/tangadan-fark-yaratan-bilkent-li-mehmet-dogan-alti-ustu-tasarim/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/tangadan-fark-yaratan-bilkent-li-mehmet-dogan-alti-ustu-tasarim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Feb 2007 12:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>
<category>Altı Üstü Tasarım</category><category>Kampanya</category><category>Mehmet Doğan</category><category>Tanga</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/tangadan-fark-yaratan-bilkent-li-mehmet-dogan-alti-ustu-tasarim/</guid>
		<description><![CDATA[Tangadan Fark Yaratan Bilkent&#8217;li Mehmet Doğan &#8211; Altı Üstü Tasarım
Google Altı Üstü Tasarım&#8216;ın sahibi Mehmet Doğan&#8216;ı kızdırmışa benziyor.
Kendisi ile ilgili yaptığı Google aramaları sonucunda ilk sırada çıkan ilk sonucun Tangadan Fark Yaratan Bilkent’li. Mehmet Doğan &#8211; Altı Üstü Tasarım şeklinde olması pek hoşuna gitmemiş olacak ki tüm kendini tanıyanları bir kampanyaya davet ediyor Google arama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.altiustutasarim.com/" rel="follow">Tangadan Fark Yaratan Bilkent&#8217;li Mehmet Doğan &#8211; Altı Üstü Tasarım</a></p>
<p>Google <a href="http://www.altiustutasarim.com/" rel="follow">Altı Üstü Tasarım</a>&#8216;ın sahibi <a href="http://www.altiustutasarim.com/" rel="follow" alt="Tangadan Fark Yaratan Bilkent'li ">Mehmet Doğan</a>&#8216;ı kızdırmışa benziyor.</p>
<p>Kendisi ile ilgili yaptığı Google aramaları sonucunda ilk sırada çıkan ilk sonucun <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/07/09/tangadan-fark-yaratan-bilkentli/" alt="Tangadan Fark Yaratan Bilkent'li - Mehmet Doğan">Tangadan Fark Yaratan Bilkent’li. Mehmet Doğan &#8211; Altı Üstü Tasarım</a> şeklinde olması pek hoşuna gitmemiş olacak ki tüm kendini tanıyanları bir kampanyaya davet ediyor Google arama sonucunda &#8220;Did you mean: Mehmet Doğan canavar gibi delikanlıdır&#8221; sormasına kadar devam edecek bir &#8220;Mehmet Doğan canavar gibi delikanlıdır&#8221; <a href="http://www.altiustutasarim.com/notdefteri/arsiv/2007/02/tangadan_fark_yaratan_mehmet.php">kampanya başlatmasını istiyor</a>.</p>
<p>Kampanyaya katılmak için tek yapmanız gereken sitenize &#8220;Mehmet Doğan canavar gibi delikanlıdır&#8221; yazmak.</p>
<p>(:</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/tangadan-fark-yaratan-bilkent-li-mehmet-dogan-alti-ustu-tasarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anka Kuşu…</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/anka-kusu%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/anka-kusu%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Feb 2007 21:50:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Yeniden Doğuş ve Anka…
Ve küllerini eşerek yeniden doğar Anka Kuşu. Hayata yeni bir merhaba, ölüme tekrar elveda dercesine selamlar etrafını. Yavaş yavaş tekrar sarar etrafını yaşamın alevi, eskisinden daha bir canlı, daha bir parlak…
Ölümü tekrar doğumu demek olmuştu Anka`nın… Bizim yapamadığımızı, benim yapamadığımı yapmıştı, tekrar ve tekrar..
Anka olmak vardı ya şimdi… Ölüme her seferinde kucak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeniden Doğuş ve Anka…</p>
<p>Ve küllerini eşerek yeniden doğar Anka Kuşu. Hayata yeni bir merhaba, ölüme tekrar elveda dercesine selamlar etrafını. Yavaş yavaş tekrar sarar etrafını yaşamın alevi, eskisinden daha bir canlı, daha bir parlak…</p>
<p>Ölümü tekrar doğumu demek olmuştu Anka`nın… Bizim yapamadığımızı, benim yapamadığımı yapmıştı, tekrar ve tekrar..</p>
<p>Anka olmak vardı ya şimdi… Ölüme her seferinde kucak açıp, daha sonra bir elveda çekmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/anka-kusu%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Işık Kirliliği</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/isik-kirliligi/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/isik-kirliligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Mar 2006 09:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/isik-kirliligi/</guid>
		<description><![CDATA[En son ne zaman gökyüzüne bakıpta yıldızları gördüğünüzü hatırlıyormusunuz? Şahsen ben göremeyeli bayağı bir uzun zaman oldu. Geceler artık gündüzden farksız, şehirler ışıl ışıl, gökyüzü aydınlık, yıldızlar kayıp…
Şehirlerin gün be gün büyümesi, açık alanların aydınlatılması, park ve bahçelerin çoğalması  ve nüfusun artması dolayısıyla gökyüzüne yayılan ışık miktarı her an artmaktadır. Peki bunun bize ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En son ne zaman gökyüzüne bakıpta yıldızları gördüğünüzü hatırlıyormusunuz? Şahsen ben göremeyeli bayağı bir uzun zaman oldu. Geceler artık gündüzden farksız, şehirler ışıl ışıl, gökyüzü aydınlık, yıldızlar kayıp…</p>
<p>Şehirlerin gün be gün büyümesi, açık alanların aydınlatılması, park ve bahçelerin çoğalması  ve nüfusun artması dolayısıyla gökyüzüne yayılan ışık miktarı her an artmaktadır. Peki bunun bize ne gibi zararları vardır?</p>
<p>Işık kirliliğinin çevreye zarar verdiği ve gökyüzünü görme hakkımızı elimizden aldığı ve  gökyüzüne yönlendirilmiş yanlış aydınlatma kaynaklarının atmosferde bulunan toz tanecikleri ve moleküllere çarparak gökyüzünün doğal fonunu bozarak parlak bir hale getirdiği, geceleri görüş’ü bozduğu, güvenlik ve konforu düşürdüğü, insan sağlığına ve ayrıca ekosistem ve hayvanlara zarar verdiği ve enerji israfına neden olduğu yadsınanamaz gerçeklerdir.<br />
<span id="more-28"></span></p>
<h2>1. Işık Kirliliği Nedir?</h2>
<p>Işık kirliliği kısaca dış aydınlatmanın bir yan ürünü olarak da tanımlanabilir. Işık kirliliğini azaltmak için aydınlatılması zorunlu bölgelerin, yalnızca aydınlatılması gereken zaman diliminde ve gereken düzeyde aydınlatılması gereklidir. Işık kirliliği hakkında bilgi verirken, üç temel bileşenden bahsetmek gerekmektedir.</p>
<ol>
<li>Gök parlaması</li>
<li>Işığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması</li>
<li>Kamaşma</li>
</ol>
<h3>1.1. Gece Gök Parıltısı</h3>
<p>Gece gök parıltısı doğal veya yapay kaynaklardan meydana gelebilmektedir. Doğal kaynaklar:</p>
<ul>
<li>Ay ve yeryüzünden yansıyan güneş ışığı,</li>
<li>Atmosferin üst tabakalarındaki alçak seviyeli hava parlaklığı (geçici düşük dereceli aurora),</li>
<li>Gezegenler arasındaki toz bulutundan yansıyan güneş ışığı,</li>
<li>Atmosferde yayılan yıldız ışığı</li>
<li>Silik, henüz oluşmamış yıldızlar ve nebulanın oluşturduğu fon ışığıdır.</li>
</ul>
<p>Nebula, belli belirsiz ışık lekeleri şeklinde görülen uzay objeleri veya yayınık kozmik toz kütleleri ve gazdır.<br />
Gök parlamasını arttıran yapay kaynak ise elektriksel aydınlatmadır. Işık armatürlerden direkt olarak gökyüzüne yayılabilir veya yeryüzünden yansıyan ışık atmosferdeki toz ve gaz molekülleri tarafından atmosfere saçılarak, parlak bir fon yaratabilir. Yıldızları görmeyi engelleyici bir etkisi vardır. Gök parlaması seviyesi, hava koşulları, atmosferdeki toz ve gaz miktarı, gökyüzüne yansıyan ışık miktarı ve görüş açısına bağlı olarak oldukça değişkendir. Kötü hava koşullarında ışığı atmosfere yayan parçacık sayısı daha fazladır ve gök parlamasının oldukça yüksek olması sebebiyle israf edilen ışık ve enerji miktarı gözle görülebilir hale gelir.</p>
<p>Gök parlamasının yüksek olması, özellikle astronomi çalışmalarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Uzaydaki cisimlerin gözlemlenememesi sakıncasını beraberinde getirir. Gök parlamasının artması gökyüzündeki karanlık bölgelerin parıltısının da artması anlamına gelir. Siyah gök fonunun üzerinde yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin oluşturduğu kontrast azalır. Astronomlar gözlem yapacaklarında havanın kuru, gözyüzünün açık olduğu,  karanlık geceleri tercih ederler. Şehir dışındaki yerleşim alanlarının tipik gökyüzü koşullarındaki zenit parıltısı, doğal gök koşullarındaki zenit parıltısından 5 ila 10 kat daha fazladır. Şehir merkezlerinde ise zenit parıltısı doğal geri plan parıltısından 25-50 kat daha parlak olabilir. Profesyonel ve amatör astronomların ölçüm sonuçlarına göre, gök parlaması değerleri tüm dünyada hızla artış göstermektedir.</p>
<p>Işık kirliliği konusunda bilinçlenmenin artmasıyla, profesyonel olarak aydınlatma ile ilgilenen kişiler, gök parlamasını, elektriksel aydınlatmayla ilişkisini kurmaya çalışarak, ölçmeye başladılar. Bu oldukça çaba isteyen bir çalışmadır çünkü gök parlamasını etkileyen pek çok faktör vardır. Sadece aydınlatmanın varlığı değil, armatürden yayılan ışığın açısal dağılımı, yeryüzünden yansıyan ışık ve açısal dağılımı, nem ve aerosollerin atmosferik etkileri gibi oldukça sık değişen hatta anlık değişen olayların göz önünde bulundurulması gereklidir. Aerosoller yapay kirlilik, yangın, volkanik patlamalar etkisiyle oluşan atmosferdeki parçacıklardır.</p>
<p>Gece gökyüzünü incelerken, profesyonel astronomlar genellikle gökyüzünün karanlık bölgesinin ölçüm değerlerini alırlar. Amaç arka fon üzerindeki yıldız sinyalini kontrast farkı yardımıyla belirleyebilmektir. Profesyonel astronomlar ölçümlerini zenit noktasında alırlar. Gök parlaklığını ölçme yöntemleriyle ilgili hazırlanmış teknik raporlar mevcuttur.<br />
Pek çok amatör ve profesyonel astronom gök parlaması değerlerini, bu değerlerdeki artışı gözlemlemek amacıyla kaydetmişlerdir. Toplanan bu veriler kullanılarak, gök parlaması öngörüsünün yapılabilmesi amacıyla çeşitli hesap yöntemleri geliştirilmiştir. En kaba yaklaşım yöntemlerinden biri, Büyük Ayı takım yıldızının gözlemlenmesi ve çıplak gözle kaç yıldızın görülebildiğinin sayılması prensibine dayanır. Garstang (1986) ve Walker (1977) tarafından önerilen bir diğer yöntemde, gök parlaması değerinin öngörüsünü  aydınlatmayı hesaba katmak amacıyla, kişi başına belirli bir parıltı değerinin çarpım katsayısı olarak kullanması düşünmüştür. Ancak ışık kaynaklarının ışık dağılım eğrileri, ışık kaynaklarının sayısı, gücü ve yansıyan ışık bilgileri hesaplara dahil edilmemiştir. Ayrıca sayılan parametreler dahilinde aydınlatma modelinin çıkarılmaması sebebiyle, mümkün olduğunca az yapay ışık kullanmak dışında, gök parlamasının nasıl azaltılabileceği konusunda detaylı bilgi verilmemektedir.<br />
Işık kirliliği göçmen kuşlar için de ciddi bir tehlikedir. Geceleri yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan kuşlar, şehir ışıklarının cazibesine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Bu şekilde meydana gelen kuş ölümleri hiç azımsanamayacak orandadır. Deniz kaplumbağalarının da ışık kirliliğinden olumsuz etkilendikleri bilinen bir gerçektir. Sahilde yumurtalarından çıkan minik kaplumbağalar, geceleri kara ile deniz arasındaki aydınlık farkından faydalanarak, denize ulaşmaktadırlar. Sahile yakın yerleşim yerlerindeki kuvvetli aydınlatma, kaplumbağaları deniz yerine tam ters istikamete yönlendirebilmekte ve ölümlerine sebep olabilmektedir .</p>
<h3>1.2. Işığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması</h3>
<p>Işık Kirliliği geceleri çevre için gittikçe büyüyen bir tehdittir. Aydınlatmanın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması sonucu, aydınlatılması istenmeyen mekanlarda olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilir ve dikkat dağıtıcı bir manzara yaratabilir. Ayrıca enerji israfı da oldukça yüksek maliyetleri beraberinde getirir.</p>
<p>En önemli nokta, kaliteli aydınlatma yapılmasıdır. Önlemler alındığı taktirde aydınlatmanın kalitesi arttırılabilir. Böylece gece görüş kalitesi artar, daha güvenli ve daha<br />
estetik görünümlü bir çevre yaratılabilir, enerji tasarrufu beraberinde daha az maddi külfet getirir.</p>
<h3>2.3. Kamaşma</h3>
<p>Dış aydınlatma armatürleri fizyolojik ve psikolojik kamaşma yaratmayacak şekilde yerleştirilmelidirler.</p>
<h3>2. Işık Kirliliği Astronomi İlişkisi</h3>
<p>Az sayıda optik ve kızıl ötesi ölçümlerin alındığı ana astronomi gözlem istasyonu vardır ve bu mekanların ışık kirliliğinden korunmaları gerekmektedir. Uzay teleskopları kullanımı yeryüzü gözlem istasyonlarının önemini azaltmamıştır. Yeryüzü astronomi istasyonlarına ihtiyaç vardır ve bu istasyonlar sağlıklı çalışmalar yapabilmek açısından oldukça önemlidirler.<br />
Işık kirliliği ciddi bir sorun olmakla birlikte, oldukça etkili çözümleri mevcuttur. Bu çözümler sayesinde yeryüzü optik astronomi istasyonlarından etkin ölçüm sonuçları alınabilir ve gelecekte önemli çalışmalar yapılabilir.</p>
<h3>3. Işık Kirliliği ve Enerji İsrafı</h3>
<p>Geceleri havadan ışıl ışıl görülen bir şehir göze hoş gelse de , bu , sokaklardaki üstü kapatılmamış lambaların ışıklarından enerjinin ne kadar boşa gittiğinin de bir göstergesidir. Yukarıdan belirgin biçimde görülen bu ışıklandırma , enerjinin ve enerji üretimin de kullanılan pahalı ve yinelenemez kaynakların nasıl boşa harcandığının da en açık kanıtıdır. Enerji kaynaklarının bu şekilde harcanması , termik santrallerde minimumda tutulması gereken sera gazlarının üretimini de artırır.</p>
<h2>4. IŞIK KİRLİLİĞİ NASIL ÖNLENİR</h2>
<h3></h3>
<p>Işık kirliliğinin kontrol altına alınmasının önündeki asıl engel bu soruna gösterilen ilgisizlik ve duyarsızlıktır. Henüz hava kirliliği ya da gündemdeki diğer çevre sorunları kadar ciddi boyutlara ulaşmadığı için olsa gerek , ışık kirliliği acilen üzerinde durulması gereken bir problem olarak görülmüyor. Geceleri sokakların , yolların ve toplum tarafından sıklıkla kullanılan yerlerin aydınlatılması elbette gerekli. Unutulmaması gerekense , fazla ışığın iyi ve kaliteli aydınlatma anlamına gelmediğidir.<br />
Işık kirliliğin en aza nasıl indirgenebilir ? önce şu gerçeği kabul ederek işe başlayalım : “ göğü aydınlatma “ nın hiçbir yararı yoktur. Malımızı canımızı güvende hissetmemize de bir katkı sağlamaz. Yani ışıklandırma , suç işleyecek olanların suç işlemesini engelleyen bir öğe değildir. O halde ilke olarak öncelikle şunlar yapılmalıdır;</p>
<ul>
<li>Işığın göğe yönelmesini önlemek ve aydınlatılacak yere doğru göndermek. Yeryüzüne paralel ışığın yayımını önlemek için mümkün olduğunca ışık ya tüm kesilmeli ya da çok düşük profilli muhafazalarda tutulmalıdır.</li>
<li>Enerji tasarrufu eden ve ışığı her yöne saçmayan lambalar kullanılmalıdır. Astronomlar ışık kaynağı olarak düşük basınçlı sodyum lambaları tercih etmektedirler. Düşük basınçlı sodyum lambalar ışığı tam kesmez veya çok düşük profilli bir muhafaza değildir. Yüksek basınçlı sodyum lambalar ise gökyüzüne paralel ışık miktarını çok azalttığından daha fazla kabul görmektedir.</li>
<li>Fazla ışıklandırmadan kaçınılmalıdır. Kabul edilen standartlara göre herhangi bir iş için doğru ışık miktarının kullanılması , ışık kirliliğine neden olan yansıtılmış ışık miktarını azaltacaktır.</li>
<li>Gereksiz gece ışıklandırması , kısmen dekoratif amaçlı projektör , ticari ve reklam amaçlı ışıklandırma , spor sahalarında kullanılan projektörler gece yarısından sabahın erken saatlerine kadar kapatılmalıdır.</li>
<li>Bina dış cephe ve reklam panolarının aydınlatılması amaçlı kullanılan projektör tipi armatürler uygun açılarla sadece aydınlatılmak istenilen alanı aydınlatacak tipte seçilmeli ve yönlendirilmelidir. Mümkün olduğunda aydınlatma yukarıdan aşağıya doğru yönlendirilerek yapılmalıdır.</li>
<li>Park ve bahçelerde büyük oranda gökyüzüne ışık gönderen glop tipi armatürlerin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Bunların yerine yürüyüş yollarında uluslar arası önerilerce verilen değerlerde yatay ve düşey aydınlık düzeylerini yaratan uygun tasarımlı direkt veya yarı-direkt armatürler kullanılmalıdır.</li>
</ul>
<h3>4. 2 DOĞRU AYDINLATMA NEDİR ?</h3>
<p>“ Daha fazla ışık “ ın her açık hava ışıklandırması için tek çözüm diyenlere verilecek cevap ; gerçekte istediklerinin daha fazla ışık değil daha iyi görülebilirliktir. Eğer yanlış yerde iyi bir şey çok fazla yapılırsa , o , kötü bir şey haline gelir. Gereksiz yönlere veya aşırı miktarda gönderilen ışık dikkat dağıtıcı ve hareketsiz kılıcı olabilir. Belki toplam ışıkta bir artış daha iyi görmemizi sağlayacaktır. Fakat daha sıklıkla ihtiyaç duyulan daha iyi perdeleme veya hedeflemedir , böylece ışık veren lambaların göz kamaştırıcı yüzeylerini değil insanlar ve alanları daha iyi görebiliriz. Işıklar parlak ampuller halinde değil , yalnızca aydınlatılmış yerin görüleceği şekilde perdelenmelidir. Bu doğru görülebilirliktir. Bu , aynı zamanda , tam da astronomların gökyüzünü ışık kirliliğinin çoğundan kurtarmak için ihtiyaç duyduğu özelliktir.<br />
Herhangi büyük bir kentin merkezinde gece yapılan kısa bir yürüyüşte kötü tasarlanmış birçok dış aydınlatma örneğine rastlanılabilir. Nedense güçlü bir ışığın iyi aydınlattığına ilişkin yanlış bir inanış vardır. Bu da aydınlatılan bölgede göz kamaştırıcı bir parlaklığın oluşmasına yol açarak o bölgenin net olarak görülmesinin önüne geçer. Bu güçlü lambalar çoğunlukla perdelenmemiş ve yanlış yönlendirilmiş perdesiz armatürlerden çıkan ışık , aydınlatılması düşünülen bölgeden çok daha geniş bir alanı gereksiz yere aydınlatır. Yanlış açıyla yönlendirilen ışık kaynaklarıysa çok uzaklardan bile gözü alır. Özellikle yol aydınlatılmasında bu durum sürücülerin işini güçleştirir. Araba sürerken önünüzde bir sokak ışığının göz kamaştıran lambasını görmemeniz gerekir. Yola gitmekten çok doğrudan sizin gözünüze gelir. Güvenli biçimde aydınlatılmış sokaklar için buna engel olmanın yolu tam kesici perdeli ışık düzenekleridir. Estetik olduğu için birçok park , otel ve kamu binasının çevresi küresel lambalarla aydınlatılır. Küresel lambanın üst kısmından yayılan ışık doğrudan uzaya gider. Reklam panolarının çoğu aşağıdan yukarıya doğrultulmuş projektörlerle aydınlatılır. Bu tür aydınlatmanın da büyük bir bölümü yine doğrudan uzaya gider. Yukarı yönlü ışınların en azından % 90 ‘ ı belirlenmiş hedefini ıskalıyor görünüyor. Neredeyse hiç kimse bu anormal israfa aldırmıyor. Çünkü bu hemen hemen görülmeden kayboluyor. Dikkati çeken ise , ıskalayan ışık değil bir şeye isabet eden ışıktır. Eğer doğru dizayn edilmiş sadece iş için biçimlendirilmiş dar , keskin ışınlar gönderecek ışıldaklar seçilirse ve belki ; eğer aydınlatma tatmin edici düzeye indirgenirse , çok miktarda ışık kirliliği engellenip elektrik tasarrufu yapılabilir.<br />
Basit bir kural olarak eğer ışık kaynağı uzaktan doğrudan görülüyorsa bu kötü bir aydınlatmadır. İyi bir aydınlatmada göz kamaştırıcı lambayı görmezsiniz. Yalnızca lambanın aydınlattığı alanı görürsünüz. İyi düzenlenen bir dış aydınlatmada aydınlatılan bölgede gözü alan bir parlaklık oluşmaz. Gereksiz ve aşırı güçlü ışık kaynakları kullanılmaz. İyi bir dış aydınlatma sistemi olan kentlerde ışık kirliliği sorunu yaşanmaz. Buna en güzel örnek Tucson ‘ dur.<br />
Tucson , Arizona ‘ nın en büyük kentlerinden biri. Buna karşı Tucson da sokakta yürürken binlerce yıldızı ve samanyolunu görmek olası. Çünkü kent tıpkı La Palma ‘ da olduğu gibi bilinçli bir şekilde aydınlatılıyor. Tüm sokak lambaları perdeli ve yalnızca aydınlatmaları gereken alanları , yolları ve sokakları aydınlatıyor. Uzaya ışık kaçışı engellenmiş , kayıplar en aza indirilmiş durumda. Böyle olunca da kentin üzerindeki parlaklık çok az ve yıldızlar rahatlıkla görülebiliyor.<br />
Tucson ‘ daki bu şaşırtıcı ve etkileyici durum 1944 ‘de çıkarılan bir yasayla gerçekleştirilmiş. Bu yasanın iki amacı var : birincisi , gökbilim gözlemlerini nedensiz yere bozmayacak dış aydınlatmanın sağlanması. İkinci amaç ise ; kentteki güvenliği ve üretimin niteliğini bozmadan , enerji tasarrufu sağlayacak aydınlatma aygıtlarının kullanımını teşvik etmek.<br />
Yasaya göre her iki gözlemevini merkez kabul eden 55 km çaplı daireler içinde 50 Watt ‘ ın üzerindeki tüm dış aydınlatma lambaları tümüyle perdeli olmak zorunda reklam panolarının aydınlatılmasında 40 Watt ‘ ın üzerinde ışık kaynağı kullanılmıyor. Bu tür aydınlatmalar aşağıdan yukarıya doğru değil de yukarıdan aşağıya doğru yapılmak zorunda. Dış aydınlatmalarda cıva buharlı lamba kullanımı ve satışı yasak. Eğlence ya da reklam amacıyla lazer ve benzeri yüksek yoğunlukla ışık kaynakları da ancak ışınları yatayı aşmayacak biçimde yönlendirilirse kullanılabiliyor. Yasaya bir gecelik karşı gelişin cezası 500 dolar.<br />
Bu yasanın çıkışıyla kentin gece görünüşü tümüyle değişmiş ve kent halkı çok şey kazanmış. Her şeyden önce her yıl milyonlarca dolarlık enerji tasarrufu yapılıyor. Işık kirliliği ortadan kalkmış durumda ve kentin gece görünümü güzelleşmiş. Trafikteki araçların sürücüleri , yayaları çok daha rahat görüyorlar. Gökyüzü parlaklığı çok azalmış ve karanlık gökyüzünde samanyoluyla birlikte binlerce yıldız çıplak gözle rahatlıkla görülebiliyor. Ayrıca gözlemevleri de rahat rahat gözlemlerini yürütüyorlar.<br />
Benzer uygulamaları yaşama geçiren kent ve eyaletlerin sayısı ABD ‘ de her geçen gün artıyor.</p>
<p>* Bu yazı aşağıdaki yazıların bir birleşimidir. Kişisel bir katkım olmadı açıkçası. Lakin sitede yer almasının nedeni, kişisel merak!</p>
<h4>Kaynaklar:</h4>
<p><a href="http://www.tug.tubitak.gov.tr/isik/tasaruf.html" title="Tübitak">Zeki Aslan &amp; Şermin Onaygil</a></p>
<p><a href="http://www.tug.tubitak.gov.tr/isik/Astronomi_Semp_isik_kirliligi_2005.htm" title="Tübitak">Duygu Çetegen &amp; M. Alp Batman</a></p>
<p><a href="http://derman.science.ankara.edu.tr/ogrenci_tezleri/murat/isik_kirli.pdf" title="Murat Çelik">Murat Çelik</a></p>
<pre></pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/isik-kirliligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>38</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özlem</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/ozlem/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/ozlem/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2006 03:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/ozlem/</guid>
		<description><![CDATA[Geçenler`de gökyüzünü izlerken aklıma geldi geçmişe duyulan özlemler&#8230;
Ben geceleri yıldızları görmeyi özledim arkadaş!
Herbiri bir diğerinden parlak, geceyi aydınlatan yıldızları görmeyi özledim.
Samanyolunu izlemeyi, yıldızları saymayı özledim ben.
Sıcak bir yaz akşamı, çimlerin üzerine uzanıp, esen meltem eşliğinde gökyüzünü izlemeyi,
Gökyüzünde saymayı asla bitiremediğin o parlak noktaları, her zamanki gibi sabit, yerinde duran şimal yıldızını,
Etraftan gelen doğanın seslerini, o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenler`de gökyüzünü izlerken aklıma geldi geçmişe duyulan özlemler&#8230;</p>
<p>Ben geceleri yıldızları görmeyi özledim arkadaş!<br />
Herbiri bir diğerinden parlak, geceyi aydınlatan yıldızları görmeyi özledim.<br />
Samanyolunu izlemeyi, yıldızları saymayı özledim ben.<br />
Sıcak bir yaz akşamı, çimlerin üzerine uzanıp, esen meltem eşliğinde gökyüzünü izlemeyi,<br />
Gökyüzünde saymayı asla bitiremediğin o parlak noktaları, her zamanki gibi sabit, yerinde duran şimal yıldızını,<br />
Etraftan gelen doğanın seslerini, o ortamın içinde uyumayı özledim ben.<br />
Bilmiyorum, hiç denedinmi bunu. Denediysen ne kadar zevk aldın ama&#8230;<br />
Ben özledim arkadaş. Resimlerde kaldı o yıldızlar ve birde gün be gün solan hatıralarımda.<br />
Her gece bakıpda lanet ediyorum büyük şehir denen pislik yuvasına. Ne ararsan var,<br />
Çevre kirliliği, Ses kirliliği, Işık kirliliği, Trafik, Cinayet, Hırsızlık, Tecavüz, Hortum ve dahası&#8230;<br />
Evet, büyük şehir ya.. Ne ararsan var burada..</p>
<p>Aramadıkların dahi&#8230;</p>
<p>Ben geçmişi arıyorum, eski huzur dolu günleri, gülücükleri, acı-tatlı hatıraları arıyorum.. Onlar nerede?<br />
Sonradan geliyor aklıma, çocukluğumda ne güzeldi günler.<br />
Yağan yağmur altında tasasızca yürümek, iliklerine kadar ıslanmak. Başından akan jöle olmadan<br />
Sonra birde memlekete gidişlerimiz.. Yok, hayır memleketi özlemedim. Tek özlediğim şey oraya gittiğimde fırından alıp sıcak sıcak yediğim pideler. Eve gidene kadar 1-2 tanesi bitmiş olurdu her seferinde, tabi bende azarı yerdim.</p>
<p>Neyse, sanırım ben sıcak bir yaz günü sıcakça esen meltemle beraber yağmurun altında uzanıp elimdeki sıcak pidemi yerken yıldızları izlemek istiyorum..</p>
<p>Hayal bu ya, belki bir gün gerçekleşir.<br />
(:</p>
<p>( Bu yazıyı gırgır olsun diye bir arkafon müziği eşliğinde okumuşdum, insanlar birisinin şiiri sandılar. Ne garipdir, şiirle düz yazıyı ayır edemiyoruz. )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/ozlem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolcu</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/yolcu/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/yolcu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2005 11:41:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/yolcu/</guid>
		<description><![CDATA[Esen fırtınaları getiriyorum beraberimde;
engin denizlerin dinginliği ile birlikde.
Çocukların yüreklerinden mutluluğu kapmışım geliyorum;
Yetimin, öksüzün yüreğindeki acı ile birlikde.
Bitmeyen savaşları getiriyorum beraberimde;
Yanında ise hiç bozulmayacak barışları.
Uçan kuşun çığlığını getiriyorum;
beraberinde solan çiçeklerle.
Bir damla nefret getiriyorum;
yanında ise bir avuç sevgi.
Umudu, hasreti, sevdayı, şen kahkahaları, güzel olan tüm duyguları getiriyorum.
Yanında yaşamın acımasızlığını, ayrılığın acısını, yoksulluğu, unutulmuşluğu&#8230;
Bekleyin,
gözümde bir damla yaş, dudağımda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Esen fırtınaları getiriyorum beraberimde;<br />
engin denizlerin dinginliği ile birlikde.</p>
<p>Çocukların yüreklerinden mutluluğu kapmışım geliyorum;<br />
Yetimin, öksüzün yüreğindeki acı ile birlikde.</p>
<p>Bitmeyen savaşları getiriyorum beraberimde;<br />
Yanında ise hiç bozulmayacak barışları.</p>
<p>Uçan kuşun çığlığını getiriyorum;<br />
beraberinde solan çiçeklerle.</p>
<p>Bir damla nefret getiriyorum;<br />
yanında ise bir avuç sevgi.</p>
<p>Umudu, hasreti, sevdayı, şen kahkahaları, güzel olan tüm duyguları getiriyorum.<br />
Yanında yaşamın acımasızlığını, ayrılığın acısını, yoksulluğu, unutulmuşluğu&#8230;</p>
<p>Bekleyin,<br />
gözümde bir damla yaş, dudağımda bir tebessüm.<br />
Ben geliyorum&#8230;</p>
<p>{ 00:33, Haydarpaşa-Ankara Tren hattı,11 Kasım 2005 Cuma&#8230; Yorgunum, uykulu ve sıkıntı beni mahvediyor..<br />
Arkadaşla konuşuyorum, elbette msnden, içimden geliyor, ağzımdan dökülüyor bu satırlar.. Bu şiir değil, yazıda değil. Hiç bir iddiam yok bu nedir diye. Sadece benden taşan duygular. }</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/yolcu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
