<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Çöplük</title>
	<atom:link href="http://az.cokh.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://az.cokh.net</link>
	<description>Yazılar, haberler, zırvalar… Çöp kokan sayfalar!..</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2009 14:25:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Susmak&#8230;</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/susmak/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/susmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Sep 2007 22:22:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/susmak/</guid>
		<description><![CDATA[Susmak, güzel şeydir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Susmak, güzel şeydir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/susmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seçime doğru</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/secim-ve-oy-vermenin-islamdaki-yeri/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/secim-ve-oy-vermenin-islamdaki-yeri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 19:36:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/secim-ve-oy-vermenin-islamdaki-yeri/</guid>
		<description><![CDATA[Bir seçim daha geldi çattı, pazar günü ülkemiz için tarihi bir gün olacak. Muhtemelen her zamankinden daha yüksek bir katılımın olacağı bu yılki seçimlerde yarışacak partilerin başında AKP, CHP ve MHP geliyor desek sanırım yanlış olmaz!
Ben de pazar sabahı kalkıp gene oyumu vereceğim, kimin iyi olduğunu düşünüyorsam, kimin daha başarılı olacağını düşünüyorsam (lafda değil, özde) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir seçim daha geldi çattı, pazar günü ülkemiz için tarihi bir gün olacak. Muhtemelen her zamankinden daha yüksek bir katılımın olacağı bu yılki seçimlerde yarışacak partilerin başında AKP, CHP ve MHP geliyor desek sanırım yanlış olmaz!</p>
<p>Ben de pazar sabahı kalkıp gene oyumu vereceğim, kimin iyi olduğunu düşünüyorsam, kimin daha başarılı olacağını düşünüyorsam (lafda değil, özde) ona vereceğim.</p>
<p>Lakin, bu akşam işten gelirken posta kutumda bulduğum duyuru metni beni biraz, hayır bayağı bir şaşırttı. İlginçtir ki daha evvel bu tarz bir bildiri ile karşılaşmamıştım. Kimler ve hangi amaçlarla dağıtıldı, meçhul. Buyrun, aşağıda mevzu bahis metni harfi harfine yazıyorum diyemeyeceğim, çünkü bildiri bir sürü hatayla dolu. En azından bir kısmını düzeltip ekliyorum. Buyrun,<br />
<span id="more-40"></span></p>
<blockquote>
<h3>PARTİYE OY VERMENİN İSLAM&#8217;DAKİ YERİ</h3>
<p>Müslümanyaptığı işin Allah&#8217;ın emrine uygun olup olmadığına dikkat etmelidir. Aksi takdirde bazen öyle işler yapar ki İslam&#8217;dan çıkar ama haberi bile olmaz. Oy vermekte imanı bozan tehlikeli işlerdendir. Sebebini biraz açıklamaya çalışalım. Malum olduğu üzere Türkiye lâik bir ülkedir. Yani devlet işlerine din karışamaz. Devlet, Allah&#8217;ın indirdiği hükümlerle yönetilemez. Halbuki Allah-u taala&#8217;nın bizlere bildirdiğine göre &#8220;<strong>Kim Allah&#8217;ın indirdikleri ile hüküm vermezse işte onlar Kafirlerdir</strong>&#8221; <strong>(</strong><strong><a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=5" title="Kuran-ı Kerim">Maide</a></strong><strong> 44)<br />
</strong></p>
<p>Bir başka Ayet-i Kerime ise &#8220;<strong>Onların aralarında Allah&#8217;ın indirdiği ile hüküm ver. Onların arzularına uyma ve Allah&#8217;ın indirdiği hükümlerin bir kısmından seni şaşırtırlar diye de kendilerinden sakın</strong>&#8221; buyurmuştur.  (<strong><a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=5" title="Kuran-ı Kerim">Maide</a> 49)</strong></p>
<p>Ve yine Türkiye&#8217;de demokrasi sistemi vardır. Demokrasi çoğunluğun görüşünün ve fikrinin geçerli olduğu bir devlet yönetimidir. Buna &#8220;<strong>Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir</strong>&#8221; diyerek özetlemişlerdir.  Halbuki Allah-u Taala&#8217;nın bildirdiğine göre egemenlik ancak Allah&#8217;a aittir. Çünkü <a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=12" title="Yusuf Suresi">Yusuf sûresi</a> 40. ayette &#8220;<strong>hüküm vermek ancak Allah&#8217;a aittir</strong>&#8221; buyurulmuştur. diğer bir ayette: &#8220;<strong>Dikkat ediniz! Hem yaratmak hem emretmek Allah&#8217;a aittir</strong>&#8221; diye bildirilmiştir. (<strong><a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=7" title="Araf Suresi">Araf</a> 54</strong>)</p>
<p>İslam dini hem ibadettir, hem siyasettir. İbadetler Allah&#8217;ın istediği şekilde olması gerektiği gibi siyaset (devlet idaresi de) Allah&#8217;ın istediği gibi olmalıdır. Ama laiklik de demokrasi de Allah&#8217;ın istediği bir idare tarzı değildir. Oy vermek ise laikliğe ve demokrasiye evet demektir. Çünkü seçilen bütün parti başkanları ve milletvekilleri laikliğ, demokrasiye, Atatürk&#8217;ün ilke ve inkilaplarına bağlı kalacaklarına dair televizyonda halkın karşısında teker teker yemin eder, ant içerler. Oy verenle ise böyle bir yönetim ve böyle yemin eden yöneticileri desteklediklerinden Allah katında mesul olurlar. Çünkü islamda iyi bir işe yardım eden kimse sevap alır, kötü bir işe yardım eden ise günah alır. Bunu Allah-u Taala Kuran-ı Kerimde şöyle bildirmiştir: &#8220;<strong>Kim iyi bir işe aracılık ve yardım ederse, onun da o işte nasibi (sevâbı) olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onunda ondan bir (günah) payı olur. Allah herşeyin karşılığını vericidir.</strong>&#8221; <a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=4" title="Nisa Suresi">(</a><strong><a href="http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&amp;y=s_middle&amp;kid=3&amp;sid=4" title="Nisa Suresi">Nisa</a> 85</strong>)</p>
<p>Fıkıh kitaplarında yazılı olduğuna göre &#8220;<strong>Günaha rıza, günahtır. Küfre (kafirliğe) rıza, küfürdür.</strong>&#8221; Oy vermek is, rızanın da ötesinde bir desteklemedir. Bu sebeple kişinin imanı gider, kafir olur. Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: &#8220;<strong>Sizden, her kim bir münkeri (Allah&#8217;ın yasak ettiği bir şeyi) görürse, onu eliyle değiştirsin. Eğer eliyle değiştirmeye güç yetiremezse, diliyle değiştirsin. Şayet buna da güç yetiremezse, kalbiyle buğz etsin. İşte bu imanın en zayıf derecesidir.</strong>&#8221; (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20)</p>
<p>Hadis-i Şerif&#8217;ten anlaşıldığı gibi imanın en zayıf derecesinde kalabilmek için o şeye buğz etmeki kızmak gereklidir. Belki Allah-u Taala&#8217;nın istediği yönetim şeklini kurmaya gücümüz yetmeyebilir, ama Allah&#8217;ın istemediği bir yönetim şeklini desteklememeye gücümüz mutlaka yeter. Unutmayalım ki bir partiye oy vermek, laik ve demokrasi yönetimine evet demektir. Çünkü hangi parti başa gelirse gelsin, laik ve demokrat bir şekilde idare edecektir.</p>
<p>Laiklik hakkında, Osmanlı Devleti&#8217;nin son Şeyh-ül İslam&#8217;ı olan <a href="http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Mustafa_Sabri_Efendi" title="Mustafa Sabri Efendi"><strong>Mustafa Sabri</strong> <strong>Efendi</strong></a>&#8216;nin bir fetvası ve açıklaması vardır ve şöyledir:</p>
<p>&#8220;Aslında din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak, dini ortadan kaldırma planından başka bir şey değildir. Batıdan gelen veya batı bağlılarının ortaya attıkları bid&#8217;atlerin hepsi İslam&#8217;ı yıkmak ve müslümanları İslamdan uzaklaştırmak içindir. Fakat bu amaçla ortaya çıkarmış oldukları şeylerin en korkuncu din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak anlamına gelen laikliktir.</p>
<p>Laiklik, devlet tarafından halkın dinine indirilmiş bir darbedir.</p>
<p>Laiklik ilkesini kabul eden bir siyasi rejim İslâm hükümlerine baş kaldırmış demektir. Dolayısıyla öncelikle bu hükümet irtidat etmiş sonra da buna itaat edenler mürtedleşmiş sayılır. Siyasi idarede görev alanlar tek tek mürted hükmünü aldıkları gibi bu hükümete itaat eden kitleler de irtidada düşmüş olur. Bu kestirmeden toplu küfre giriş kadar korkunç bir olay tasavvur edilemez.</p>
<p>Birimiz, fert olarak İslâm’ın herhangi bir hükmünü kabul etmediğimiz, dinin sultasını (otoritesini) reddettiğimiz, helâl ve haramdan, emir ve nehiyden birini inkâr ettiğimiz takdirde küfre girmiş (kafir olmuş) oluruz. Peki, toptan Allah’ın sultasını, emir ve nehiylerini helâl ve harama ilişkin ölçülerini reddeden dolayısıyla mürted olduğu şüphe götürmeyen bir idarenin üyeleri hakkındaki hükmünüz ne olacaktır? Cevap: Yalnızca “mürted olmak”, değil mi?”<br />
(Mevkif el Akl vel İlm vel Alem Min Rabbil Alemin c: 4, s: 282)<br />
Hakimiyet Allah&#8217;ındır kitabının sayfa 42. Hak Yayınları</p>
<p>O halde mürted (dinden dönmüş) olmamak için, oy verme!</p></blockquote>
<p>Garip, ne kadar çarpık bir düşünce biçimi. İnsanlar yazılı da olsa bazı şeyleri anlamamak için, yanlış anlamak için öylesine bir çaba gösteriyor ki, şaşırmamak elde değil.</p>
<p>Hangi zihniyet bunu iddia edebilir, bilemiyorum. Gördüğüm hiç bir müslüman bu tarz bir iddiada bulunmadı, bu bir avuç çapulcu ne saçmalıyor anlayamamanın verdiği şok halen bâki. İnternette konudan geçenler hakkında biraz araştırdım, lakin karşıma sahici bir şey çıkmadı, özellikle son fetva ile ilgili ya tamamen uçuk, fanatik bir site, yahut tamamen redci bir grubun sayfası yer alıyor ve genelde hepsi gerçek bilgiyi değil, aksine  çarpıtılmış bilgiyi verdiğinden ne kadar esas tartışılır.</p>
<p>Görebildiğim o ki, surelerden kîsmı parçalar alınarak yorumlanmış, yahut yorumlanmamış demek daha sıhhi olacaktır. Neden derseniz, demeyin, girin inceleyin. Adı geçen surelere ait linkler verdim yukarda.</p>
<p>Bakalım daha nelerle karşılaşacağız&#8230;</p>
<p>Ufak bir eklenti : Seçimlerde kime oy vereceğinizi iyi düşünün, tahriklere kanmayın ha!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/secim-ve-oy-vermenin-islamdaki-yeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanal Traş!</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 May 2007 21:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>
<category>Binarual</category><category>Binarual Recording</category><category>Ses</category><category>Virtual Hair Cut</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir hiç bir şey yazamıyorum, farkındayım. Yazılacak konu diye bir kenara not aldığım konuların listesi bir hayli çoğaldı; tahminen 30&#8242;u bulmuştur, artık yakın bir zamanda yazmaya başlarım diye ümid ediyorum. Lakin bugün Stumble Upon&#8216;da karşıma çıkan bu şeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Binaural Recording adı verile, yapay bir kafanın kulak kısımlarına yerleştirilen 2 farklı mikrofon sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir hiç bir şey yazamıyorum, farkındayım. Yazılacak konu diye bir kenara not aldığım konuların listesi bir hayli çoğaldı; tahminen 30&#8242;u bulmuştur, artık yakın bir zamanda yazmaya başlarım diye ümid ediyorum. Lakin bugün <strong>Stumble Upon</strong>&#8216;da karşıma çıkan bu şeyi sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/800px-Dummyhead.jpg" title="Binaural Recording" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_800px-Dummyhead.jpg" align="left" border="0" hspace="3" vspace="3" /></a></p>
<p><strong>Binaural Recording</strong> adı verile, yapay bir kafanın kulak kısımlarına yerleştirilen 2 farklı mikrofon sayesinde yapılan bu kaydı dinleyin, şaşıracaksınız. Yalnız bu teknikle yapılmış bir kaydı dinlemek için <strong>kulaklık kullanmanız gerekiyor</strong>, aksi takdirde dinlediğiniz şey size bir şey ifade etmeyecektir.</p>
<p><strong>İndirin ve dinleyin.</strong></p>
<blockquote><p><a href="http://az.cokh.net/paylasim/virtualhaircut.mp3" title="Virtual Hair Cut">Virtual Hair Cut</a>, Alternatif olarak, indirmeden dinlemek isteyenler için <a href="http://www.youtube.com/watch?v=qjKXx4ksfTo" title="Virtual Hair Cut">Dinleyin</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/binaural-kayit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://az.cokh.net/paylasim/virtualhaircut.mp3" length="6459392" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>URL Removal Tool</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/url-removal-tool/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/url-removal-tool/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2007 15:30:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/url-removal-tool/</guid>
		<description><![CDATA[Görülen o ki Google; Webmasterlar için yeni bir özelliği Google Webmasters bünyesine eklemiş.
Artık Webmaster Tools olarak adlandırılan kısım, eskiden ayrı bir araç olan ve Google belleğinden kaldırılmasını istediğiniz URL&#8217;lerinizi bildirdiğiniz URL Removal Tool&#8217;u içinde barındırıyor.

Bu araç sayesinde, artık var olmayan lakin Google&#8217;ın halen var gördüğü URL&#8217;lerinizin kaldırılması için başvurmak artık çok daha kolay ve hızlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Görülen o ki Google; Webmasterlar için yeni bir özelliği <a href="http://www.google.com/webmasters/" title="Google Webmasters">Google Webmasters</a> bünyesine eklemiş.</p>
<p>Artık Webmaster Tools olarak adlandırılan kısım, eskiden ayrı bir araç olan ve Google belleğinden kaldırılmasını istediğiniz URL&#8217;lerinizi bildirdiğiniz URL Removal Tool&#8217;u içinde barındırıyor.<br />
<span id="more-38"></span></p>
<p>Bu araç sayesinde, artık var olmayan lakin Google&#8217;ın halen var gördüğü URL&#8217;lerinizin kaldırılması için başvurmak artık çok daha kolay ve hızlı olacak. Zaten bünyesinde Google tarafında var gözüken ama aslında var olmayan URL&#8217;leri bildiren bir araç bulunduran Webmaster Tools iki özelliği tek çatı altında toplayarak Webmasterlara yardımcı olmayı amaçlamış durumda.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/googlewebmastertools1.png" title="Google Webmaster Tools" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_googlewebmastertools1.png" title="Google Webmaster Tools" alt="Google Webmaster Tools" hspace="3" vspace="3" /></a></p>
<p>Eğer sizde benim gibi sık sık adres değiştirdiyseniz, yahut sitenizde adres değişikliğine neden olacak işlemler yaptıysanız, bu aracı seveceksiniz. Ben şimdiden bir kaç adet değişiklik için başvurdum bile! Yalnız bu özelliği kullanacağınız sayfaların ya erişilmeye kalkıldığında 404 yada 401 hatası veriyor olması, ya robots.txt&#8217;den engellenmiş olması yahutda meta bilgilerinden engellenmiş olması gerekli. Ayrıca bir seferde en fazla 100 URL&#8217;yi bildirebilirsiniz.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için: <a href="http://googlewebmastercentral.blogspot.com/2007/04/requesting-removal-of-content-from-our.html" title="Google Resmi Blog'u">Google Resmi Blog&#8217;u</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/url-removal-tool/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OpenDNS</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/opendns/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/opendns/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2007 12:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/opendns/</guid>
		<description><![CDATA[Malumunuz, çalışmaz dediğimiz mahkemelerimiz iş internet ortamında site kapatmaya gelince her nasılsa anında kararlar alıp anında uygulamaya koyabiliyor. (bkz: Ekşi Sözlük’e Kapatma Kararı! ve YouTube’a Erişim Mahkeme Kararıyla Yasaklanmıştır!)
Güncelleme: 15.05.2009 YouTube ve diğer yasakları açmak için hosts dosyası çözümü YouTube postasına eklenmiştir.
En son Ekşi Sözlük&#8217;ün kapatılmasından sonra, uzun zamandır yazmayı düşündüğüm lakin bir türlü vakit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz, çalışmaz dediğimiz mahkemelerimiz iş internet ortamında site kapatmaya gelince her nasılsa anında kararlar alıp anında uygulamaya koyabiliyor. (bkz: <a href="http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/">Ekşi Sözlük’e Kapatma Kararı!</a> ve <a href="http://az.cokh.net/yazilar/youtube-erisim-engeli/">YouTube’a Erişim Mahkeme Kararıyla Yasaklanmıştır!</a>)</p>
<p>Güncelleme: 15.05.2009 YouTube ve diğer yasakları açmak için hosts dosyası çözümü YouTube postasına eklenmiştir.</p>
<p>En son <a href="http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/">Ekşi Sözlük&#8217;ün kapatılması</a>ndan sonra, uzun zamandır yazmayı düşündüğüm lakin bir türlü vakit ayırmadığım bir konuyu sizlerler paylaşmak istedim. Türk DNS sunucuları yerine alternatif DNS sunucuları kullanmak. Bu şekilde mahkeme yasakları bizim için geçersiz sayılacaktır! Bunun içinse en kolay, en güzel örnek olan OpenDNS&#8217;i tanıtacağım.<br />
<span id="more-37"></span></p>
<h2>OpenDNS nedir?</h2>
<p>OpenDNS; kendi tanımlarıyla, internette daha hızlı, güvenli, akıllıca ve güvenilir bir şekilde dolaşmanıza yardım eden bir servistir. Ücretsiz ve hiç bir ek program gerektirmeyen bu servisi kullanarak internette daha hızlı dolaşabilirsiniz.</p>
<h3>OpenDNS Kullanmanın Faydaları</h3>
<h4>OpenDNS Güvenlidir</h4>
<p>Kişisel bilgilerinizi çalmaya çalışan ve Phishing Sites olarak adlandırdığımız sitelere tanır ve sizi onlara karşı korur.<br />
<br class="clear" /></p>
<h4>OpenDNS Hızlıdır</h4>
<p>İnternette her hangi bir sayfaya , emailinize yahut başka bir adrese erişmeye kalktığınız zaman bilgisayarınız öncelikle DNS sunucunuza; örneğin <a href="http://az.cokh.net" title="http://az.cokh.net" target="_blank">az.cokh.net</a>, <a href="http://az.cokh.net" title="http://az.cokh.net" target="_blank">az.cokh.net</a>&#8216;in nerede olduğu sorgusunu gönderir. DNS sunucusu bu sitenin bulunduğu sunucunun IP Adresini tesbit ederek bilgisayarınızın sorgusunu yanıtlar. Ancak bundan sonra o siteye erişebilirsiniz. Lakin sunucular bu işi her seferinde tekrar ve tekrar yaparak hem sunucularını yormak hemde sizi bekletmemek amacıyla bu sorguları bir süre ön belleklerinde (cache) bekletirler. İşte OpenDNS bu noktada çoğu diğer DNS sunucusundan daha geniş bir ön belleği olmasıyla öne çıkıyor. Aşağıdaki resimde bu işlemlerin grafiksel halini görebilirsiniz. <img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/cache.gif" alt="" width="439" height="307" align="left" /><br />
<br class="clear" /></p>
<h4>OpenDNS Akıllıdır</h4>
<p>Çünkü OpenDNS bir sitenin adresini siz her ne kadar yanlış yazsanızda bunu fark eder ve sizi asıl gitmek istediğiniz yere gönderir. <img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/spelling_correction.gif" alt="" /><br />
<br class="clear" /></p>
<h4>OpenDNS Güvenilirdir</h4>
<p>Yavaş bir DNS servisinden daha kötü bir şey varsa oda erişilemez bir DNS servisidir. DNS hizmeti çalışmadığı zaman sizin için internet komple çalışmıyor demektir. OpenDNS servisi bir çok şehirde ve bir çok farklı ağa yayılmış olması sayesinde sizlere yüksek performanslı ve güvenilir bir servis sunmaktadır. <br class="clear" /><br />
<br class="clear" /><br />
Sanırım bu kadar reklam yeter! Şimdi sıra OpenDNS nasıl kurulur, sistemde yapılması gereken değişiklikler nedir gibi ufak detaylarda. Korkmayın, bu adımları 10 yaşındaki bir çocuk dahi rahatlıkla yapabilir.</p>
<h2><a title="adim1" name="adim1"></a>1. Adım: Giriş ve Üyelik</h2>
<p>Evvela OpenDNS sitesine kaydoluyoruz, aslında bu servisin çalışması için üyelik gerekmemekte. Lakin ben hem istatistik servisinden faydalanmak istediğim için, hem de üye olmayı bir avantaj olarak düşündüğüm için üye olarak başlayacağım.<br />
Eğer Üye olmak istemiyorsanız sizi hemen <a title="2. Adım: Sisteminizi Ayarlamak" href="#adim2">ikinci adım</a>a alalım.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns1.png" rel="lightbox"><br />
<img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns1.png" alt="" align="left" /></a>Öncelikle tarayıcımızın adres satırına <a href="http://www.opendns.com" title="http://www.opendns.com" target="_blank">www.opendns.com</a> yazarak OpenDNS sitesine erişiyoruz. Site açıldıktan sonra yukarıdaki &#8220;<strong>Sign In</strong>&#8221; yazan yere tıklıyoruz.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns2.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns2.png" alt="" align="left" /></a>Açılan sayfa üye girişleri için olan sayfa bu sayfada yapacağımız bir işlem şu an için yok. O yüzden aşağıda; okla belirtilmiş olan yerde, bulunan &#8220;<strong>Create Account</strong>&#8221; yazısına tıklayarak üyelik işlemlerimize başlayacağımız siteye geliyoruz.</p>
<p><br class="clear" /> <a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns3.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns3.png" alt="" align="left" /></a>Bizi karşılayan gayet sade bu kullanıcı kayıt sayfasında yapmanız gerekenler <strong>Username</strong> (Kullanıcı adı) <strong>Email Address</strong> (Sisteme kaydolmak istediğiniz email adresiniz, her hangi bir durumda buraya mail atıyorlar ) ve <strong>Password</strong> (Şifreniz) alanlarını doldurup &#8220;<strong>Create Account Now</strong>&#8221; tuşuna tıklamak.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns4.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns4.png" alt="" align="left" /></a>Eğer üyeliğiniz başarıyla gerçekleşti ise üyeliğinizin başarılı olduğuna ve üyeliğinizi onaylamanız için email adresinize gönderilecek olan postanın bir önizlemesi olan sayfa sizi karşılayacaktır.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns5.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns5.png" alt="" align="left" /></a>Email&#8217;imize girip gelen postaya onay vermek gerek. Tıklayın&#8230;<br />
<br class="clear" /><br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns6.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_opendns6.png" alt="" align="left" /></a>Artık onay işlemide tamamlandığına göre OpenDNS kullanmaya hazırız. 2. Adıma geçmeden önce tek yapmamız gereken sistemimiz için OpenDNS ayarlarını almak. Bunun için tek yapmamız gereken sitede her hangi bir sayfanın en altında yer alan IP adreslerini kopyalamak olacaktır.</p>
<blockquote><p><strong>208.67.222.222<br />
208.67.220.220</strong></p></blockquote>
<p><br class="clear" /></p>
<h2><a title="adim2" name="adim2"></a>2. Adım: Sisteminizi Ayarlamak</h2>
<p>Her şeyi tamamladığımıza ve OpenDNS IP adreslerini aldığımıza göre artık sistemimizi OpenDNS kullanmak üzere ayarlamanın vakti geldi.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/1.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_1.png" alt="" align="left" /></a>Masaüstü&#8217;nde bulunan &#8220;<strong>Ağ Bağlantılarım</strong>&#8221; simgesine tak tıklayarak <strong>Özellikler</strong>&#8216;i seçiniz. Eğer bu simge masaüstünüzde yoksa, Başlat &gt; Ayarlar &gt; Denetim Masası &gt; Ağ Bağlantıları yolunu izleyerek de buraya erişebilirsiniz. Aşağıdaki Adımlar Ağ üyesi bir bilgisayarda yapılmıştır, eğer <strong>ADSL kullanıcısı </strong>yahut <strong>Kablosuz Ağ</strong> üyesi olsanızda işlemler pek bir fark göstermeyecektir. Tek yapmanız gereken bu aşamada hangi bağlantıyı kullanıyorsanız onu seçmek olacaktır. Genelde <strong>&#8220;Çevirmeli Ağ</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Lan yada Yüksek hızlı internet</strong>&#8221; başlıkları altında kategorilendirilmiş olurlar.</p>
<p><br class="clear" /><br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/2.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_2.png" alt="" align="left" /></a>Açtığınız pencerede karşınıza gelecek olan &#8220;<strong>Yerel Ağ Bağlantısı</strong>&#8221; simgesine sağ tıklayarak gene <strong>Özellikler</strong>&#8216;i seçiyoruz.</p>
<p><br class="clear" /><br class="clear" /><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/3.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_3.png" alt="" align="left" /></a>Açılan <strong>Yerel Ağ Bağlantısı Özellikler</strong>&#8216;i sayfasında okla belirtilmiş olan kısımdan <strong>İnternet iletişim Kuralları (TCP/IP)</strong>&#8216;yi seçiyoruz ve gene okla belirtilmiş olan <strong>Özellikler</strong> tuşuna tıklıyoruz.</p>
<p><br class="clear" /><br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/4.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_4.png" alt="" align="left" /></a>Resimde gözüken kısım sizde seçili olmayabilir bunun yerine &#8220;<strong>DNS sunucu adresini otomatik al</strong>&#8221; seçeneği aktif olabilir bu durumda &#8220;<strong>Aşağıdaki DNS sunucu adreslerini kullan</strong>&#8221; seçeneğine tıklıyoruz ve gösterilen yerlere OpenDNS&#8217;den aldığımız IP adreslerini giriyoruz.<br />
<br class="clear" /><br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/5.png" rel="lightbox"><img style="float: left" src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_5.png" alt="" align="left" /></a>Aşağıdaki IP&#8217;leri girip <strong>Tamam</strong>&#8216;a tıklıyoruz. İşlem bitmiştir, hepimize hayırlı olsun!</p>
<p>208.67.222.222<br />
208.67.220.220</p>
<p>İşlemler başarıyla gerçekleştimi acaba diye merak ediyorsanız <a href="http://www.opendns.com/start/">http://www.opendns.com/start/</a> adresine girip deneyebilirsiniz. Eğer işlem başarılı olduysa aşağıdaki gibi bir ekran sizi karşılayacaktır.</p>
<p align="left"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns-success.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/opendns-success.png" alt="" width="459" height="156" /></a> Deneme amaçlı hemen erişimi daha bugün engellenen <strong>Ekşi Sözlük</strong>&#8216;e girmeyi deniyorum ve <strong>Bingo!</strong> <img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sozluk2.png" alt="" align="left" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/opendns/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ekşi Sözlük&#8217;e Kapatma Kararı!</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Apr 2007 10:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>ekşi sözlük</category><category>ekşisözlük</category><category>erişim engeli</category><category>kapatma kararı</category><category>mahkeme</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah evden çıktık kardeşimle. Yolda radyoda haberleri dinliyoruz. Birde ne duyalım,  Ekşi Sözlük&#8216;e erişim, Adnan Oktar&#8216;ın kişilik haklarına yönelik saldırı yapıldığı gerekçesiyle açtığı davayı kazanması nedeniyle mahkeme tarafından gene durdurulmuş. Tarih tekerrür ediyor, yüce mahkemelerimiz bir kez daha erişimizi kısıtlıyor. Aynen geçenlerde uygulanan lakin daha sonra kaldırılan YouTube&#8217;a olan erişim engeli gibi.
Gerçektende şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sabah evden çıktık kardeşimle. Yolda radyoda haberleri dinliyoruz. Birde ne duyalım,  <a href="http://www.eksisozluk.com/"><strong>Ekşi Sözlük</strong></a>&#8216;e erişim, <strong>Adnan Oktar</strong>&#8216;ın kişilik haklarına yönelik saldırı yapıldığı gerekçesiyle açtığı davayı kazanması nedeniyle mahkeme tarafından gene durdurulmuş. Tarih tekerrür ediyor, yüce mahkemelerimiz bir kez daha erişimizi kısıtlıyor. Aynen geçenlerde uygulanan lakin daha sonra kaldırılan <a href="http://az.cokh.net/yazilar/youtube-erisim-engeli/">YouTube&#8217;a olan erişim engeli</a> gibi.</p>
<p>Gerçektende şu an gördüğüm gibi Ekşi Sözlük&#8217;e <a href="http://sozluk.sourtimes.org/">http://sozluk.sourtimes.org</a> adresini kullanarak girmeye çalıştığımızda bizi karşılayan şey şu:</p>
<blockquote>
<p class="style3"><big><font color="#cc0000">Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.</font> </big></p>
<p class="style5">sozluk.sourtimes.org internet sitesi T.C. Eyüp 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.04.2007 tarih ve 2007/43 sayılı kararı gereği erişimi engellenmiştir.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sozluk.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_sozluk.png" /></a></p></blockquote>
<p>Her ne kadar yazarı yahut takipçisi olmasam da, bence bu karar çıkmamalıydı!<br />
Sözlük kullanıcılarını gene IP ezberleme günleri bekliyor diye düşünürken baktımda <a href="http://www.eksisozluk.com" title="http://www.eksisozluk.com" target="_blank">www.eksisozluk.com</a> adresinden erişime bir engelleme getirilmemiş. Bu da bir şey&#8230;</p>
<p>Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/405721.asp#storyContinues">NTVMSNBC</a>&#8216;den ulaşabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/eksi-sozluke-kapatma-karari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kullanışlı Firefox Eklentileri</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/kullanisli-firefox-eklentileri/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/kullanisli-firefox-eklentileri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2007 19:07:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/kullanisli-firefox-eklentileri/</guid>
		<description><![CDATA[  Mozilla Firefox, hakkında en çok yazılan ve konuşulan programlardan birisi olan bu program şüphesiz Microsoft Internet Explorer’ın; versiyon fark etmeksizin, en dişli rakibi. Arkasında milyonlarca seveni bulunan bu program internet de dolaşmayı bir eziyet değil zevk haline getiriyor! Özellikle geniş eklenti desteği, değiştirilebilir ara yüzü, açık kaynak kodlu olması gibi özelliklerle ve kişiselleştirilebilmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="content"> <a href="http://www.getfirefox.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.getfirefox.com');" title="Get Firefox!"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/firefox-logo.png" style="float: left" border="0" vspace="5" /></a> Mozilla <a href="http://www.getfirefox.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.getfirefox.com'); return alinks_click(this);" class="alinks_links" title="Rediscover the Web" rel="external">Firefox</a>, hakkında en çok yazılan ve konuşulan programlardan birisi olan bu program şüphesiz Microsoft Internet Explorer’ın; versiyon fark etmeksizin, en dişli rakibi. Arkasında milyonlarca seveni bulunan bu program internet de dolaşmayı bir eziyet değil zevk haline getiriyor! Özellikle geniş eklenti desteği, değiştirilebilir ara yüzü, açık kaynak kodlu olması gibi özelliklerle ve kişiselleştirilebilmesi sayesinde bir çok kişinin vazgeçilmezi.</p>
<p>Aslında bu konu hakkında çok yazıldı, çok konuşuldu. Özellikle yabancı kaynaklara bakacak olursak neredeyse her sitede en az bir kez “<strong>Top Firefox Extensions</strong>“, “<strong>Best of Firefox Extensions</strong>” gibi başlıklarla bu konuya değinilmiş. Lakin Türkçe kaynaklarda bu konuyla ilgili pek bir şey bulamadım, var olanlar ya çok eski, ya çok bayağı. Elbette gözümden kaçan kaynaklarda olmuş olması olasılığı her daim baki. <span id="more-35"></span>Ayrıca bir şekilde Firefox kullanıcısı olmayı başarmış lakin “<strong>Eklenti</strong>” kavramının manasından bihaber olduğuna şahit olduğum onca kullanıcıyı gördükten sonra bu konuya birde ben değineyim dedim. Konu başlığı ise “<strong>Kullanışlı Firefox Eklentileri</strong>” oldu, çünkü hem “<strong>En İyi Firefox Eklentileri</strong>“, “<strong>En Kullanışlı Firefox Eklentileri</strong>“, “<strong>En Yararlı Firefox Eklentileri</strong>” gibi iddialı bir yazı hazırlamak amacında olmayışım, hem de benim için faydalı olan bir eklentinin diğer bir kişiye bir anlam ifade etmeyecek oluşu bunun ardında yatan asıl sebeplerdir. <strong>Burada benim kullanıp kullanışlı bulduğum ve sizin de işinize yarayabilecek bir kaç eklentiyi tanıtacağım</strong>. Daha fazlasını ise <a href="https://addons.mozilla.org/firefox/extensions/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/firefox/extensions/');">Firefox Extensions</a> adresinden kendiniz bulabilirsiniz.</p>
<h2>Nedir bu eklentiler?</h2>
<p>İngilizcede Extension olarak adlandırılan; dilimize bire bir çevrildiği vakit aslen uzantı manasına gelmesi gereken lakin eklenti kavramı daha uygun kaçıyor, Eklentiler tarayıcımıza hem yeni özellikler kazandırıyor hemde var olan özelliklerini daha iyi bir seviyeye getirmemize olanak sağlayabiliyor. Örnek vermek gerekirse email hesaplarımı belli aralıklarla kontrol edip yeni posta gelmişmi bana haber veren, sitelerde istemediğim reklamları engellememe olanak sağlayan, bulunduğum sitenin ekran görüntüsünü kaydetmemi sağlayan ve beni önümüzdeki günlerin hava durumu bilgilerinden haberdar eden eklentileri verirsem ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır sanırım.</p>
<ul>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1035" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1035');">1-ClickWeather</a></h3>
</li>
<p>Yüklendikten sonra kendisini tarayıcının en alt kısmına yerleştiren bu eklenti istediğiniz il için o an ki ve ertesi günlere ait <strong>hava durumu bilgilerine erişmenizi sağlayan bir eklenti.</strong> Özellikle sabahları evden çıkmadan bir kere bakmak çoğu zaman sizi donmaktan kurtarabiliyor, <strong>tecrübe ile sabittir!</strong><br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/1035/1" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/10" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/10');">Adblock</a></h3>
</li>
<p>Her web sitesinde neredeyse istisnasız bulunan, zaman zaman boğucu ve hatta rahatsız edici özelliklerde olabilen <strong>reklamların köküne kibrit soyu dökmenizi sağlayan bir eklenti</strong> olan Adblock, içinde gelen bir takım filtre ile, kendinizin oluşturabileceği filtrelemeler sonucunda neredeyse hiç reklam görmenize olanak sağlamıyor. Tamamen kaldırdığı reklamlar sayesinde içeriği görmenize ve rahat bir nefes almanıza yardım ediyor. <strong>Vazgeçilmez bir eklenti!</strong> Arzu edenler <a href="http://az.cokh.net/AdblockFilters_az_cokh_net.txt" onclick="javascript:urchinTracker('/file/AdblockFilters_az_cokh_net.txt');">kullandığım Adblock filtreleri</a>‘ni kullanabilir, indirdikten sonra Adblock Preferences &gt; Adblock Options &gt; Import Filters yolu izlenerek kendi filtrelerinize ekleyebilirsiniz. )<br />
(Aşağıda <a href="http://www.webrazzi.com/2007/04/11/sinemacomda-reklam-alacak-yer-kalmadi/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.webrazzi.com/2007/04/11/sinemacomda-reklam-alacak-yer-kalmadi/');">Webrazzi</a>‘de halen tartışılan <a href="http://sinema.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/Sinema.com');" title="http://Sinema.com" target="_blank">Sinema.com</a>‘un reklamlı ve reklamlardan arındırılmış halini görebilirsiniz. Farklar bariz zannımca…)<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sinemacom-ads.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sinemacom-ads.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_sinemacom-ads.png" /></a> <a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sinemacom-noads.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/sinemacom-noads.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_sinemacom-noads.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/12" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/12');">All-in-One Gestures</a></h3>
</li>
<p>Bu eklenti sayesinde <strong>mouse hareketlerine işlevler atayabilir</strong>, örneğin sağ tuşa tıklayıp fareyi sağ tarafa götürdüğünüzde ileri sayfaya gitmesi gibi özellikleri kullanabilirsiniz. Bir kere <strong>başladıktan sonra bırakması zor</strong>, uyarayım. Bilgisayarımın içinde gezerken dahi aramaya başladım bunu!</p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1553" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1553');">Bookmark Duplicate Detector</a></h3>
</li>
<p>Eğer siz de benim gibi hoşunuza giden her siteyi <strong>sık kullanılanlara ekliyorsanız</strong> bir süre sonra aynı siteleri <strong>tekrar ve tekrar</strong>  eklediğinizin farkında olmayacaksınızdır.  Yüzlerce site arasından aynı olanları elle bulup <strong>ayıklamaktansa</strong> <strong>bu ufak eklentiyi kullanabilirsiniz</strong>. Bu eklenti aynı zamanda yeni ekleyeceğiniz bir kısayolun daha evvel eklenip eklenmediğini kontrol edip sizi anında uyarma marifetine de sahip.<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/bookmarkdd.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/bookmarkdd.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_bookmarkdd.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/16" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/16');">Chatzilla</a></h3>
</li>
<p>IRC kullanıcılarına popüler tarayıclarının içine bir IRC istemcisini yerleştirme imkanı sunan bu eklenti sayesinde ek programlara ihtiyacınız kalmayacak.<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/chatzilla.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/chatzilla.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_chatzilla.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/26" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/26');">Download Statusbar</a></h3>
</li>
<p><strong>Durum çubuğuna</strong> o anki downloadların hızı, kalan süresi, download yüzdesi ve miktarı gibi <strong>bilgiler yerleştiriyor.</strong><br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/downloadstatusbar.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/downloadstatusbar.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_downloadstatusbar.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1433" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1433');">Extended Statusbar</a></h3>
</li>
<p>Bu eklenti <strong>Hız, Yüklenme yüzdesi, süre, ve yüklenme oranı bilgilerin</strong>i Opera browser’daki gibi gösteren bir bar’ı Firefox <strong>durum çubuğuna eklliyor.</strong></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/684" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/684');">FireFTP</a></h3>
</li>
<p>Firefox’un içine <strong>dahili bir FTP istemcisi</strong> olarak yerleşen bu eklenti, özellikle firefox’u <a href="http://az.cokh.net/yazilar/portable-programlar-ve-portable-firefox/">Portable</a> olarak kullanan kullanıcılara yanlarında her daim bir FTP istemcisi gezdirme şansı sunuyor.<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/fireftp.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/fireftp.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_fireftp.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/220" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/220');">FlashGOT</a></h3>
</li>
<p>Bilgisayarınızda yüklü olan ve “<strong>download manager</strong>” olarak nitelendirilen <a href="http://www.flashget.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.flashget.com'); return alinks_click(this);" class="alinks_links" title="Best Download Manager" rel="external">Flashget</a> gibi programlarla entegre olarak çalışarak tek veya sitedeki belli dosyaları yahut her sayfadaki her şeyi <strong>indirmenize olanak sağlayarak</strong> Firefox’un bu yöndeki açığını kapayan ufak bir eklenti.<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/220/1" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1320" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1320');">Gmail Manager</a></h3>
</li>
<p>Bir ya da birden çok <strong>Gmail hesabınızı</strong> istediğiniz aralıklarla kontrol edip yeni <strong>postanız varmı size kontrol eden</strong>, yeni posta geldiği vakit sizi uyaran, tek tıkla posta kutunuza girmenize olanak veren gayet yararlı bir eklentidir.<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/1320/1" /><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/gmailmanager.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/gmailmanager.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_gmailmanager.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/3977" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/3977');">Google Reader Notifier</a></h3>
</li>
<p><strong>RSS’leri takip etmek</strong> için <a href="http://www.google.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.google.com'); return alinks_click(this);" class="alinks_links" title="Google.com" rel="external">Google</a> Reader kullanan kullanıcılar için gayet etkili bir eklenti bu. En az 2 dakikadan başlayan aralıklarla Google Reader’ı yeniliklere karşı kontrol eden, güncellenen içerikten sizi <strong>anında haber</strong>dar eden bu eklenti yeniliklerden zamanında haberdar olmanızı sağlıyor.<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/3977/1" /><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/greadernotifier.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/greadernotifier.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_greadernotifier.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1174" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1174');">ImageBot</a></h3>
</li>
<p>Bu eklenti sayesinde <a href="http://photobucket.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/Photobucket.com');" title="http://Photobucket.com" target="_blank">Photobucket.com</a> veya <a href="http://imageshack.us/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/Imageshack.us');" title="http://Imageshack.us" target="_blank">Imageshack.us</a> hesaplarınıza <strong>resim upload etmek</strong> hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor. İstediğiniz kadar resmi transfer eden, ekranda geçmişde upload ettiğiniz resimleri ve linklerini gösteren arabirimi ile kullanması çocuk oyuncağı.<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/imagebot.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/imagebot.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_imagebot.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/4014" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/4014');">Locationbar²</a></h3>
</li>
<p>Locationbar eklentisi Firefox’un adres satırını daha görsel bir hale sokuyor, okunabilirliği arttırıyor.<br />
<img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/locationbar.png" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/3035" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/3035');">Paste and Go 2</a></h3>
</li>
<p>Eğer sizde benim gibi sık sık bir adresi kopyaladıktan sonra adres satırına gidip yapıştır dedikten sonra enter’a basıyorsanız bu eklenti yapıştır ve gönder seçeneğini menüye ekliyor.<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/3035/1" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1146" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1146');">Screengrab!</a></h3>
</li>
<p>Bu eklenti sayesinde herhangi bir web sitesinin ister istediğiniz bir bölümün isterseniz tüm sayfanın <strong>ekran görüntüsünü kaydet</strong>meniz çok kolay. Hatta uzayan sayfaların görüntüsünü dahi kaydediyor.</p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1730" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1730');">ScribeFire</a></h3>
</li>
<p>Eski adıyla Performancing olarak bilinen bu eklenti, Blog yazarlarının işlemini kolaylaştırıyor. <strong>Wordpress sitelerinizi</strong>, <a href="http://blogger.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/Blogger.com');" title="http://Blogger.com" target="_blank">Blogger.com</a> ve <a href="http://wordpress.com/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/Wordpress.com');" title="http://Wordpress.com" target="_blank">Wordpress.com</a> hesaplarınızı <strong>yönetmenizi</strong>, yeni yazı yazmanızı, eski yazılarınızı düzenlemenizi ve işlemlerinizi sitenizin yönetim paneline girmeden yapmanızı sağlıyor. Aslında, şu anda bu yazıyı ScribeFire’la yazıyorum!<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/scribefire.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/scribefire.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_scribefire.png" /></a></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/138" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/138');">StumbleUpon</a></h3>
</li>
<p>Başlı başına bir eklenti olabilecek bu eklenti bilgisayar başında sıkıntıyla geçen vakitlerinizi yok ediyor. Eklentiyi kurduktan sonra üye olmanız isteniyor, üye olduktan ve ilgi alanlarınızı seçtikten sonra tek tuşla i<strong>lgi alanınıza yönelik siteler</strong>i ziyaret edebilir, beğenip beğenmemenize göre oylayabilir ve bu sayede daha sonra görüntüleyeceğiniz sitelerinde daha iyi belirlenmesine yardımcı olabilir, sisteme kayıtlı bir arkadaşınızla paylaşabilirsiniz. Tek kötü yanı, <strong>alışkanlık yapıcı</strong> olması!<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/138/1" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1122" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1122');">Tab Mix Plus</a></h3>
</li>
<p>Bu eklenti Firefox’un tab, yani sekme özelliğini geliştirmenize, yeni özellikler eklemenize yardımcı olmak için üretilmiş. Sekmelere geçmiş özelliği, kapatılamayan sekmeler açma özelliği, sekmelerin biçim ve yerlerini değiştirmeniz için ayarlar, yeni tuş kombinasyonları ekleme ve daha sayamayacağım bir çok özelliği bünyesinde barındıran bu eklenti herkes için olmazsa olmaz nitelikde.<br />
<img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/1122/1" /></p>
<li>
<h3><a href="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1813" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/1813');">TrashMail.net</a></h3>
</li>
<p>İşte <strong>Spam</strong>‘e bir nebze <strong>dur</strong> demenize olanak sağlayan harika bir eklenti! Her hangi bir yere mail adresinizi verirken bu eklenti yardımı ile anında aslında var olmayan lakin belli sayıda emaili yahut belli bir süre için her şeyi size yönlendirmeye ayarlanmış, her seferinde değişik olan sanal emailleri <a href="http://www.trashmail.net/" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/www.trashmail.net/');">Trashmail.net</a> desteği ile oluşturabilir bu sayede asıl email adresinizi gizleyebilirsiniz. Gayet etkili, denedim, biliyorum! (:<br />
<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/trashmail.png" onclick="javascript:urchinTracker('/outbound/i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/trashmail.png');" rel="lightbox" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_trashmail.png" /> </a><img src="https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/images/addon_preview/1813/1" /></ul>
<p>Benden şimdilik bu kadar, eğer eksiğimi yahut hatam varsa düzeltmesi size kalmış. Ayrıca, dediğim gibi, bunlar “<strong>en iyi bilmem kaç</strong>” eklenti değil! Sadece kullanışlı ve kullandığım eklentilerden bir kaçı!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/kullanisli-firefox-eklentileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RSS Sorunları</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/rss-sorunlari/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/rss-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 22:15:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/rss-sorunlari/</guid>
		<description><![CDATA[Efendim,  bundan kısa bir süre önce evvelden pek sıcak bakmadığım, RSS desteği olan siteleri RSS okuyucusu kullanarak takip etme olayına başlamış bulundum. Aslında gayet güzel olan bu uygulama sayesinde takip ettiğiniz sitbir yenilik olduğu taktirde hızlıca haberiniz olabiliyor. Yeni başladığım için, şu an pek fazla site&#8217;yi takip ettiğim söylenemez. Henüz eklemediğim lakin her bilgisayar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efendim,  bundan kısa bir süre önce evvelden pek sıcak bakmadığım, RSS desteği olan siteleri RSS okuyucusu kullanarak takip etme olayına başlamış bulundum. Aslında gayet güzel olan bu uygulama sayesinde takip ettiğiniz sitbir yenilik olduğu taktirde hızlıca haberiniz olabiliyor. Yeni başladığım için, şu an pek fazla site&#8217;yi takip ettiğim söylenemez. Henüz eklemediğim lakin her bilgisayar başına geçişimde &#8220;varmı yeni bir şey?&#8221; diyerek takip ettiğim siteler ve elbette RSS desteği olmayan sitelerde mevcut.</p>
<p>RSS desteği veren sitelerin takiplerini <a href="http://www.google.com/reader" title="Google Reader">Google Reader</a>  kullanarak yapmaktayım, lakin içinden çıkamadığım bir durum söz konusu. Sitelerdeki güncellemeleri göremiyorum, yahut çok geç görebiliyorum! Refresh tuşlarına ne kadar basarsam basayım, fayda etmiyor.<br />
Aşağıdaki ekran görüntülerinden de görebileceğiniz gibi güncellemiş bir siteyi ancak kişisel olarak ziyaret ettiğimde güncellendiğini öğreniyorum!</p>
<div class="img-ilus" style="width: 170px; float: left"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/ehcrea.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_ehcrea.png" title="ehcrea.blog" alt="ehcrea.blog" style="float: left" height="128" width="160" /></a></div>
<div class="img-ilus" style="width: 170px; float: right"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/googlereader.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_googlereader.png" style="float: right" title="Google Reader" alt="Google Reader" height="128" width="160" /></a></div>
<p><br class="clear" /><br />
İlk resimde görebileceğiniz gibi <a href="http://www.ehcrea.com" title="ehcrea.günlük">ehcrea.günlük</a> sitesi güncellenmiş. Hatta 2 adet yeni konu var lakin diğer resimden görebileceğiniz gibi ben bundan bihaberim! Google Reader&#8217;ın tüm ayarlarını inceledim lakin &#8220;<strong>şu sıklıkla güncelle</strong>&#8221; benzeri bir ayarla karşılaşamadım. Lakin, <a href="http://www.ehcrea.com" title="ehcrea.günlük">ehcrea.günlük</a> sitesine girip tekrardan RSS adresini alıp; internet tarayıcımı tüm RSS beslemelerini Google Reader&#8217;a yönlendirmeye ayarladığım için, bir <a href="http://www.ipings.com/act/online_rss_reader">online rss okuyucu sitesinden</a> test ettiğim vakit görüyorumki, tüm RSS trafiği <a href="http://Feedburner.com" title="http://Feedburner.com" target="_blank">Feedburner.com</a> adresine aktarılmış olan sitenin RSS dosyası gayet güncel! (bkz:  <a href="http://www.ipings.com/act/online_rss_reader?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2Fehcreablog">Güncel RSS Dosyası</a>)</p>
<p>Sorun nerede? Google&#8217;damı bendemi?</p>
<p>(Not: ben bu yazıyı yazarken; ki gayet oyalandım bu arada, Google&#8217;da sonunda güncellemesini yaptı. Yazılar yazıldıktan tahminen 2-3 saat sonrada olsa artık yeni bir içerik olduğunu görebiliyorum. Lakin bazı örneklerde bu durum daha da uzayabiliyor!)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/rss-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamachi?</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/hamachi/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/hamachi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 11:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/hamachi/</guid>
		<description><![CDATA[Hamachi Nedir?

Hamachi, hiç bir ayar gerektirmeden sanal ağ&#8217;lar (Virtual Private Network &#8211; VPN) oluşturmanızı sağlayacak ufak bir uygulamadır. Başka bir deyişle, Hamachi arkadaşlarınızla sadece Ağ (Network) üzerinden çalışan oyunları oynamanıza, iTunes ve Windows Dosya Paylaşımı gibi hizmetlerden dosya paylaşımınıza, Uzak Masaüstü Bağlantısı kullanmanıza ve benzer işlevlerdeki diğer uygulamaları aynı normal bir ağ ortamındaymış gibi davranarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Hamachi Nedir?</h2>
<p class="img-ilus" style="width: 250px; float: left"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_logo.png" class="shadow" style="float: left" alt="Hamachi" height="102" width="244" /></p>
<p>Hamachi, hiç bir ayar gerektirmeden sanal ağ&#8217;lar (Virtual Private Network &#8211; VPN) oluşturmanızı sağlayacak ufak bir uygulamadır. Başka bir deyişle, Hamachi arkadaşlarınızla sadece Ağ (Network) üzerinden çalışan oyunları oynamanıza, iTunes ve Windows Dosya Paylaşımı gibi hizmetlerden dosya paylaşımınıza, Uzak Masaüstü Bağlantısı kullanmanıza ve benzer işlevlerdeki diğer uygulamaları aynı normal bir ağ ortamındaymış gibi davranarak çalıştırmanıza izin veren programdır.<br />
<span id="more-31"></span></p>
<h3>Hamachi&#8217;de Güvenlik</h3>
<p>Peer-to-Peer mantığıyla çalışan Hamachi verilerinizi şifreleyerek ana sunucu üzerinden diğer kişilere ulaştırır. Güçlü ve endüstri standartlarına uygun şifreleme algoritmaları sayesinde kişiler arasında gerçekleşen veri alışverişini Hamachi sunucuları dahil kimsenin görmesi söz konusu değildir.</p>
<p>Anlayacağınız, bu program sayesinde gerçekten zevkli anlar yaşayabilirsiniz. İnternetin şart olduğunu göz önüne alırsak alacağınız performans internet hızınızla doğru orantılı olacaktır. Lakin, bugün&#8217;e değin uzunca bir süre kullandığım Hamachi nadiren bana sorun yaşatmıştır. Arkadaşlarla yaptığımız Warcraft III &#8211; Dota partilerinde genelde çok güzel oyunlar gerçekleşmiş sadece zaman zaman yavaşlamalarla karşılaşmışızdır.</p>
<h3>Hamachi Nasıl Kurulur?</h3>
<p>Hamachi Kurulumu için ilk yapmamız gereken  <a href="http://www.hamachi.cc/download/list.php">Hamachi Download</a> sayfasına giderek sistemize uygun hamachi sürümünü indirmek olacaktır. Ben bu yazıyı yazarken çıkmış olan son sürüm olan <a href="http://files.hamachi.cc/HamachiSetup-1.0.2.1-en.exe">1.0.2.1</a>&#8216;in <a href="http://files.hamachi.cc/HamachiSetup-1.0.2.1-tr.exe">Türkçe sürümünü</a> indireceğim. Sizde dilediğinizi indirin.</p>
<p>Boyutu sadece <strong>977</strong>kb olan Hamachi&#8217;nin kurulumuda indirmesi kadar hızlı. İndirdikten sonra dosyayı açacak olursak bizi şu ekran karşılayacaktır.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi1.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi1.png" /></a></p>
<p>Bu ekranda yapabileceğimiz bir şey yok, <strong>İleri</strong> diyelim.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi2.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi2.png" /></a></p>
<p>Bu ekranda yer alan Sözleşme&#8217;yi okuyup &#8220;<strong>Sözleşmeyi kabul ediyorum</strong>&#8221; seçeneğini işaretledikten sonra <strong>İleri</strong> deyip devam ediyoruz.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi3.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi3.png" /></a></p>
<p>Karşımıza çıkan bu ekranda Hamachi&#8217;nin nereye kurulmasını istediğimizi seçiyoruz. Ben varsayılan klasör olan &#8220;<strong>C:\Program Files\Hamachi</strong>&#8221; adresinden memnun olduğum için dokunmuyorum. Bunun hemen altında yer alan kısım ise bize Başlat&gt;Programlar menüsü içinde kangi başlıkla yer almasını istediğimizi soruyor. Hamachi seçeneği makul geliyor bana. Çok etkin olarak kullanmayı düşünmediğim için &#8220;<strong>Windows&#8217;u açtığım zaman Hamachi&#8217;yi otomatik olarak başlat</strong>&#8221; seçeneğini işaretlemiyorum, lakin &#8220;<strong>Masaüstünde kısayol oluştur</strong>&#8221; seçeneğini kullanıyorum. Ve <strong>İleri</strong> diyoruz.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi4.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi4.png" /></a></p>
<p>Bu ekranda Hamachi bize bilgisayar güvenliğimizi koruma amaçlı olarak <strong>Hamachi üzerinden Windows görevini kapatmak</strong> isteyip istemediğimizi soruyor. eğer bu seçeneği işaretlerseniz uzak masaüstü ve dosya paylaşımı özelliklerini kullanamazsınız söylemedi demeyin. Lakin ben ağdan bulaşan virüslere geçit vermemek amacıyla bu seçeneği işaretliyorum ve <strong>İleri</strong> diyorum. Nede olsa benim amacım sadece oyun oynamak!</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi5.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi5.png" /></a></p>
<p>Ardından çıkan bu ekranda ise bize Hamachi&#8217;nin hangi versiyonunu kurmak istediğimiz soruluyor. <strong>Basic</strong> ve <strong>Premium</strong> versiyonlar arasındaki temel fark Basic versiyonunda en fazla 16 olabilen kişi limitinin 256&#8242;ya yükseltilmesi ve şifresiz aktarıma izin vererek performansı arttırmasının yanında <a href="http://logmeinhamachi.com/compare/">http://logmeinhamachi.com/compare/</a> adresinde belirtilen bazı özelliklerdir diyeniliriz. Premium&#8217;la işim olmaz, Basic yeter bana derseniz beni takip edin ve <strong>İleri</strong> deyin.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi6.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi6.png" /></a></p>
<p>Gelen ekranda bize <strong>&#8220;Hamachi yüklemek için hazır. Devam etmek için, Yükle&#8217;yi tıklayın.</strong>&#8221; diye belirtiyor, <strong>Yükle</strong> deyip yükleme aşamasına geçiyoruz. Bu işlem bir kaç dakikayı bulabilir. Ekranda &#8220;<strong>Hamachi alıcı programı başarıyla kuruldu.<br />
İlerlemek için İleriyi tıklayın.</strong>&#8221; yazısını gördükten sonra devam edebiliriz.</p>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi8.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi8.png" align="left" /></a></p>
<p class="img-ilus" style="float: right"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi7.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_hamachi7.png" align="right" /></a></p>
<h3>Hamachi &#8216;yi Ayarlamak</h3>
<p>Kurulum bittiğine göre artık ayarlara geçebiliriz.</p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed1.png" /></p>
<p>Hamachi sistemimize kurulduktan sonra bizi ilk karşılayan bu ekranda yazanları okumamız gerek.Bu sayede Hamachi&#8217;nin işlevleri hakkında bilgi edinebiliriz.</p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed2.png" /></p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed3.png" /></p>
<p>Artık okuduğumuza göre Hamachi&#8217;yi aktif hale getirebiliriz. Yalnız bu esnada sorun yaşamamak için Firewall&#8217;umuzu ya devre dışı bırakmalıyız yada Hamachi&#8217;ye izin veren bir kural oluşturmalıyız. Bundan sonra, ok ile belirtilen düğmeye tıklayarak Hamachi&#8217;yi aktif hale getirebiliriz.</p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed4.png" /></p>
<p>Aktif olmak için ilk başta Network&#8217;de görünecek olan ismimizi belirliyoruz. Ardından Hamachi sunuculara bağlanıyor ve size özel, eşsiz bir IP numarasını size atıyor.</p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed5.png" /></p>
<p>Sonraki tuşuyla devam ediyoruz.</p>
<p><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed6.png" /></p>
<p>Bundan sonra Hamachi bizden katılmak istediğim ağı ayarlamamızı istiyor, lakin şu an henüz acemi olduğumuzdan yahut her hangi bir ağ&#8217;dan bihaber olduğumuzdan ben hakkımı Yeni ağ oluştur seçeneğini kullanmaktan yana kullanıyorum.</p>
<p class="img-ilus" style="width: 440px; float: left"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed7.png" /></p>
<p>Bu aşamada  seçeceğimiz ad ve şifresi önemli. Bunları bir yere not edelim, çünkü ağımıza katılmak isteyenlere bu bilgileri vereceğiz. <strong>Unutmadan, bu aşamada büyük/küçük harf kullanımı fark etmektedir. </strong>Seçiyoruz seçmesine, lakin benim bu örnekte denediğim <strong>The Castle </strong>adı ve alternatif olarak denediğim diğer isimler daha önceden alınmış olduğu için ağ&#8217;ıma isim olarak sonunda <strong>Sıpa</strong> şifre olaraksa <strong>11</strong>&#8216;i seçiyorum.</p>
<p class="img-ilus" style="width: 225px; float: left"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_installed8.png" /></p>
<p>Artık Hamachi kurulmuş ve çalışır durumda. Bağlantı durumumuzu sistem sekmesinde bulunan simgeden anlayabiliriz.<br />
<img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/hamachi_icon.png" /><br />
Eğer simge örnekteki gibi yeşil yanıyorsa sorunsuzca bağlandınız demektir, yok eğer sarı ise bağlantınızda bir problem vardır. Gri renk ise henüz bağlanmadığınızı ifade eder.</p>
<p>Bu aşamadan sonra tek yapmanız gereken bir arkadaşınızı hamachi kurmaya davet edip kurulumdan sonra istediğiniz bir oyunu; ben arkadaşlarla Warcraft oynamayı tercih ettim, oynamak yahut zevkinize göre bir şey yapmak olacaktır.</p>
<p>Ayrıca, Tercihler kısmına girerek programı kendinize göre biraz ayarlayabilirsiniz.</p>
<p>Hepsi bu kadar!<br />
İyi eğlenceler.</p>
<p>Technorati Tags: <a href="http://technorati.com/tag/hamachi" class="performancingtags" rel="tag">hamachi</a>, <a href="http://technorati.com/tag/kurulum" class="performancingtags" rel="tag">kurulum</a>, <a href="http://technorati.com/tag/logmein" class="performancingtags" rel="tag">logmein</a>, <a href="http://technorati.com/tag/vpn" class="performancingtags" rel="tag">vpn</a>, <a href="http://technorati.com/tag/sanal%20network" class="performancingtags" rel="tag">sanal network</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/hamachi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akıp giden zaman&#8230;</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2007 19:20:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/</guid>
		<description><![CDATA[Zaman nede hızlı akıp gidiyor, saatler ne hızlı geçiyor. Farkına bile varamıyor insan, kim derdi ki bir kaç saat sonra şu dünyadaki 201.600&#8242;üncü saatini doldurmuş olacağım!
Yaşlanıyoruz galiba, önceden biz de önem vermezdik bunlara&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman nede hızlı akıp gidiyor, saatler ne hızlı geçiyor. Farkına bile varamıyor insan, kim derdi ki bir kaç saat sonra şu dünyadaki 201.600&#8242;üncü saatini doldurmuş olacağım!</p>
<p>Yaşlanıyoruz galiba, önceden biz de önem vermezdik bunlara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/akip-giden-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gel Pisi Pisi</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2007 21:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>
<category>linux</category><category>pardus</category><category>ubuntu</category><category>ulusal işletim sistemi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="img-ilus2" style="width="230px; float: left;"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_prds-logo.jpg" class="shadow" align="left" /></div>
<p> Artık ben de bir <strong>Linux</strong> kullanıcısıyım! Yıllarca sadece Knoppix, Ubuntu gibi Linux dağıtımlarının Live sürümlerini zevkden dolayı ara ara kullanan ben, artık <strong>Ulusal İşletim Sistemi</strong> projemiz olan <strong>Pardus</strong>&#8216;un bir kullanıcısı haline geldim. Lakin, bu pek de verilen bir kararın neticesi olan bir durum sayılmaz!</p>
<p>Efendim, her şey bir sabah bilgisayarımın güç düğmesine basıp açılmasını beklerken mutfağa bir şeyler atıştırmak amaçlı gittiğim gün başladı; geçen gün yani, döndüğümde kullanıcı seçim ekranının beni karşılamasını bekleyip vakitten tasarruf ettiğimi düşünürken&#8230; beni siyah beyaz bir ekranda system32 klasöründeki config dosyamın bozuk olduğunu söyleyen bir ekran karşıladı. &#8220;Eyvah&#8221; dedim, &#8220;gitti canım windows kurulumu, oysaki her şey tam istediğim gibi, tüm güncellemeler yapılmış, programlar uzun uzadıya seçilmiş, oyunlar dahi yüklenmişdi&#8221;. <span id="more-29"></span>Hata ekranında istersem kurulumda kullandığım Windows Xp CD&#8217;sini takıp <strong>repair </strong>seçeneğini kullanarak sistemi onarabileceğim yazıyordu. &#8220;Hay hay&#8221; dedim, &#8220;hay hay&#8221;. Hemen takıverdim CD&#8217;yi oracıkta, Bios&#8217;a girip Harddisk&#8217;i boot sırasından kaldırıverdim ve CD&#8217;yi boot ederek bana önerildiği gibi <strong>repair</strong> kısmına girdim. Daha önceden bu kısmı kullandığımı hatırlamıyorum, çünkü bu kadar dandik bir kurtarma konsolunu kullansam kesin hatırlardım! Karşımda alanı daraltılmış bir MS-Dos sürümü bana bakıyor, sistemi kurtarmamı bekliyordu. Lakin <strong>HELP</strong> kısmısındaki neredeyse tüm komutları denemek dahi yetmedi. En sonunda yeter dedim, açtım bir süre evvel evime kadar yollanan <strong>Ubuntu </strong>DVD&#8217;lerinden birisini ve onunla bilgisayarımı başlattım. Amaç  dosya kurtarmak, araç Ubuntu. Lakin, hiç hoşuma gitmeyen bir şey oldu. Ubuntu disklerimi görebiliyor, lakin her hangi bir değişiklik yapamıyordu. Bu durumda dosyayı bir yerden alıp bir diğerine kopyalamak söz konusu bile değildi.</p>
<p>Artık hiç umut yok diyordum, hadi ben nerede ise tamamiyle <a href="http://az.cokh.net/yazilar/portable-programlar-ve-portable-firefox/">portable programlar</a> kullanıp önemli dosyalarımı 80gb&#8217;lik USB Harddiskimde taşıdığım için gidecek olan kendi dosyalarıma yanmasam da, kardeşimin onca dosyası, ödevleri ve daha da önemlisi canı gibi koruduğu <strong>Football Manager 2007</strong> oyununun save&#8217;lerini kurtaramayacaktım ki bu da bela demekti!</p>
<p>En sonunda, C&#8217;deki verileri tutma amaçlı Windows&#8217;un olduğu sürücü dursun, lakin içinde ne olduğunu hatırlamadığım 20GB&#8217;lik bir sürücümü formatlayıp oraya tazesinden bir windows yükleyeyim bari dedim.  Demez olaydım! Allah&#8217;ım CD&#8217;den format dahi atamıyordum harddisk&#8217;e, geliyor geliyor en sonunda bu sürücüye format atılamaz diyordu. Sanırım harddiskte bir sorun vardı. Fırsat bu fırsattır dedim, en iyisi uzun zamandır denemek istediğim şeyi deneyip Linux yükleyeyim. Tekrar taktım <strong>Ubuntu </strong>DVD&#8217;sini ve bu sefer install seçeneğini kullanarak Ubuntu&#8217;yu yüklemek istedim. Harddiskim 20Gb kadar alanını ayırarak Linux için ext3 tarzı bir alan ve 4 gb de swap alanı oluşturdum, yüklemeye başladım lakin şanssızlıklarım bununla kalmamıştı. Ubuntunun; bir kaç kez denememe rağmen, kurulumu bir müddet ilerliyor ve bir noktada kurulum donuyordu. Anlayacağınız Ubuntu&#8217;da harddisk&#8217;imle baş edememişti.</p>
<p>Hüsran içinde, moral bozuk bir şekilde dışarıya, az ilerideki gazete bayiine doğru yola çıktım. Lombak çıkmıştır, alayım düşüncesi ile. Efendim, gitmişken Bilim Teknik dergisini gördüm, uzun süre oldu son okuyalı, bu sayısını alayım dedim, o sırada bir baktımki Pardus&#8217;un son sürümü! Ne güzel dedim, bir de bunu denerim. Ne Suse, Ne Ubuntu çalışmıyor nasıl olsa.</p>
<p>Uzun lafın kısası, geldim, sorunsuz bir şekilde Pardus yüklemesini gerçekleştirdim, ve şu an harıl harıl paket indiriyorum, Pisibul programı sağolsun! Aslında, Pardus&#8217;un CD versiyonunun eski bir sürümünü çok önceden denemiş, ses ve ağ kartlarımı dahi tanımaması üzerine bir daha kullanmamaya karar almıştım. Lakin, şu anda hem tüm sürücülerimi, IPod, Kart Okuyucu, Flash Bellek ve USB Harddisk&#8217;lerimi sorunsuz çalıştırıyor, hem Film ve Müzik izlememi sağlıyor, içinde gelen tonlarca program vasıtası ile windows&#8217;umda kalan Torrentlarımı devam ettiriyor, Firefox&#8217;umu; profilimi içine kopyaladıktan sonra, eskiden olduğu gibi çalıştırıyor hemde Windows benzeri ara birimi ile kardeşime pek laf ettirtmiyor, daha ne isteyeyimki? Şimdi bir de şunun komutlarını biraz daha öğrenirsem, yaklaşmayın yanıma! Şimdilik <strong>su</strong>, <strong>./configure</strong>, <strong>make</strong>, <strong>make install</strong>, <strong>xkill</strong>, ve daha evvelden Shell ile olan sunucu yönetimi tecrübelerimden akılda kalan 1-2 ufak komut ile idare ediyoruz.</p>
<p>Dünyama hoş geldin Pardus!</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/baslik_ana2.png" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_baslik_ana2.png" /></a></p>
<p align="left">(Yazdıktan sonra farkettim, bi yemekte ne yemediğimi söylemediğim kalmış <img src='http://az.cokh.net/wp-content/plugins/tango-smilies/tango/face-smile-big.png' alt=':D' class='wp-smiley' /> )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/gel-pisi-pisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha Fotojenik Olmanın 5 Yolu</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2007 14:32:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/</guid>
		<description><![CDATA[Herkes fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmaz. Eğer bir modellik okuluna gitmediyseniz yahut “nasıl daha fotojenik olunur” tarzı bir kurs görmediyseniz kamera gördüğünüzde tek şansınız kameraya bakıp durmakdır ki buda genellikle yararımıza olmaz.
Soru şu, peki bazı insanlar resimlerde nasıl hep güzel çıkıyor?
Gerçek şu ki bazı insanların kamera karşısında tetiklenmiş bir tepkisi oluyor. Kendilerini daha iyi göstermek için bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="img-ilus2"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/photogenic-2.jpg" /></div>
<p>Herkes fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmaz. Eğer bir modellik okuluna gitmediyseniz yahut <strong>“nasıl daha fotojenik olunur</strong>” tarzı bir kurs görmediyseniz kamera gördüğünüzde tek şansınız kameraya bakıp durmakdır ki buda genellikle yararımıza olmaz.</p>
<p>Soru şu, peki <strong>bazı insanlar resimlerde nasıl hep güzel çıkıyor?</strong></p>
<p>Gerçek şu ki bazı insanların kamera karşısında tetiklenmiş bir <strong>tepkisi</strong> oluyor. Kendilerini daha iyi göstermek için bazı net şeyler yapıyorlar. Siz de bu tarz bir tepki verip kendinizi daha iyi gösterebilirsiniz!</p>
<p>Bu fotojenik adımlar 10 yıllık profesyonel fotoğrafçılığın getirdikleridir ve genellikle finansal nedenlerden ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Daha açık konuşmak gerekirse, eğer ekmek paranızı kazanmak için insanların fotoğrafınız çekiyorsanız</p>
<ul>
<li>Resimlerde nasıl gözüktüklerinden hoşlanmazlarsa</li>
<li>Resim almazlar</li>
<li> Para kazanamazsınız!</li>
</ul>
<p>Bu yüzden… insanların güzel gözükmelerini sağlayacak yöntemleri öğrenmeniz gerekmektedir.</p>
<p><strong>Bu 5 adımı uygulayın ve sonunda sizin de fotoğraflarda en iyi şekilde çıkmanızı sağlayacak garantili yola sizde ulaşın.</strong></p>
<p><span id="more-27"></span></p>
<h3>1. Adım</h3>
<p>Eğer her hangi bir yönlendirme olmaksızın erkeklerin ve kadınların doğal duruşlarını gözlemleyecek olursan sizde farkedeceksiniz ki arada büyük bir fark mevcuttur. Bayanlar genellikle ağırlıklarını tek ayakları üzerine yoğunlaştırarlar. Bu şekilde vücutları biraz döner, omuzlar biraz yükselir ve kafa az bir miktar döner. Bu duruş her hangi bir fotoğrafa, fotoğrafın daha ilgi çekici ve doğal gözükmesini sağlayacak bir boyutu anında ekler.</p>
<p>Öte yandan, Erkekler olarak genellikle yüzümüzü direk olarak kameraya döneriz ve ağırlığımızı iki ayağımız üzerine veririz. Bunun sonucunda ise o hiç sevemediğimiz, doğal gözükmeyen, katı ve çok sade fotoğraflar ortaya çıkar.</p>
<p>İşte bunun çözümü.</p>
<p>Eğer ayakta duruyorsanız; kameraya dik durmayın, hafifçe dönün ve ağırlığınızı tek ayak üzerine verin. Aptalca hissetmenizi sağlayabilir ama daha iyi gözükeceksiniz.</p>
<p>Eğer oturuyorsanız; bir yana doğru az bir miktar vücudunuzu döndürün.</p>
<h3>2. Adım</h3>
<p>Kameraya doğru biraz eğilin. Bunu yapmanız fotoğrafa daha doğal bir hava katacak, daha ilgi çekici gözükmesini sağlayıp bir boyut ekleyecektir. Bir ceylanınki gibi uzun bir boynunuz olduğunu düşünün ve çenenizi biraz aşağı doğru eğin. Bu sayede kameranın direk olarak burun deliklerinizi görüntülemesini ve iki çeneniz varmış gibi bir görüntü çıkmasını engellemiş olursunuz.</p>
<h3>3. Adım</h3>
<p>Duruşunuzu nasıl değiştirebileceğinizi öğrenin. Duruş değiştirmekten kasıt ise, 1. seviyeden 5. seviyeye geçmeyi bilip, fotoğraflarda hazırlıksız yakalanmış gibi bakmaktansa neşeli ve doğal bir görünüm çizmektir.</p>
<p>Mankenler bu işin eğitimini alarak tetiklenmiş bir tepkiye sahip olmayı öğrenirler. Yani fotoğrafları çekileceği anda, bakımsız bir halde olsalar dahi bir kalp atışı kadar hızlı bir şekilde hemen 1. seviyeden 5. seviyeye geçerler. Bir tepkiyi tetiklemek sizi iyi gösterecek şeylerin bir hatırlatıcısıdır. İnanın yada inanmayın ama yıllar içinde bulduğumuz <strong>en</strong> başarılı tetikleyici yanağın mıncıklanmasıdır! Gerçekten iyi bir yol çünkü dikkat çekmiyor. Evet, tam okuduğunuz gibi, yanaklarınızı aynı anda mıncıklayın. Bekleyin, denemeden hemen alay etmeyin. Ne kadar etkili olduğunu görmek için şunu deneyin. birisinden sandalyeye oturmasını ve yanaklarını mıncıklamasını isteyin. Bunun üzerine hemen gülüp &#8220;<strong>tamam, şimdi ne olacak</strong>&#8221; demeyecek <strong>bir</strong> kişiyle bile karşılaşmadım.</p>
<h3>4. Adım</h3>
<p><strong>Gülümsemeyi öğrenin</strong>. İnsanlar genellikle kocaman gülücükler attıkları fotoğraflarından hoşlanmazlar. Çok büyük gülücükler genelde ağızlardaki sakızları ortaya çıkartır ve gözlerinizin kısılmasına neden olur.</p>
<h3>5. Adım</h3>
<p>Asla direk olarak merceğe bakmayın. <strong>Her zaman </strong>merceğin biraz <strong>üstüne</strong> doğru bakın.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
<font color="#cc0000"><strong><small><br />
<font color="#ff0000">Bu yazı aslı aşağıda belirtilen yazının pek başarılı olmayan bir çevirisidir. Takıldığınız, anlamadığınız kısımlar olursa yazının aslını okumanız daha iyi etkiler verebilir. </font></small></strong></font></p>
<p><font color="#cc0000"><strong><small><font color="#ff0000">Gülümseyin (:</font></small></strong></font><br />
<strong><br />
</strong><strong>Yazının Aslı:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.digitalcamerau.com/2006/08/10/5-steps-to-being-more-photogenic/"><small>Digital Camera Tracker</small></a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/daha-fotojenik-olmanin-5-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilim, dilim&#8230; Güzel dilim!</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2007 10:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/</guid>
		<description><![CDATA[Dil&#8230;
Bir duygu, düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesine olanak sağlayan araç. Her canlının kendine bir dili vardır. Kediler miyavlar, köpekler havlar, yunuslar ultra-sonik dalgalarla birbiriyle iletişime geçer, insanlar ise konuşarak yahut yazarak anlaşır.
Her ülkenin, her milletin hatta her yörenin kendine has bir dili vardır. Her şeye bir isim vermişizdir, bir eşyayı nitelemek için, bir hareketi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil&#8230;<br />
Bir duygu, düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesine olanak sağlayan araç. Her canlının kendine bir dili vardır. Kediler <strong>miyav</strong>lar, köpekler <strong>hav</strong>lar, yunuslar ultra-sonik dalgalarla birbiriyle iletişime geçer, insanlar ise konuşarak yahut yazarak anlaşır.</p>
<p>Her ülkenin, her milletin hatta her yörenin kendine has bir dili vardır. Her şeye bir isim vermişizdir, bir eşyayı nitelemek için, bir hareketi belirtmek için, birisine onu sevdiğimizi söylemek için yahut bir konuyu anlatmak için bu dil kullanılır. Bunu ise ya konuşarak yaparız, ya yazarak ifade ederiz yahut çizerek. Hepsi tek amaca hitab eder, duygu,  düşünce, amaç yada isteğin ifade edilmesi.<br />
<span id="more-26"></span><br />
Bizim dilimiz olan Türkçe, Altay dilleri içerisinde Türk dil ailesinin Oğuz grubuna  mensuptur. Türkiye ve KKTC&#8217;de kullanılan lehçedir. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca, Japonca ve Korecedir.<br />
Türkçe, sondan eklemeli, ses uyumu olan, sözcüklerin cinsiyete sahip olmadığı bir dildir.</p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7e#T.C3.BCrk.C3.A7e.27nin_deyim_ve_atas.C3.B6zleri">Wikipedia</a>&#8216;ya göre 104.481 sözcükten oluşur ki bunun sadece 14.816&#8217;sı yabancı dillerden geçmedir. Dilimiz aynı zamanda geniş bir atasözü ve deyimler dağarcığına sahiptir.</p>
<p>Aslında zengin bir dilimiz var, hakikaten.</p>
<p>Gelişen teknoloji ile birlikte gelen <strong>cep telefonları</strong>, <strong>internet</strong>, <strong>emailler</strong> v.b.  ile birlikte insanların birbiri ile iletişimi çok daha kolaylaştı. Deniz aşırı ülkelerden insanlarla konuşmak, iş anlaşmaları imzalamak, sevdiğiniz birinden haber almak daha kolay artık. Lakin, eğer öyleyse neden anlaşamıyoruz?</p>
<p>Neden dilimizi katlediyoruz? Neden birisine <strong>selam</strong> demek yerine <strong>slm </strong>diyoruz? Bu kadar mı tembeliz? <strong>Tamam </strong>demek varken <strong>OK</strong>&#8216;de nereden çıktı şimdi? Doktorlar neden <strong>visit</strong>&#8216;e çıkar? Neden halkla ilişkiler <strong>departman&#8217;</strong>ı <strong>personel</strong> alımı yapmak için <strong>CV </strong>ister? Neden bir müzisyen <strong>extra&#8217;</strong>ya gider? Neden bir <strong>cafe</strong>&#8216;de <strong>garson </strong><strong>adisyon </strong>keser? Neden bir <strong>grafiker</strong> son oluşturduğu <strong>dizayn</strong>&#8216;ı <strong>print</strong> eder? Neden bir mağaza çalışanlarından <strong>Presantabl</strong> olmalarını ister? Neden <strong>part-time</strong> bir işe gireriz? Neden <strong>radyo</strong> <strong>dj</strong>&#8216;leri şarkıcıların yeni <strong>single</strong>&#8216;larını <strong>anons </strong>eder? Neden havaalanında <strong>VIP</strong> <strong>Salon </strong>bulunur? Neden <strong>axess kredi kartı </strong>alışverişlerde <strong>bonus puan </strong>verir? Neten <strong>catering </strong>şirketleri sağlıklı yemek üretmez?</p>
<p>Sorulacak soru çok, lakin yanıt verecek kişi sayısı az. Aman canım, ne olacak? Genelde alınabilecek yanıtların başında geliyor. Salt yabancı kelimelerin kullanımı da değil dilimizi katleden, kelimeleri kendimizce sadeleştiriyoruz, mesaj atarken yer tasarrufu yapmak amacı ile sesli harfleri kelimeden atıyoruz, daha <strong>cool</strong> olsun diye yabancı kelime kullanıyoruz&#8230; İyi halt ediyoruz!</p>
<p>Tamam, şahsen ben de kendi dilimi yeterince etkili ve/veya hatasız kullandığımı savunuyor değilim. Bu yazımda dahi bir çok yazım hatası yaptığıma eminim. Lakin en azından düzeltme gayretindeyim. Ne olur hepimiz böyle olsak, çevremizdekileri uyarsak? Misal, bir arkadaş mesaj atıyor, &#8220;<strong>Nbr nslsn glyrmsn aksm bize</strong>&#8220;&#8230; Ölürmüsün, öldürürmüsün şimdi? Cevaben mesajını tekrar ve bu sefer Türkçe olarak yazmasını arzu ettiğiniz takdirde biraz bozuluyor elbet. Lakin bir süre sonra en azından size karşı daha dikkatli oluyor. Peki<strong> herkes böyle yapsa</strong> ne olur?</p>
<p>Birde şu mevzu var, <strong>insanlar dilimizi bilmiyor</strong>! Öylesine bir yozlaşma söz konusuki artık yeni nesil bir <strong>İstiklâl Marşı</strong>&#8216;nı<strong>,</strong> bir <strong>Gençliğe Hitabe</strong>&#8216;yi okuduğu takdirde &#8220;ne bu?&#8221; diyor! Bir yerde bir kelime kullanıyorsunuz, insanlar <strong>hangi dil</strong>den konuştuğunuzu anlamıyor.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p>Geçen gün internette gezinirken rastgele girdiğim bir sitede karşıma bir reklam çıktı. Tıkladığımda ise <strong><a href="http://www.dilimdilim.com/">DilimDilim*</a></strong> isimli siteye yönlendirildim. Konu olarak aynı konuyu, benden daha iyi bir şekilde ifade edebilen bir site. Yapımcılarını tebrik ediyorum, farkıma varırlarsa eğer! Girmenizde yarar var, özellikle sık sık yinelediğiniz lakin farkında olmadığınız hatalarınızın farkınıza varmanıza yardımcı olabilir. Hatalarımızı düzeltmeli, dilimizi güzel bir şekilde kullanmalıyız zira bu dil bizim dilimiz&#8230;</p>
<p>Lütfen, yazması 2 saniye daha uzun sürecek diye <strong>katletmeyin dilimizi</strong>.</p>
<p>Aşağıda, <a href="http://www.dilimdilim.com/icerik/makaleler.htm">DilimDilim*</a> sitesinden alınan, <strong>Oktay Sinanoğlu</strong> tarafından yazılmış &#8220;Bye Bye Türkçe&#8221; isimli makalenin özeti mevcuttur. Okumanız sadece 5-10 dakikanızı alacaktır. <strong>Lütfen</strong>, en azından bir göz atınız.</p>
<p><big></big><big></big><big>&#8220;Bye Bye Türkçe&#8221;</big></p>
<blockquote><p><strong>ÖĞRETİM DİLİ İNGİLİZCE</strong></p>
<p>Türk kültür, dil ve tarihini tarih sahnesinden silmek isteyen İngiltere ve Amerika’nın başarıya en çok yaklaştıkları alan: Öğretim  Dili İngilizce.</p>
<p><strong>İNGİLİZCE’NİN MENŞEİ </strong></p>
<p>1066’da İngiltere, Fransa’dan gelen Normanların istilasına uğradığında, oradaki yerliler ormanlarda sırık ve otlardan yapılmış kulübelerde oturuyorlardı. Yerli halkın kökeni Keltlerle Viking ve Cermen soyundan Engel ve Sakson karışımı idi. Tabii bu İngiltere dediğimiz bölge, Britanya adasının güneydoğusunda, onun küçük bir kısmını oluşturuyordu. Bu bölge, ilkel şartlarda yaşayan yerlilerle doluydu ki, yolları bile, 100 sene önce Romalıların yaptırdığı yollardı.</p>
<p>Roma’nın eyaleti oldukları birkaç yüzyıl içinde İngilizler tam Latinleşmemiş, ama dillerine büyük ölçüde Latince karışmıştı. Norman istilasından az önce, üst tabaka Fransızca konuşmaya merak sarmış, bazı krallarını Normanlar tayin eder olmuştu. Norman istilasından sonra yapı tamamen değişti. Dil bu sefer iyice Fransızca ile karıştı.</p>
<p>Sonuç olarak,  bugünkü haline 4, 5 yüzyıl önce gelmeye başlayan İngilizce, 5 kadar dilin kuralsız karışımından oluşmuştur. Bu yüzden İngilizce’nin temel yapısı diyebileceğimiz ana kuralları mevcut değildir.</p>
<p><strong>İLERLEYEN TEKNİKBİLİM KARŞISINDA İNGİLİZCE’NİN DURUMU </strong></p>
<p>İngilizce’de, belli kurallara göre yeni terim türetme yeteneği hemen hemen yoktur. İngilizce’ye Latince’nin büyük ölçüde tesirli olması, İngilizce için bir nimettir. Kendilerini Roma-Yunan medeniyetinin vârisi olarak gören İngilizler, Latince’yi büyük bir içtenlikle kullanmış ve gelişen teknikbilimdeki birçok kavrama karşılık olan kelimeyi Latince’den türetmiştir. Bunda, İngilizce’nin kelime türetme yeteneğinin olmamasının etkili olduğunu da tekrar hatırlatmalıyız.</p>
<p>ABD’de 1960’lara kadar Latince ve eski Yunanca zorunlu dersler olarak okutuluyordu ancak; bunun ABD’de toplumu çöküşe götürdüğü görülünce Latince ve Yunanca dersleri kaldırıldı. Halk ne Yunanca’yı ne Latince’yi ne de zaten karışık kuralsız bir dil olan İngilizce’yi tam olarak öğrenebiliyordu. New-York Times gazetesi araştırma makalesine göre, Amerikan liselerini bitiren Amerikalı gençlerin %60’ı dosdoğru okuma, yazma bilmemektedirler.</p>
<p>Latince kaldırılınca, bilim ve teknikte ilerleyen Amerika, yeni teknik terimler oluşturma sıkıntısı içine düştü. Bu durumda, birkaç kelimenin ilk harfini alıp yeni sözcükler icat etmeye başladılar. Mesela, bilgisayardaki ‘anabellek’e RAM diyorlar. (Random Access Memory).<strong>TÜRKÇE </strong></p>
<p>İngilizce’nin 500-600 senelik bir geçmişi olmasına karşılık Türkçe, Çince gibi dillerin 10.000 seneye varan bir geçmişi vardır. Türkçe’nin temel yapısı diyebileceğimiz ana kuralları vardır.(Küçük ünlü uyumu, Büyük ünlü uyumu, hecelerin oluşumu vb). Bu kurallar yapılarını hala korumaktadırlar. Türkçe’nin matematiksel bir yapısı vardır. Her şey bir kurala dayanır, her şeyin bir izahı vardır. Kelime türetme yeteneği de sonsuzdur. Mesela bellek kelimesi, bellemek fiilinin, fiilden isim yapma eklerinden biri olan –k ekini almasıyla oluşmuş şeklidir.</p>
<p>Hiç bilmeyen, cahil bir Türk’e bellek deseniz, bellemekle, hafızayla ilgili bir laf ettiğinizi en azından tahmin eder. Halbuki, cahil bir Amerikalıya veya İngiliz’e RAM deseniz, koyunun erkeğinden bahsediyorsunuz zanneder.</p>
<p>Baş harflerden oluşturulan böyle kelimelere akronim denir. Dilbilimcilere göre, bir dilde akronim kelime ne kadar fazla ise, o dilin gücü o kadar azdır. Güçlü dillerde, böyle meydana getirilen harf topluluğuna kısaltma denir; Türkçe’de olduğu gibi.</p>
<p>Türkçe’de yeni kavramlara karşılıklar, dilin özellikleri iyi öğrenilmişse kolayca bulunur. Tabii, dilini, bilimiyle, fenniyle, edebiyatıyla iyi öğrenmek, onu iyice bilmek, onun eşsiz yetenek ve inceliklerine âşık olmak bahtiyarlığına ermek içinse, her konuda eğitimi Türkçe olarak görmüş olmak gerekir. En az bir tane başka dili öğrenmenin hem bilim için hem karşılaştırma sonucu kendi dilini de daha iyi idrak etmek açısından faydası vardır. Her düzgün ülkede dil, mesleğine yardımcı olacak kadar, ayrıca yabancı dil derslerinde öğrenilir. Eğitim dili resmi dil veya anadilden olmazsa, o kişi değil Türkçe kelimelerden terimler türetmek, konuşurken, yazarken aklına mevcut Türkçe sözcükler bile gelmez, hâlâ tam anlamadığı yarım yamalak İngilizce laflar söyleyiverir. Hele bir de öyle garip bir eğitim  düzeni içine sokulan aşağılık duygusunu önleyememişse, telafi kabilinden, bu çirkin İngilizce lafları kullanmakla da böbürlenir. İşte yabancı dille eğitim tuzağının sonunda, bir nesil içinde, güvercin İngilizce’si (Anglomanlıca), yani 250 kelimelik Tarzanca dil ortaya çıkar.</p>
<p><strong>İNGİLTERE-İRLANDA HAKKINDA KISA BİR ÖYKÜ </strong></p>
<p>15. yüzyıldan itibaren İngilizler, defalarca Erin’e tecavüz ettiler. Sonunda İrlanda’yı kendi eyaletleri yaptılar. İlk işlerinden biri şâir sınıfını toplayıp katletmek oldu. Daha sonra bütün coğrafi isimleri Gaelik dilinden İngilizce’ye çevirdiler.(Bknz:Brian FRIEL, Tercümeler). Bütün bu uğraşlarına rağmen İngilizler, 1890’a gelindiğinde İrlandalıları bir türlü kendi kimliklerinden, kültürlerinden, bağımsızlık özlemlerinden vazgeçirememişlerdi, isyanlar durmak bilmiyordu. Bunun üzerine İngilizler, Romalılar gibi düşündüler. Bunların Gaelik dilini unutturalım, o zaman iş biter dediler. Derhal bir Millî (!) Eğitim Kurulu oluşturdular. Kurulda, İngiliz sömürge eyalet yöneticileri ve bir de onların İrlandalı yardakçıları vardı. Kurul derhal bir karar aldı: “Gaelik dilinde eğitim, öğretim yapan tüm okullarda (ilk, orta, lise, evrenkent) eğitim dili, bundan sonra İngilizce olacak.” Dediler. O zamana kadar İrlanda halkının %90’dan fazlası Gaelik konuşurken, bir nesil sonra Gaelik bilenlerin sayısı %30’a düştü. Bu %30 da dağdaki çoban, hamal.</p>
<p>Fakat iş bitmedi, ciğeri yananlar, dillerine, şiirlerine, töresine âşık olan birkaç doktor, yazar, çizer, eğitimci bir araya gelip Gaelik Birliği (Konrath na Gaelge) isminde bir dernek kurup, şehrin çeşitli semtlerine Gaelik’i yeniden öğretmek için okullar açtılar. Millet, iş çıkışlarında bu kurslara gidip yeniden anadillerini öğrendiler. Bu bilinçlenme sonucu Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti kuruldu ve bu devletin resmi dili Gaelik oldu.</p>
<p>Buna, yüzyılllarca devletsiz, birbirlerinden ayrı, teşkilatsız yaşayan İsrailoğulları’nı da örnek verebiliriz. Yüzyıllarca anadilleri olan İbranice’yi, dolayısıyla kültürlerini korudular ve sonunda devlet kurdular. Bugünkü İsrail’in resmi dili, anadilleri olan İbranice’dir.</p>
<p><strong>MİLLÎ KİMLİK </strong></p>
<p>Millî kimlik, Amerika’nın son yıllarda bize yutturmaya çalıştığı gibi bir ırk meselesi değil, bir gelenek, görenek, kültür, töre ve özellikle bir gönül ve onu, gemiyi yüzdüren su gibi, batmadan üstünde tutan  d i l meselesidir. Dilini unutan kavimlerin tarihten adları bile silinir gider. Anadolu, böyle yok olmuş kavimlerin binlerce yıl sonra kazılarda bulunan çanak çömlek kırıntıları ile doludur.</p>
<p><strong>OSMANLICA &#8211; ÖZ TÜRKÇE vs. </strong></p>
<p>1055 yıllık İslamî dönemde bazı Arapça ve Farsça kökenli sözcükler veya bunların Türkçe’ye uyarlanmış şeklinin Türkçe halk diline kadar girmiş ve Türkçe’ye mal olmuş olması olağandır. Böyle kelimeleri Kazak, Başkır, Özbek, Karaçay, Çeçen, Uygur Türkleri de kullanıyor. Kelime, laf, tabiat, sohbet de Türkçe’dir;  sözcük, söz, doğa, söyleşi de Türkçe’dir.</p>
<p>Dil ve edebiyat üstatlarımız ve kimi duyarlı vatandaşlarımız “kelime mi?” “sözcük mü?” ; “soru mu?”, “sual mi?” gibi tartışmaların içindedir. Halbuki Türkçe’nin karşısındaki asıl tehlike İngilizce’dir.</p>
<p><strong>BİR GÖNÜL MESELESİ </strong></p>
<p>İbn-i Sîna, Gazâlî gibi büyük ve batıya bilimi öğretmiş olan gerçek bilim âlimlerine göre gerçek bilim adamı, fenci ise, hekim ise, yalnız bu dış dünya bilimlerine değil, aynı oranda iç âlemin, gönlün de bilimlerinde yetişmiştir.</p>
<p>Batı, bu konuda geri kalmıştır. Gönül gibi kelimelerin Batı dillerinde karşılığı yoktur. Çünkü Batı’da böyle kavramlar hiçbir zaman olmamıştır. Bu kavram, derin ve eski kültürleri olan Asya milletlerinde vardır. Batı, bu eksikliğin acısını bugün bol bol çekiyor. Sanayide ilerlemiş, madden zenginleşmiş olmalarına rağmen batının insanları ve toplumları huzursuzluk, mutsuzluk içindedir.</p>
<p>Türk dilini unutturup, ulusumuzu bozma oyununa kurban gidersek, gençlerimiz yabancı dildeki, harici veya dahili misyoner okullarında eğitilmeye devam ederse gönül gibi sözcüklerle gönlümüz de yok olup gider.</p>
<p><strong>MİSYONER OKULLARI </strong></p>
<p>Atatürk, bilim dilinin Türkçe, tüm derslerin her düzey okulda Türkçe olmasına büyük özen göstermiş, hatta 1934’te oturup bir geometri kitabı yazmış, bugün kullandığımız üçgen gibi kelimeleri kendi türetmiştir.</p>
<p>Atatürk, yabancı dilli misyoner okullarına özenilmesin diye, Türk Eğitim Derneği’ni ve onun özel okulu olan TED Yenişehir Lisesi’ni kurmuştu. Bu okul, yabancı dil öğretimine önem veriyor, ama bu, her akıllı ülkede olduğu gibi, takviyeli yabancı dil derslerinde yapılıyordu. Bütün fen, edebiyat, felsefe vb  dersler tam Türkçe idi. İşte bu gaye ile kurulan böyle ve başarılı bir okula İngiliz-Amerikan çengeli 1953’te atılıp, dersler İngilizce’ye çevrildi. Okula Ankara Koleji dendi. O zamana kadar yurtta, böyle bir misyoner tipi Türk okul yoktu. Kolej kelimesi, Robert Kolej gibi, misyoner okulu demekti. Sonra, açılan bu İngiliz deliğinden kova gibi su girdi. Anadolu Liseleri vb aldı başını yürüdü. Millete de yabancı dil öğrenmenin yolu buymuş gibi yutturuldu. Geleceğimizin teminatı Türkçe kalemizde bu deliği açmayı başaran Oxfordlu Mr. Browning’e 20 yıl sonra, İngiliz Kraliçesi madalya verdi. Törene katılanlar, “Ufak bir okulda İngilizce dersi veren garip bir öğretmene, koskoca kraliçe niye madalya verir?” diye sormadılar. Arkasından Orta Doğu Teknik Üniversitesi geldi; toptan Amerikanca. O zamanlar hâlâ bir bahâne gerekiyordu. Dediler ki; Buraya Ortadoğu’dan yabancı öğrenciler gelecek&#8230;” yani biz, birkaç yabancı öğrenci için kendi dilimizi feda edeceğiz. Halbuki, herhangi bir yabancı ülkede, öğrencilere eğitim verme fedakarlığı sağlanıyorsa, onların, o ülkenin dilini öğrenmeleri şart koşulur; o ülkenin kültürünü seven taraftarlar oluşturulur.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz böyle alıştırmaların ardından, halk iyice uyutulunca, artık bahane bile göstermeksizin, okulların eğitim dili İngilizce yapılmaya başlandı.</p>
<p>Türkçe’yi, dolayısıyla Türk’ün geleceğini satanlar, torunlarının refah içinde yaşayacağını zannetmesinler. Bugün Havai’de aynı sorun vardır. Ülkelerini Amerikan misyonerlere satan asilzâde ve prenseslerin torunları, Havai’de hamallık yapmaktadır.</p>
<p><strong>YABANCI DİL ÖĞRETİMİ </strong></p>
<p>Atatürk, yeni Türkiye’nin her dalda batı uygarlığı düzeyine çıkacak gençlerinin önemli birer araç olarak, yabancı dilleri de iyi öğrenmeleri gerektiği üzerinde durmuştur. Bu öğretim, gelişmiş diğer ülkelerde olduğu gibi olmalıdır. Yabancı dil öğretimi, yabancı dille öğretim olmamalıdır.</p>
<p>Yabancı dil öğretimi; yabancı dille öğretim, yabancı öğretim haline gelmemeli, Türk dilinin yerine geçerek, onu yıkma, eritme, zayıflatma vesilesi olmamalıdır. Yabancı diller, Türklük şuuru ve benliği içinde, teknik ilerlemede bir araç olmalıdır. Türk devlet ve milletine hizmet etmeyecekse,yabancı dil neden öğrenilsin? ABD’nin kendi kültürünü yaymak ve iç düzenini korumak için hazırladığı filmleri, kendi dillerinde izleyip, kültürlerini daha çabuk almak için mi? Yoksa örütbağda dolaşırken, yine bizi her alanda pazar olarak gören Amerikan ve İngiliz kültür ve mallarını pazarlayan reklam yığınlarını daha iyi anlamak için mi?</p>
<p>Birkaç derste eğitim dilinin İngilizce olması, Türk çocuklarının İngilizce’yi daha iyi öğrenmesini sağlamaz mı?</p>
<p>Öyle şey olmaz. Yabancı dil öğrenmenin böyle bir yolu yoktur. Mesela fen veya sadece fiziği ele alalım. Çocuk aynı anda zaten zor olan fiziği mi öğrensin, İngilizce’yi mi? İkisini de öğrenemez, sadece ezberci olur. Kendi dilinde düşünemeyen, her an dolaylı da olsa, kendi dil ve kültürünün değersiz olduğu kendisine telkin edilen çocukta kimlik, benlik, haysiyet duyguları nasıl gelişir?  zaten böyle bir şey, birkaç sömürgeyi saymazsak, dünyanın hiçbir ülkesinde yoktur.</p>
<p>Mesela;<br />
Coelenterates<br />
Coelentares are aquatic animals most of which live in the sea. Their bodies, usually circular and arranged around a central axis, are either vase-shaped (sessile polyps) or inverted as a bowl shape (mobile medusae). Coelentares are characterised by the presence of a digestive cavity with only one opening. This opening serves as both mouth and anus. (High Scholl Biology 1 – Oran (Syf:127), Ahmet ARIK, Rahim POLAT)<br />
Şimdi, anadili İngilizce olmayan bir çocuk, bunu bir okumada nasıl öğrenecek. Okuduğunu Türkçe’ye çevirmeye mi uğraşsın? En iyi, en çabuk, en faydalı öğrenme anadille olur. Yukarıdaki bilgi, neden ama neden Türkçe verilemesin? Türkçe’nin bunu ifade etme gücü yok mu yoksa? Bu, duyarlı her insanın tüylerini diken diken edecek bir durumdur.</p>
<p><strong>YABANCI EĞİTİME RAĞBET </strong></p>
<p>Bir çocuk, bir genç, bir insan, içine sinmeyen, gönlünü okşamayan, kendinin olmayan bir yabancı dil ile, bilgiyi nasıl öğrenir? Öğrenmez, sadece, o da yapabilirse, ezberler.</p>
<p>İkinci Dünya Harbi’nden sonra Ruslar, Orta Asya’da eğitim dili Rusça olan okullar açtılar. Gerçi, Özbekçe, Türkmence gibi çoğu Türk dilinin lehçelerinden olan dillerde eğitim yapan okullar hala vardı ve oradaki Türkler çocuklarını Türkçe eğitim veren okullara gönderiyorlardı; ama Ruslar, her türlü imkanı Rusça eğitim dilli okullara veriyor, Rusça eğitim veren okullardan mezun olanlara büyük iş sahaları tanınıyor, bu okullarda okuyanlar, hatta mezun olmadan iş buluyorlardı. Durum böyle olunca halk, Rusça eğitim veren okullara ilgi göstermeye başladı. Sonunda Türk dilli okullar, ikinci sınıf okul durumuna düşürüldü. Veliler, gençler daha imtiyazlı, itibarlı Rus okullarına özenir oldular.</p>
<p>Bahsedilen stratejiyi, daha sonra özellikle İngilizler, hemen arkasından da, onların tarihi rolünü devralan Amerikalılar uyguladılar. Öyle bir izlenim yaratıldı ki; sanki artık dünyanın dili İngilizce olacak, başka dillere gerek kalmayacak. Bu tasarı, dünya üzerinde en çok, nedense Türkiye’de başarılı oldu. Bunda, en büyük önemin Türkiye’ye verilmiş olmasının önemini de unutmamak gerekir. Çünkü Türkler, birçok imparatorluklar kurmuşlar, 10.000 yıllık köklü, adeta matematiksel bir yapıya sahip, eşsiz bir kendini yenileme gücü olan bir dile, derin bir tarihe, kültüre ve töreye varis olmuşlardır. Önce, özellikle İslam ülkelerinde Osmanlı izlerini silerek, Türk kültürünü oralardan kazıma işine giriştirler, sonra sıra, 1953 yılından itibaren, tarihin, kültürün, millî his ve beraberliğin, törenin üzerinde yaşadığı ortam olan Türk dilinin yok edilmesine geldi. Resmî dili, kâğıt üzerinde Türkçe olan Türkiye’nin eğitim dili tümden İngilizce olmaya başladı; bu okullar hızla yaygınlaştı.</p>
<p>İngilizce eğitim veren okullara çok fazla imkanlar tanındı. Bu kolejlere güzel laboratuarlar açıldı, kaliteli öğretmenler ihraç edildi ve öğrencileri senaryonun bir parçası olarak, okuldan çıkar çıkmaz iş sahibi edildi. Bu misyoner okullarında okuyanların İngiltere, Amerika’ya gitmesi kolaylaştırıldı. Kamuoyu, iç çatışmalar, yoksulluklar, iktisadî bunalımlarla meşgul edilip uyutulurken, yabancıların gelişmesi ve Türkiye’nin eritilmesi faaliyetleri devam etti. İş sıkıntısının baş gösterdiği dönemlerde vatandaşlar, güya evlatlarının geleceğini garanti almak, onlara kolayca iş imkanları sağlamak vb düşüncelerle bu şekildeki yerli ve yabancı misyoner okullarına yöneldiler. Talep artınca bu okullar sınavla öğrenci almaya başladılar. Zeki öğrenci ve ilgili veliler birleşince, dersler İngilizce dahi olsa, öğrencilerin başarısı arttı. Başarı artıyor göründükçe talep arttı, talep arttıkça bu okullardaki giriş sınavları zorlaştırıldı ve maalesef en zekî çocuklarımız bu okullara gider oldu. Öğrencilerin tamamı zekî, velilerin tamamı ilgili olsun, bütün okullar başarılı olur. Buradaki, sözde başarı ne okulun ne de İngilizce’nindir. Başarı bizim gençlerimizin ve maalesef misyonerlerin tuzağınındır; ama asıl başarı İngilizce eğitimdeymiş gibi gösterildi. Böyle okullar arttı. Kendi vatandaşlarımız bile kendi paralarıyla böyle okullar kurarak yabancı misyonerlere hizmet etmeye başladılar. Bol imkanlı, Türk sermayeli, İngilizce eğitim veren özel okullar açıldı. Bu millî değil ticarî olan okulların yöneticileri köyden, şehirden zeki öğrencileri burslu okutup, başarılı gördükleri diğer öğrencilerin okul ücretlerinde de büyük indirimler yaptılar. Yerli İngiliz ve Amerikan yardakçıları sayesinde de, böyle gençleri hemencecik iş sahibi yaptılar. Çoğu Amerikan ve İngiliz olan şirketler, bu okullarda okuyan gençlere burs verdiler&#8230; Sonuç olarak ise, zekası misyonerler tarafından bile fark edilen nadide gençlerimiz ve çocuklarımız, okulu il veya ilçe çapında dereceler yaparak bitirirler ve o okullar, bu başarıyı dev bez ilanlarla caddelerde sergilerler. Halka, başarı kendi eğitimlerinin başarısıymış gibi gösterilir; yoksa çocuk sıradan biridir, zeki filan değildir. Bu çocuğun diğer öğrencilerden hiçbir farkı yoktur da, İngilizce eğitim sayesinde, bu çocuk birinci, ikinci olmuştur. Bu bez ilanları okuyan, zaten uyutulmuş vatandaşlarımız da, yiyip içmelerinden keserek artırdıkları paraları bu okullara vererek, zeki, çalışkan, pırıl pırıl çocuklarını misyonerlerin eline teslim ettiler. Halkta, “bizim çocuk zeki, elimizi biraz sıkalım da, çocuğumuzu filanca koleje yazdıralım, çocuğumuz heba olmasın” zihniyeti oluştu ve zekî çocuklarımız, bu okulların başarılı gözükmesine alet edildiler. Bu okullara çocuklarını yazdıranlar, övünerek bundan bahsetmeye başladılar. Veliler ve çocuklar, İngilizce öğretim vesilesiyle, farkına varmaksızın, Türklükleriyle utandırıldıkları için, en azından İngilizce eğitim veren bir okula gittikleri için kendilerini üstün görmeye, diğerlerini de aşağı görmeye dahi başladılar. Bu okullardan aşağılanmış bir şekilde mezun olanlar, aşağılık duygusu içinde ABD’ye gidip orada eğitim görmeye heves ettiler. Artık Türkiye’de İngilizce eğitim veren okullar dahi, onların aşağılık duygularını bastırmaya yetmez olmuştu.</p>
<p><strong>HAZIRLIK SINIFI </strong></p>
<p>İlköğretimi veya liseyi yeni bitirmiş çocuklara soruyoruz, kaçıncı sınıftasınız diye. Hazırlık sınıfındayız diyorlar. “neye hazırlanıyorsunuz?” &#8230;”İngilizce öğreniyoruz.” &#8230; “Başka ne?” &#8230; “Hiiç”</p>
<p>Şaşırmamak elde değil. Bu nice iştir. Bu ülkenin eğitim imkanları fazla mı geliyor ki, böyle fazladan birkaç sene daha okul, öğretmen, öğrenci vakti dolduruluyor? Yüz binlerce öğrenci gidecek okul, evrenkent bulamazken, eğitim imkanlarının %40’ı bu hazırlık sınıfı garabetine ayrılıyor. Dünyanın hiçbir yerinde hazırlık sınıfı diye inanılmaz bir israf, bir saçmalık, daha doğrusu milletine bir ihanet görülmemiştir. Olsa olsa, bir ülkeye yabancı bir öğrenci gelir, oranın tabii olarak eğitim dilini anlamaz, onun için de, orada okula başlamadan önce 6 ay kadar, oranın dil kursuna gidebilir. Tabii bu da bir israf, olağan dışı bir durumdur. Kendi ülkesinde, bir an evvel, kendi dilinden eğitimine başlasa daha iyi olur. Görülüyor ki, Türkiye’de, Türk öğrenci, kendi ülkesinde yabancı durumuna düşürülmüştür. Bu garip durum Türkiye’de İngiliz parmağı ile 1953 yılında başlattırılmıştır. Bir ülkenin eğitim dili, her yerde olduğu gibi, kendi dili olmalı ki, böyle saçmalıklar olmasın, çocuğu, genci, velisi böyle bir hainliğe kurban gitmesin. Ülkenin vakti ve parası hebâ olmasın.</p>
<p><strong>YERLİ VE YABANCI EVRENKENTLER </strong></p>
<p>Türkçe eğitim görmüş, bilime âşık, bilgiye aç bir genç, evrenkenti kazanır, bilim için bu evrenkentin kapısına gelir, ona, “dur!” derler. Önce 1 sene İngilizce hazırlık oku. Nedeni ise şunlarmış: Türkçe bilim dili olamaz, müsait değil; başka ülkelerden yabancı öğrenciler gelecek vb. Oysa, Türkçe’nin bilime ne kadar müsait bir dil olduğunu, aksine İngilizce’nin bilim dili olarak uygun bir dil olmadığını daha önce izah etmiştik. Bir de, Batı dünyası, birbirlerine cennetten arsalar satarken, birbirlerinin kafalarını giyotinlerle uçururken ve hatta daha önceleri, Türk bilim ve gönül adamları, Türkçe ile bilim yapıyorlardı. Ne oldu da, 10.000 yıllık geçmişi olan, batılı bilim adamlarının ilmi öğrendiği Türkçe, bir anda 500 yıllık geçmişi olan, hiçbir doğru düzgün kuralı olmayan, kelime türetme yeteneğinden yoksun, iğrenç bir dile yerini bıraktı?</p>
<p>İngilizce öğretim yapan okullarda okuyup, iyice aşağılık duygusuna kapılan gençlerimiz ve velileri, ABD üniversitelerine heves ettiler. ABD’de bir üniversite olsun da, ne olursa olsun. Gencin yeteneklerine uygun mu? O üniversiteye gitmesinin ülkesine bir faydası olacak mı? Gencin ve velilerin istediği, ABD’de gerçekten bilim öğrenmek midir? Yoksa sadece, Ben ABD’de okudum. Bizim çocuğumuz ABD’de okudu. Demek için mi gönderiliyor çocuklar? Bunlar gibi sorular çok fazladır. ABD’de olsun da önemli değil. Koskoca Amerika’da kötü üniversite olacak değil ya! Halk bu düşüncededir. Üniversite, bilim yapılacak alanın ne olduğu önemli değildir. Vs. genç, Amerika’ya gider, bir profesörün çalışmasına yardım eder, ki bu çalışma Amerika’yla ilgilidir, Türkiye’yle ilgili değil. Gencimiz burada doktora vs alıp yurda döner. Asıl amacı, orada başlattığı çalışmayı devam ettirmektir. İmkan bulamaz, tekrar kaçar. Şimdi burada kim kaybetti? Kim kazandı? Ülkemizde aşağılanarak Türk kültüründen uzaklaştırılıp, yurt dışına, amaçsızca gönderilen çocuklarınızın sonunda düşecekleri boşluk ve kişilik bozukluklarının nelere sebebiyet vereceğini bir düşününüz.</p>
<p><strong>DAHİLİ VE HARİCİ BEDHAHLAR </strong></p>
<p>Anadolu Liseleri, Kolejler, yabancı dilde eğitim veren evrenkentler, özel okullar ve dershaneler, hiçbir haysiyetli ülkede rastlanmayan, kaynakları yerli, mahiyetleri yabancı, İngiliz misyoner türü okullardır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bırakın da bari misyonerliği, İngilizler, kendi paralarıyla yapsınlar. Bizim kuruluşlarımız, milletimizin kendi kendini tarihten sildirecek bir soykırım harekâtına niye kendi parasını harcıyor? Kamuoyu öyle bir aldatılmıştır ki, herkes, başka bir şey öğrenmemek pahasına da olsa, yalnız ve yalnız bir sokak İngilizce’si öğrenmeyi, kendi dilini, edebiyatını, tarihini, kimliğini bilmemeyi, bir yılışık özenti, bir taklitçilik, bir acenta kafalılık içinde kıvranmayı marifet sayar olmuştur. Onun için de, bu misyoner okullarına sun’i bir rağbet  yaratılmıştır. Bazı Türkler de, sırf maddî getirisi için, milletinin geleceğini satmaktan çekinmemişlerdir. Şimdi, öğrencisi velisi, bu ihanet sistemi okullara girebilmek için, İngilizce hazırlık sınıfında dersleri atlamak için, dershanelere gitmektedirler. Koskoca aylar, ana kuralları, bilim temellerini ve düşünmeyi öğrenmek için değil de, sadece giriş sınavını geçmek için harcanmaktadır.</p>
<p>Millî okullarda öğrenim gören öğrenciler ve öğretmenler, en şerefli konumda oldukları halde, aşağılık duygusu içine itilmeye çalışılmaktadır. Aynı şeyi Ruslar, Türk illerinde yapmışlar, Rus okullarına gidenler imtiyazlı, Türk okullarına gidenler aşağılık gösterilmişlerdi. Türkiye’de, gazetelere İngilizce olarak reklam veren yerli işverenlerin gerçek amaçlarının ne olduğu iyi düşünülmelidir.</p>
<p>Anadilini bir kenara atıp, ortaokuldan itibaren dersleri yabancı dilde okumak şeklinde bir yabancı dil öğrenme yöntemi hiçbir aklı başında ülkede yoktur. Bugün dışarıda, özel yöntemlerle, bir yabancı dil birkaç ayda, yoğun kurslarda öğretilebiliyor. İngilizce öğrenmek için, kendi dilini dosdoğru konuşamayan, gitgide yarı Türkçe, yarı İngilizce konuşup, bir de bununla böbürlenen nesiller yetiştirmeye hiç lüzum yoktur.</p>
<p>Türkiye, dahili ve harici bedhahları tarafından, tarihte eşi görülmemiş bir oyuna getirilmiştir. Hiçbir zaman sömürge olmamış, büyük devletler kurmuş bir millete, sömürge eğitimi aşılanmıştır. Bu böyle giderse Türk bilimi şöyle dursun, ne Türk dili, edebiyatı, şuuru ne de Türk milleti kalır. Sadece hamburger, koka kola türünden, ithal malları almak için hamallık ve acentalık eden, dünyada hiçbir hakkı, hukuku ve haysiyeti olmayan, itilip kakılan bir insan güruhu meydana gelir.</p>
<p><strong>İNGİLİZCE’NİN GÜNLÜK HAYATIMIZA YAVAŞ YAVAŞ GİRMESİ </strong></p>
<p>İngilizce eğitim veren okulların ve bu okullara giden insanların sayısı arttıkça, İngilizce’nin Türkçe’nin yerini alacağını defalarca ifade ettik. Aşağılık duygusuna kapılan insanlarımız, İngilizce kelimeleri kullanmayı âdet haline getirmeye başladılar. Bazı sözde aydınlarımız da, tam olarak vâkıf olamadıkları konularda, halk kendini anlamasın diye ve de güya kalitesini artırmak için, İngilizce kelimeleri kullanma yolunu seçmişlerdir.</p>
<p>Hepimizin, sık sık duyduğu, artık sokaklara kadar inmiş olan bazı İngilizce kelimelere örnekler çoktur.</p>
<p>Vekiller heyeti, bakanlar kurulu = <strong>KABİNE</strong> (Batıdaki karşılığı heladır.)<br />
Mebus, millet vekili = <strong>PARLAMENTER</strong> (Batıdaki karşılığı laf üreten demektir.)<br />
Matbuat, basın-yayın = <strong>MEDYA</strong><br />
Muhaberat, iletişim = <strong>KOMÜNİKASYON</strong><br />
İçtimaî, toplumsal = <strong>SOSYAL</strong><br />
Kanunî, hukukî, yasal = <strong>LEGAL</strong><br />
Meclis-i mebusan, millet meclisi, meclis = <strong>PARLEMENTO</strong><br />
Mesele, sorun = <strong>PROBLEM</strong><br />
Usul, yöntem = <strong>METOT</strong><br />
Asgari, en az = <strong>MİNİMUM</strong><br />
Seçenek = <strong>ALTERNATİF</strong><br />
Faaliyet, etkinlik = <strong>AKTİVİTE</strong><br />
Karmaşa = <strong>KAOS</strong><br />
Eşgüdüm = <strong>KOORDİNASYON</strong><br />
Encümen, kurul = <strong>KOMİTE</strong>, <strong>KOMİSYON</strong><br />
Kurultay = <strong>KONGRE</strong><br />
Müdür, yönetmen =  <strong>DİREKTÖR</strong><br />
Teşkilat, örgüt = <strong>ORGANİZASYON</strong></p>
<p>Daha önce, hiç olmazsa imlâlarını, söylenişlerini Türkçe’ye uyarlıyorduk; şimdi aynen İngilizce yazılış ve telaffuzu kullanmakla kendilerine böbürlenme fırsatı çıkaranların sayısı git gide artmaktadır. Mesela, basın yayından bahsederken, medya yazdığınızı gören küçücük bir çocuk bile sizinle dalga geçiyor, çünkü o medya diye değil media diye yazılırmış.  İşte, bizim yabancı dille eğitim bu işe yarar, başka bir şeye değil.</p>
<p><strong>YENİDEN KURTULUŞ SAVAŞINA BAŞLAYALIM </strong></p>
<p>Dilimizi ve dolayısıyla benliğimizi, Türklüğümüzü korumak ve yok olmamak için yapılacak çok şey var.</p>
<p>Kamuoyu; yabancı dil, sadece, İngilizce öğretimle öğrenilir diye aldatılmıştır. Konunun vahametini kavrayanlar,  öğrencilere, velilere, eğitimcilere, halka gerçeği anlatmalıdır. Hazırlık sınıfı diye bir uygulamanın başka hiçbir ülkede olmadığını ve bunun büyük bir israf olduğu anlatılmalıdır.</p>
<p>Konuşurken İngilizce kelimeler kullanmak övünülecek bir şey değil, ayıplanacak bir şey olmalıdır. Böylelerine bu, kibarca izah edilmelidir.</p>
<p>Kalıplaşmış gibi görünen kelimeler yerine, bunların Türkçelerini kullanmanın güzelliği fark edilmeli ve böyle kelimelerin Türkçe’sini kullanırken kesinlikle çekinilmemelidir. Otele konukevi, Üniversiteye evrenkent, internete örütbağ demek gibi.</p>
<p>Türk dünyasının baş sorunu, yabancı dille eğitimdir. Lafları ve giysileri nasıl olursa olsun, millî eğitimi savunmayan herkese karşı dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>İngilizce yazılarla ve ABD, İngiliz vb başka ülkelerin bayraklarıyla süslenmiş hiçbir giysi satın alınmamalı, bunun önemli bir beyin yıkama aracı olduğu bilinmeli; işyerlerine İngilizce isimler verilmemeli; duvarlara, araba camlarına İngilizce kelimeler yazılmamalı, bunun bizi küçültecek bir şey olduğu bilinmeli ve bu tür giysileri giyip, İngilizce kelimeler kullananlar da kibarca uyarılmalıdır. Aynı anda da, Türkçe kelimelerle süslenmiş giysilere özenilmesi için girişimde bulunmalıdır.</p>
<p>Abonesi olduğumuz gazete veya dergi gibi basın yayın unsurları, İngilizce sözcükler kullanıyorsa, bu kuruluşları uyarmalı, değişiklik yapmıyorlarsa, abonelik sonlandırılmalıdır.</p>
<p>Halkımız Osmanlıca, Öz Türkçe diye diye oyalanırken İngiliz atını alan, Üsküdar’ı geçti. Halkımız, gece yarısı ilerleyen bu atı fark edecektir. Onun için, on bin yıldır nice badireler atlatan Türk dili ailesi, yine muhakkak kurtarılacaktır. Bu en büyük ve en şerefli kurtuluş savaşı, tüm yurda yayılacak ve o nadir, matematiksel yapısıyla Türkçe, dünyanın bilim dili olacaktır.</p>
<p>İngilizce eğitim nedeniyle, Türkiye’de bilim adamı yetişememektedir. Türkiye, dünyada gerektiği kadar itibar görmeyen bir ülke konumundadır. Halbuki Türkiye, hiç de bu hallere düşmesi gereken bir ülke değildir. Bu perişanlık, Türkiye’nin gerçek şartlarından değil, kendine güven ve onur duygularının yitirilmesine yol açan bazı kafa ve gönül bozukluklarından doğmaktadır. Önünde birçok imkanlar olan Türkiye, yeniden dünyanın merkezi durumuna gelmiştir. 2000’li yıllarda, artık birçok şeyi görmeye başlamış olan halkımız tabandan zorlayacak ve eninde sonunda Türkiye’nin, tarih boyunca olduğu gibi, şimdi de dünya üzerinde hak ettiği yerini alacaktır.</p>
<p>Türk aydınlarına, bilimcisine, hekimine, meslek sahibine ve herhangi bir vatandaşa sesleniyorum. Eğitiminiz, siyasî görüşünüz ne olursa olsun, içinizde vatanseverlik, insanlık kişiliği ve haysiyet duyguları oldukça geliniz, birlik olunuz, derneklerinizle, evrenkentlerinizle, vakıflarınızla veya herhangi bir başka yoldan, toplu sesler çıkarınız. Türk milletinin bekâsı ve geleceği meselesi olan Türk diline sahip çıkınız, İngilizce eğitimin ne büyük bir felakete yol açabileceğinin farkına varınız, masum halkımızı uyandırınız. Türk gençleri artık, matematiği, fiziği, Türk edebiyatını, tarihini, hatta dinini, İngilizlerin kitaplarından öğrenmemelidir. Türk devletinin Türk okullarında, Türk öğretmenin Türk öğrenciyle İngilizce veya başka bir dilde (Yabancı dil dersleri hariç) konuşması gibi haysiyet kırıcı bir ruhsal baskıdan öğretmeni, öğrencisi kurtarılmalıdır.</p>
<p>Ey haysiyetli, vicdanlı, vatansever kardeşlerim! Son iki, üç bin yılda birkaç kere olduğu gibi, bu sefer de Türk’ün dili, kültürü, şerefi ve geleceği kurtarılacaktır.</p>
<p>Türk genci, hem eski, hem yeni Türkçe’yi çok iyi bilecek, her meslekte, her dalda güzel ve sürekli gelişen Türkçe’yi kullanırken, her kelimenin bir bal damlası gibi, tadını ağzında hissedecek, Türkçe’yi dünyanın kardeşlik ve insan sevgisi dili yapacaktır. Selçuklu atalarımız zamanında olduğu gibi, okullarımıza, dünyanın her yerinden yabancı öğrenciler gelecek, Türkçe olarak, yalnız en yeni bilim ve teknikleri değil, insanlığı da öğrenip ülkelerine döneceklerdir.</p>
<p>Her yaştan Türk gençleri, yıllardır üzerimizde oynanan hainlik oyunlarından yılmayınız. Karanlık bir mağarada yakılan bir kibrit, nasıl birden etrafı gösterirse, doğruluk ışığı öylece, bize gerçek ve haysiyet yolunu gösterecektir. Her yeni buluşu, her yeni tekniği insanları ezmek için değil, milletimizin, Türk dünyasının ve insanlığın maddî ve manevî refahı için kullanacağız. Çünkü bize, atalarımızdan ve binlerce yıllık Asya ve sonra üç kıtayı barıştıracak zenginlik ve derinlikteki kültürümüzden koca bir gönül, bir insan anlayışı ve insanlık sevgisi miras kalmıştır.</p>
<p>Bilimci ve üzerinde eğitim verme yükümlülüğü olan herkes, Atatürk’ün şu vasiyetini hiç unutmamalıdırlar:</p>
<p>Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam; fakat siz ölene dek, Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, medeniyete ancak bu yolla kavuşabilir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/dilim-dilim-guzel-dilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bella Ciao &#8211; Hoşçakal Güzelim</title>
		<link>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2007 11:51:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çöplük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaz yolda giderken bir radyoda dinlemiştim, adını unuttuğum.
Gerçekten hoşuma gitmişti bu parça. Sonradan öğrendimki bu müzik aslen italyanca bir parçaymış. İkinci dünya savaşı Nazi&#8217;lere ve Mussoliniye karşı İtalyan direniş şarkısı olarak ün salmış. Kısacası siyasal içerikli bir parça. Lakin, ben müziği sevdim, ardında yatan ideolojiyi değil.
Parçanın dinlediğim versiyonunu çok aradım, lakin bulması zor bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz yolda giderken bir radyoda dinlemiştim, adını unuttuğum.<br />
Gerçekten hoşuma gitmişti bu parça. Sonradan öğrendimki bu müzik aslen italyanca bir parçaymış. İkinci dünya savaşı Nazi&#8217;lere ve Mussoliniye karşı İtalyan direniş şarkısı olarak ün salmış. Kısacası siyasal içerikli bir parça. Lakin, ben müziği sevdim, ardında yatan ideolojiyi değil.</p>
<p>Parçanın dinlediğim versiyonunu çok aradım, lakin bulması zor bir parçaymış! Am buldum sonunda, paylaşayım dedim, belki seveni vardır başka.</p>
<p><strong>Anita Lane</strong> seslendiriyor, <strong>Bella </strong><strong>Ciao:</strong></p>
<blockquote><p><em>early one morning<br />
i was awakened<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
early one morning<br />
i was awakened<br />
and found the enemy was here</em></p>
<p><em> oh partisan<br />
take me from this place<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
oh partisan<br />
take me from this place<br />
becuase i feel i&#8217;m dying here<br />
<span id="more-24"></span><br />
and if i die<br />
up on that mountain<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
and if i die<br />
up on that mountain<br />
then you must bury me up there</em></p>
<p><em> bury me high<br />
upon that mountain<br />
bella ciao, bella ciao, bella ciao, ciao, ciao<br />
bury me high<br />
upon that mountain<br />
and let a flower mark my grave</em></p></blockquote>
<p><a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3"><strong><br />
</strong></a>Parçayı dinlemek istiyorsanız buyrun <a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3">Anita Lane &#8211; Bella Ciao</a></p>
<p>Şarkının asıl italyanca versiyonunun sözleri ise</p>
<blockquote><p><span style="font-style: italic">Una mattina mi son svegliato, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Una mattina mi son svegliato, </span><br />
<span style="font-style: italic">E ho trovato l&#8217;invasor. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">O partigiano portami via, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">O partigiano portami via, </span><br />
<span style="font-style: italic">Che mi sento di morir. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">E so io muoio da partigiano, </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">E se io muoio da partigiano, </span><br />
<span style="font-style: italic">Tu mi devi seppellir. </span><br />
<span style="font-style: italic"> </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi seppellisci lassù in montagna </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi seppelisci lassù in montagna </span><br />
<span style="font-style: italic">Sotto l&#8217;ombra di un bel fior. </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">Tutte le genti che passeranno </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Tutte le genti che passeranno </span><br />
<span style="font-style: italic">Mi diranno «che bel fior!». </span><br />
<span style="font-style: italic"></span><br />
<span style="font-style: italic">E questo è il fiore del partigiano </span><br />
<span style="font-style: italic">O bella ciao, bella ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">Bella ciao, ciao, ciao, </span><br />
<span style="font-style: italic">E questo è il fiore del partigiano </span><br />
<span style="font-style: italic">Morto per la Libertà. </span></p></blockquote>
<p>Parçanın ingilizce çevirisi olan bir versiyonunu kendim tercüme ettim, oda burada. Buyrun..</p>
<blockquote><p><em>bir sabah uyandığımda<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><em><br />
bir sabah uyandığımda<br />
</em><em> düşmanı yurdumda buldum<br />
</em></p>
<p><em><br />
oh partizan<br />
</em><em>götür beni buralardan<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>oh partizan<br />
</em><em>götür beni buralardan<br />
</em><em>çünkü ölümün yaklaştığını hissediyorum<br />
</em></p>
<p><em><br />
ve eğer ben o dağın tepesinde<br />
</em><em>bir partizan olarak ölürsem<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>ve eğer ben o dağın tepesinde</em><em><br />
bir partizan olarak ölürsem</em><em><br />
o zaman beni sen gömmelisin<br />
</em></p>
<p><em><br />
beni o dağa göm<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>beni o dağa göm<br />
</em><em>güzel bir çiçeğin gölgesinin altına</em></p>
<p><em>ve oradan geçecekler<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>ve oradan geçecekler<br />
</em><em>sana ne kadar güzel bir çiçek bu desinler</em></p>
<p><em>bu partizanın çiçeğidir<br />
</em><em>oh hoşçakal güzelim, hoşçakal güzelim, </em><em>hoşçakal güzelim, hoşçakal, hoşçakal</em><br />
<em>bu partizanın çiçeğidir<br />
</em><em>özgürlük için ölen<br />
</em></p></blockquote>
<p>Parça aynı zamanda dilimizede çevrilip<strong>!</strong> seslendirmiş, lakin bakılacak<br />
olursak parçanın sözleri aslıyla pek bir alakasız konuma getirilmiş! İngilizceyi ve iki farklı çevirisini okursanız farkı anlarsınız sanırım&#8230;</p>
<blockquote><p><em>işte bir sabah uyandığımda</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>elleri bağlanmış buldum yurdumun</em><br />
<em>her yanı işgal altında</em></p>
<p><em>sen ey partizan beni de götür</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>beni de götür dağlarınıza</em><br />
<em>dayanamam tutsaklığa</em></p>
<p><em>eğer ölürsem ben partizanca</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>sen gömmelisin ellerinle beni</em><br />
<em>ellerinle toprağıma</em></p>
<p><em>güneş dogacak açacak çiçek</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>gelip geçenler diyecek merhaba</em><br />
<em>merhaba ey kızıl çiçek</em></p>
<p><em>o kızıl çiçek partizanındır</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>yiğit yoldaşlardan armağandır bize</em><br />
<em>simgesidir özgürlüğün </em></p>
<p><em>o kızıl çiçek partizanındır</em><br />
<em>çav bella çav bella çav bella çav çav çav</em><br />
<em>düşen yoldaşlardan armağandır bize</em><br />
<em>simgesidir sosyalizmin</em></p></blockquote>
<p><em><br />
</em></p>
<p>Parçayı dinlemek istiyorsanız buyrun <a href="http://rapidshare.com/files/21928813/1030248023.mp3">Anita Lane &#8211; Bella Ciao</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/copluk/bella-ciao-hoscakal-guzelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Midye, Yemek?</title>
		<link>http://az.cokh.net/yazilar/midye-yemek/</link>
		<comments>http://az.cokh.net/yazilar/midye-yemek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 12:34:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Ömer Gölgeli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://az.cokh.net/yazilar/midye-yemek/</guid>
		<description><![CDATA[Midye Yenilir mi? Yenilmez mi?

Bu konuyla ilgili birden çok görüş mevcut. Kimisi yenilebilir diyor, kimisi yenilmez, kimisi dini olarak bakıyor, kimisi bilimsel olarak. Hiç bakmayanlarsa zaten midye tezgahlarını boşaltıyor! İlk önce &#8220;Midye nedir? Midyenin işlevi nedir? Midye nerelerde yaşar?&#8221; sorularına cevaplar bulmaya ve en sonunda midye yenilir mi yenilmezmi diye bir araştırmaya karar verdim, kendimce. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Midye Yenilir mi? Yenilmez mi?</h2>
<p align="center"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/midyetava.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_midyetava.jpg" height="118" width="172" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/midye.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_midye.jpg" height="118" width="161" /></a></p>
<p align="left">Bu konuyla ilgili birden çok görüş mevcut. Kimisi yenilebilir diyor, kimisi yenilmez, kimisi dini olarak bakıyor, kimisi bilimsel olarak. Hiç bakmayanlarsa zaten midye tezgahlarını boşaltıyor! İlk önce <strong>&#8220;Midye nedir</strong>? <strong>Midyenin işlevi nedir</strong>? <strong>Midye nerelerde yaşar?&#8221;</strong> sorularına cevaplar bulmaya ve en sonunda midye yenilir mi yenilmezmi diye bir araştırmaya karar verdim, kendimce. Biraz(!) karmaşık ve teknik bir yazı oldu, ama okumaya değer bence. Eğer ilginizi çektiyse buyrun devam edin&#8230;
</p>
<p align="center"><span id="more-22"></span></p>
<h3>Teknik Olarak Midyeler</h3>
<p><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/zebra-mussel-large.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_zebra-mussel-large.jpg" style="float: left" /></a><strong>Midye [mussel]</strong> [<em>Mytilus galloprovincialis</em>] : Çift kabuklu yumuşakçalar sınıfına mensup bu canlı Yassısolungaçlılar ya da basitçe midyeler birçok adla anılırlar. Yumuşakçalar (Mollusca) kabilesinin (Bivalvia) sınıfındaki canlıları kapsar. Bu sınıfta Protobranchia, Pteriomorphia, Paleoheterodonta, Trigoinoida, Unionoida (tatlısu), Heterodonta, Anomalosdesmata altsınıflarına ayrılır. Bireyleri iki parçalı ve az çok bakışımlı kabuktan oluşurlar. Toplam 30,000 türü kapsar. Bu familyanın en önemli türleri ise <em>Mytilus galloprovincialis</em> (kara midye veya Akdeniz midyesi) ve <em>Mytilus edulis</em> (mavi midye veya Avrupa midyesi), <em>Modiolus barbatus</em> (at midyesi) ve Perna sp., (Afrika midyesi)’dir. Ülkemiz sularında ise <em>Mytilidae</em> familyasının ekonomik olarak değerlendirilen yukarıdaki<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/mussel20bed.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_mussel20bed.jpg" style="float: right" /></a> türlerden <em>Mytilus galloprovincialis</em> ve <em>Modiolus barbatus</em> olmak üzere 2 türü bulunmaktadır. <em>Mytilus galloprovincialis</em> İzmir’den Karadeniz sularına kadar bulunabilirken, <em>Modiolus barbatus</em> en fazla Ayvalık ve civarında görülebilir.</p>
<p align="left"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/380px-Mussels_Norway.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_380px-Mussels_Norway.jpg" style="float: left" /></a>Midyeler solungaçlarını kullanarak suyu filtre ederek beslenirler. Dolaşım sistemleri açıktır. Bir kısmı kayalara tutunarak dururken diğerleri kendilerini çoğunlukla kumlu tabana gömer ve sifonlarını taban yüzeyi üstüne uzatarak beslenir. Kabuk şekilleri çok değişiktir. Yuvarlak, küremsi, yassı, uzunlamasına yassı fromları vardır. Karın bölgelerinde bulunan kaslı ayakları ile hareket ederler. Kara salyangozları hariç diğer yumuşakçalar suda yaşarlar ve solungaç solunumu yaparlar. Midye vücudunun gerisinde biri su girişi diğeri su çıkışına yarayan ve karın ve sırt sifonları adlarını alan iki delik bulunur. Su arkadan öne doğru üzerinde titrek tüyler bulunan solungaçlardan geçerek hareket eder. Su içerisindeki besin maddeleri ağız kısmından geçerken yakalanır. Sudaki malzemenin olduğu gibi filtrelenmesi nedeniyle suyu temizlerler. Sudaki kirleticilerin birikmesi çalışmaları ile kirliliğin izlenmesinde kullanılan önemli organizmalardır.<a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/mytifile.gif" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_mytifile.gif" style="float: left" /></a>Midyeler suyu filtreleyen tek canlılar değillerdir. Midyelerle birlikte <strong>tarak</strong>, <strong>istiridye</strong> gibi yumuşakçalarda, deniz sularında bulunan <strong>Dinoflagellalar</strong> ismi verilen <strong>kamçılı</strong> ve ışık saçan <strong>deniz algleri</strong> (ateş algleri) ve deniz yüzeyinde kırmızı, kahverengi ya da yeşil renkte bir akıntı oluşturup (kırmızı akıntı) ve özel toksinler saçan canlılarla beslenirler. Kabuklu su ürünleri için <strong>dinofilagellatalar en önemli besin kaynağıdır</strong>. Kabuklu su ürünleri organizma ile birlikte toksini alırlar ve vücutlarında biriktirirler. <strong>Dinofilagellatalar tarafından üretilen yaklaşık yirmi kadar toksin bilinmektedir<br />
</strong></p>
<h3>Midyelerin ve diğer deniz kabuklularının yol açtığı hastalıklar</h3>
<p>İnsanlarda paresteziden çizgili adele paralizilerine kadar varabilen nörolojik semptomlara yol açan bu toksinler, bu deniz kabuklularını öldürmemekle birlikte, dokularında birikir. <strong>Bunları yiyen balıklar, deniz kuşları ise ölürler.</strong> Dinoflagella ve ürettiği toksinlerdeki farklılığa göre üç değişik tablo gelişir. Her üç farklı tabloda da aşağıda belirtilecek olan temel farklılıklar dışında genelde benzer semptomlar görülmektedir. <strong>Dilde ve ağız çevresinde uyuşma</strong> çoğunlukla başlangıç belirtisidir. Bunu, sorumlu toksine göre değişen birçok çeşitlilikteki nörolojik semptomlar izler. <strong>Kollarda ve bacaklarda genel uyuşukluk, koordinasyon bozuklukları, baş dönmesi, uykuya meyil, mantıksız konuşma ve hareketler</strong> gelişmeye başlar. <strong>Çoğu hastada bulantı, kusma, karın ağrısı, kaşıntı, eklem ağrıları ve titreme gibi belirtiler de bulunabilir.</strong></p>
<p><strong>Felç yapıcı deniz kabuklusu zehirlenmesinde</strong>, toksini (saksitoksin) dokularında bulunduran deniz kabuklusunu <strong>yiyen insanlarda 30 dakika içinde; yüz felci, bulantı, kusma, bazen de alınan toksin miktarına göre değişmek üzere solunum adalelerinde, mekanik ventilatör tedavisi gerektirecek boyutlarda paraliziler gelişebilir.</strong> Midyeler, felç yapıcı kabuklu su ürünü zehirlenmesi için<br />
en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır. Zehirlenme, <strong>Kaptan George Vancouwer</strong> tarafından 1793 yılında tanımlanmıştır. Tıp literatürüne geçen ilk olay 1903 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde meydana gelmiştir. Literatür kayıtlarında, 1927 yılında meydana gelen çok şiddetli salgınlar bulunmaktadır. Amerika’da 1985 yılına kadar 1 000’den fazla olay kaydedilmiştir (8). Daha çok Mayıs-Kasım ayları arasında görülür.</p>
<p>Kış aylarında görülen nörotoksik (brevitoksin) deniz kabuklusu zehirlenmesinde ise tablo daha hafif şiddettedir. Besinin yenmesinden üç saat sonra <strong>paresteziler, soğuk-sıcak hissi bozuklukları, bulantı, kusma ve ataksi gelişebilmektedir</strong>. Paralizi görülmez. Kırmızı akıntılı denizde sörf yapanlarda toksinin inhalasyonu sonucunda <strong>solunum yolu ve mukozalarda irritasyon</strong> gelişebildiği rapor edilmiştir.</p>
<p>Kanada dışında görüldüğü rapor edilmeyen toksik ensefalopatik deniz kabuklusu zehirlenmesinde de <strong>bulantı, kusma, baş ağrısı, ishal, kısa süreli anterograd hafıza kaybı görülmektedir</strong>. Bazı olgularda ciddi boyutlarda hafıza kaybı geliştiği, bu hastaların hipokampusunda nöron kayıplarının görüldüğü bildirilmiştir. Sorumlu toksin, glutamik asit ve kainik asit gibi eksitatör nörotransmitterlere benzer yapıya sahip olan domoik asittir.</p>
<p>Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur, çoğu olgu kendiliğinden ve hızla düzelir.</p>
<p align="center"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/mussel20bed.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_mussel20bed.jpg" style="float: left" /></a></p>
<h3>Felç Yapıcı Kabuklu Su Ürünü Toksinleri (FKT)</h3>
<p><strong>Özellikleri ve Bulunuşu</strong> : FKT’ler Protogonyaulax, <a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/pyro.gif" rel="lightbox">Gonyaulax</a> ve <a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/pyro.gif" rel="lightbox">Pyrodinium</a> türü dinofilagellatalar tarafından üretilir. Midye, istiridye ve deniz tarağı gibi su ürünleri bünyelerinde taşırlar. Saksidomus giganteus’dan (bir çeşit deniz istiridyesidir) dolayı saksitoksinler olarak da anılırlar. Formülü <em><small>C10H15N7O3-2HC</small></em> ‘dir. Suda çözünebilen, ısıya, soğuğa, asit ortamda, pişirme, haşlama, buhara karşı dayanıklı ve bazik ortamda dayanıksız bir yapıya sahiptirler. Tetrodotoksin gibi guanidium bileşiğidirler ve tetrohidropurin yapısı içerirler. Bu toksinler aynı zamanda kürar benzeri etki yapan azot bileşikleridir. Kürara oranla daha iyi emilir ve elli kez daha iyi sindirilir. Esasen Protogonyaulax türlerinin karakteristik atıklarıdır ve dokuz farklı tipi izole edilmiştir. Bunlar; saksitoksin, gonyatoksin 1, gonyatoksin 2, gonyatoksin 3, gonyatoksin 4, gonyatoksin 5, gonyatoksin 6, gonyatoksin 7 ve neosaksitoksin olarak anılırlar. Çoğunlukla birbirleriyle karışmış olarak bulunurlar. En zehirli olanları saksitoksin ve gonyatoksin 3’dür. FKT-Protoksinlerin Toksinlere Dönüşümü Protogonyaulax türlerinin B1, B2, C1 ve C2 olarak dört ön madde ürettiği tespit edilmiştir. Bunlar düşük zehirliliğe  sahiptir. Özellikle yüksek sıcaklıklarda; B1 saksitoksine, B2 neosaksitoksine, C1 gonyatoksin 2’ye ve C2 gonyatoksin 3’e dönüşür. Bu dönüşüm ısıtma ile 25 dakikada, ya da 100 derecede daha kısa sürede ve oda sıcaklığında daha uzun zamanda olmaktadır. Bu dönüşümü sağlayan faktörlerin belirli bazı bağların hidrolizi ile ilgili olduğu saptanmıştır. Bu dönüşümler, yukarıdaki dört maddenin zehirliliklerini sırasıyla 10, 6, 20 ve 5 kat daha artırır. Gonyatoksin 1 ve gonyatoksin 4’ün kendiliğinden varsayılan protoksinleri A1 ve A2’dir. Dönüşümleri sağlayan biyotransformasyon işleminin dinofilagellatalarda olduğu varsayılmaktadır. Protoksinlerin yapısının saptanması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Etki Şekli ve Etkileri</strong> : Saksitoksin son derece güçlü bir nörotoksindir. Sinir ve kas hücre zarlarında sodyum kanallarını bloke ederler. Solunum güçlüğüne, yüz felcine ve kan basıncının düşmesine sebep olur, damar düz kaslarını doğrudan etkiler ve vazomotor sinirlerde uyarılmayı önler. Etkileri tetrodotoksinden daha kısadır, sinir ve kas aksiyon potansiyel artışını engeller. Saksitoksinin kan basıncı üzerine etkisi doza bağlı olarak değişir. Öldürücü dozun altında veya düşük dozda (örneğin 1.5-2.0 pg/kg’dan az ) kan basıncı ilk önce düşer, yeniden yükselir, sonra muntazaman<br />
ve yavaşça yeniden düşer. Yüksek dozlarda kan basıncı daha hızlı düşer. Bu etki FKT’lerin damar düz kaslarını doğrudan etkilemesi ve vazomotor sinirlerin blokajı ile açıklanabilir.</p>
<p><strong>Zehirliliği</strong> : Bu toksinler, renksiz, kokusuz bir sinir zehridir. İnsanlardaki öldürücü dozu 0.3 mg kadardır. Su ürünlerinin yenilebilir et kısmı için belirlenen tolerans limiti 80µg/ 100g’dır. Avrupa Birliği’nin 91/492/EEC sayılı direktifleri ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Yönetmeliği’nde FKT oranının (yumuşakçanın tümü veya tüketim ayrılmış parçalarında) biyolojik analiz metoduna veya bilinen diğer bir metoda göre 80µg/ 100g’ı geçmemesi gerektiği ve sonuçlardaki anlaşmazlık durumlarında da referans metodun biyolojik metot olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Felç yapıcı kabuklu su ürünü toksinlerine duyarlılık bakımından türler arasında farklılık vardır. <strong>Memeliler içerisinde en duyarlı olan insandır.</strong> Yaş, cinsiyet, vücut büyüklüğü, metal iyonlarının varlığı zehirliliği etkileyebilir. Arıtılmamış toksin arıtılmış toksinden daha zehirlidir. Sodyum iyonu zehirliliği azaltırken, Ca+2, Ba+2, Sr+2, Mg+2, Ni+2 ,Co+2, Fe+2, Fe+3 iyonları zehirliliği artırır. Zehirlilik birimi olarak “Fare Ünite (FÜ)” kullanılır; 1FÜ = 0.18 pg saksitoksin dihidrokloriddir ve 20 g’lık bir fareyi 10-20 dk içerisinde öldüren toksin miktarıdır (6). Bu zehirler, felç yapıcı kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olur. Kabuklu su ürünleri bu toksinleri üreten mikroorganizmaları taşımak suretiyle zehirlenmeye sebep olurlar. Felç yapan nörotoksik kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olan zehirleri alan her organizma onlardan etkilenmez. Örneğin, midye, istiridye vb. deniz kabukluları bu zehirleri hepato-pankreaslarında biriktirerek kendilerini korurlar. Zehir, bu canlılar yardımı ile besin zincirine katılır ve bu canlılar aracılığıyla tüketiciye ulaşır.</p>
<h3>Sonuç Olarak</h3>
<p>Bunca şeyi okuduysanız ve azda olsa anlayabildiyseniz, midyeler yenmesi durumunda tehlike arz edebilecek ve insan vücuduna ciddi zararları, felç dahi edebilecek olan canlılardır. Özel çiftliklerde yetiştirilen midyeler için Tarım ve Köyişleri Bakanlığının belirlediği, kabul edilebilir bir zehir oranı mevcuttur. Fakat dışarıdan satın alıp yediğiniz o midyeler direk olarak denizden toplandığı için herhangi bir kontrol mevcut değildir ve yemesi daha çok tehlike arz eder. İçlerinde bulundurdukları onlarca toksik madde sayesinde sizi bir çok hastalık ve sinirsel bozukluklara çağırırlar. Kısacası ve bencesi, <strong>yenilmemeliler!</strong> Lakin, her hâlukar&#8217;da yerin ben, &#8220;<strong>atın ölümü arpadan olsun</strong>&#8221; diyorsanız.. <strong>Afiyet olsun!</strong>
</p>
<p align="center"><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/Musselfood.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_Musselfood.jpg" height="135" width="174" /></a><a href="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/2738.jpg" rel="lightbox"><img src="http://i162.photobucket.com/albums/t275/mgolgeli/th_2738.jpg" height="135" width="168" /></a></p>
<p><strong>Kaynaklar:<br />
</strong></p>
<ol>
<li><small></small><small><a href="http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/infeksiyon/Ders_Notlari/besin_zeh.htm">BESİN ZEHİRLENMELERİNE YAKLAŞIM &#8211; Prof. Dr. Alaaddin PAHSA</a><br />
</small></li>
<li><small></small><small><a href="http://www.tarim.gov.tr/arayuz/10/icerik.asp?efl=uretim/su_urunleri/su_urunleri.htm&amp;curdir=%5Curetim%5Csu_urunleri&amp;fl=midye/midye.htm">MİDYE BİYOLOJİSİ VE YETİŞTİRME TEKNİKLERİ &#8211; Aynur LÖK</a><br />
</small></li>
<li><small></small><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf">FELÇ YAPICI SU ÜRÜNÜ TOKSİNLERİ &#8211; Ali BİLGİLİ &amp; Sadık KÜÇÜKGÜNAY</a><br />
</small></li>
<li><small><a href="http://www.ims.metu.edu.tr/DenizSozluk/ABC/m.htm"><small>http://www.ims.metu.edu.tr/DenizSozluk/ABC/m.htm</small></a><br />
</small></li>
<li><small><a href="http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/biovi.htm"><small>http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/biovi.htm</small></a></small></li>
<li><small></small><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf">http://www.onlinebilgiler.com/wp-content/uploads/2006/05/midye.jpg</a></small></li>
<li><small></small><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf">http://www.hedvabnastezka.cz/a_image/2738</a></small></li>
<li><small></small><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf">http://www.starfish.govt.nz/shared-graphics-for-download/zebra-mussel-large.jpg</a></small></li>
<li><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf"><small>http://www.vattenkikaren.gu.se/fakta/arter/mollusca/bivalvia/mytiedul/mytifile.gif</small></a></small></li>
<li><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf"><small>http://www-eve.ucdavis.edu/grosberg/images/organism_photos/mussel%20bed.jpg</small></a></small></li>
<li><small></small><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf">http://www.aad.gov.au/asset/images/233_ul-Dinoflagellate-Gonyaulax.jpg</a></small></li>
<li><small><a href="http://vfdergi.yyu.edu.tr/vetfakdergi/2002_12_dergi/31-34.pdf"><small>http://www.cfsan.fda.gov/~frf/pyro.gif</small><br />
</a><br />
</small></li>
</ol>
<p><small></small><small>(Not: Bu yazı kısmen kaynakları verilmiş olan adreslerdeki yazıları toplanarak oluşturulmuştur. Amacı ise sadece kişisel bir merağı tatmin etmektir. Hiç bir şekilde akademik olarak bir değeri yoktur, sanırım. )</small><br />
<font face="Times" size="3"><span style="font-size: 18px; font-family: Times"></span></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://az.cokh.net/yazilar/midye-yemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>112</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
