Seçime doğru


Bir seçim daha geldi çattı, pazar günü ülkemiz için tarihi bir gün olacak. Muhtemelen her zamankinden daha yüksek bir katılımın olacağı bu yılki seçimlerde yarışacak partilerin başında AKP, CHP ve MHP geliyor desek sanırım yanlış olmaz!

Ben de pazar sabahı kalkıp gene oyumu vereceğim, kimin iyi olduğunu düşünüyorsam, kimin daha başarılı olacağını düşünüyorsam (lafda değil, özde) ona vereceğim.

Lakin, bu akşam işten gelirken posta kutumda bulduğum duyuru metni beni biraz, hayır bayağı bir şaşırttı. İlginçtir ki daha evvel bu tarz bir bildiri ile karşılaşmamıştım. Kimler ve hangi amaçlarla dağıtıldı, meçhul. Buyrun, aşağıda mevzu bahis metni harfi harfine yazıyorum diyemeyeceğim, çünkü bildiri bir sürü hatayla dolu. En azından bir kısmını düzeltip ekliyorum. Buyrun,

PARTİYE OY VERMENİN İSLAM’DAKİ YERİ

Müslümanyaptığı işin Allah’ın emrine uygun olup olmadığına dikkat etmelidir. Aksi takdirde bazen öyle işler yapar ki İslam’dan çıkar ama haberi bile olmaz. Oy vermekte imanı bozan tehlikeli işlerdendir. Sebebini biraz açıklamaya çalışalım. Malum olduğu üzere Türkiye lâik bir ülkedir. Yani devlet işlerine din karışamaz. Devlet, Allah’ın indirdiği hükümlerle yönetilemez. Halbuki Allah-u taala’nın bizlere bildirdiğine göre “Kim Allah’ın indirdikleri ile hüküm vermezse işte onlar Kafirlerdir(Maide 44)

Bir başka Ayet-i Kerime ise “Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hüküm ver. Onların arzularına uyma ve Allah’ın indirdiği hükümlerin bir kısmından seni şaşırtırlar diye de kendilerinden sakın” buyurmuştur. (Maide 49)

Ve yine Türkiye’de demokrasi sistemi vardır. Demokrasi çoğunluğun görüşünün ve fikrinin geçerli olduğu bir devlet yönetimidir. Buna “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek özetlemişlerdir. Halbuki Allah-u Taala’nın bildirdiğine göre egemenlik ancak Allah’a aittir. Çünkü Yusuf sûresi 40. ayette “hüküm vermek ancak Allah’a aittir” buyurulmuştur. diğer bir ayette: “Dikkat ediniz! Hem yaratmak hem emretmek Allah’a aittir” diye bildirilmiştir. (Araf 54)

İslam dini hem ibadettir, hem siyasettir. İbadetler Allah’ın istediği şekilde olması gerektiği gibi siyaset (devlet idaresi de) Allah’ın istediği gibi olmalıdır. Ama laiklik de demokrasi de Allah’ın istediği bir idare tarzı değildir. Oy vermek ise laikliğe ve demokrasiye evet demektir. Çünkü seçilen bütün parti başkanları ve milletvekilleri laikliğ, demokrasiye, Atatürk’ün ilke ve inkilaplarına bağlı kalacaklarına dair televizyonda halkın karşısında teker teker yemin eder, ant içerler. Oy verenle ise böyle bir yönetim ve böyle yemin eden yöneticileri desteklediklerinden Allah katında mesul olurlar. Çünkü islamda iyi bir işe yardım eden kimse sevap alır, kötü bir işe yardım eden ise günah alır. Bunu Allah-u Taala Kuran-ı Kerimde şöyle bildirmiştir: “Kim iyi bir işe aracılık ve yardım ederse, onun da o işte nasibi (sevâbı) olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onunda ondan bir (günah) payı olur. Allah herşeyin karşılığını vericidir.(Nisa 85)

Fıkıh kitaplarında yazılı olduğuna göre “Günaha rıza, günahtır. Küfre (kafirliğe) rıza, küfürdür.” Oy vermek is, rızanın da ötesinde bir desteklemedir. Bu sebeple kişinin imanı gider, kafir olur. Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Sizden, her kim bir münkeri (Allah’ın yasak ettiği bir şeyi) görürse, onu eliyle değiştirsin. Eğer eliyle değiştirmeye güç yetiremezse, diliyle değiştirsin. Şayet buna da güç yetiremezse, kalbiyle buğz etsin. İşte bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20)

Hadis-i Şerif’ten anlaşıldığı gibi imanın en zayıf derecesinde kalabilmek için o şeye buğz etmeki kızmak gereklidir. Belki Allah-u Taala’nın istediği yönetim şeklini kurmaya gücümüz yetmeyebilir, ama Allah’ın istemediği bir yönetim şeklini desteklememeye gücümüz mutlaka yeter. Unutmayalım ki bir partiye oy vermek, laik ve demokrasi yönetimine evet demektir. Çünkü hangi parti başa gelirse gelsin, laik ve demokrat bir şekilde idare edecektir.

Laiklik hakkında, Osmanlı Devleti’nin son Şeyh-ül İslam’ı olan Mustafa Sabri Efendi‘nin bir fetvası ve açıklaması vardır ve şöyledir:

“Aslında din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak, dini ortadan kaldırma planından başka bir şey değildir. Batıdan gelen veya batı bağlılarının ortaya attıkları bid’atlerin hepsi İslam’ı yıkmak ve müslümanları İslamdan uzaklaştırmak içindir. Fakat bu amaçla ortaya çıkarmış oldukları şeylerin en korkuncu din ile devlet işlerini birbirinden ayırmak anlamına gelen laikliktir.

Laiklik, devlet tarafından halkın dinine indirilmiş bir darbedir.

Laiklik ilkesini kabul eden bir siyasi rejim İslâm hükümlerine baş kaldırmış demektir. Dolayısıyla öncelikle bu hükümet irtidat etmiş sonra da buna itaat edenler mürtedleşmiş sayılır. Siyasi idarede görev alanlar tek tek mürted hükmünü aldıkları gibi bu hükümete itaat eden kitleler de irtidada düşmüş olur. Bu kestirmeden toplu küfre giriş kadar korkunç bir olay tasavvur edilemez.

Birimiz, fert olarak İslâm’ın herhangi bir hükmünü kabul etmediğimiz, dinin sultasını (otoritesini) reddettiğimiz, helâl ve haramdan, emir ve nehiyden birini inkâr ettiğimiz takdirde küfre girmiş (kafir olmuş) oluruz. Peki, toptan Allah’ın sultasını, emir ve nehiylerini helâl ve harama ilişkin ölçülerini reddeden dolayısıyla mürted olduğu şüphe götürmeyen bir idarenin üyeleri hakkındaki hükmünüz ne olacaktır? Cevap: Yalnızca “mürted olmak”, değil mi?”
(Mevkif el Akl vel İlm vel Alem Min Rabbil Alemin c: 4, s: 282)
Hakimiyet Allah’ındır kitabının sayfa 42. Hak Yayınları

O halde mürted (dinden dönmüş) olmamak için, oy verme!

Garip, ne kadar çarpık bir düşünce biçimi. İnsanlar yazılı da olsa bazı şeyleri anlamamak için, yanlış anlamak için öylesine bir çaba gösteriyor ki, şaşırmamak elde değil.

Hangi zihniyet bunu iddia edebilir, bilemiyorum. Gördüğüm hiç bir müslüman bu tarz bir iddiada bulunmadı, bu bir avuç çapulcu ne saçmalıyor anlayamamanın verdiği şok halen bâki. İnternette konudan geçenler hakkında biraz araştırdım, lakin karşıma sahici bir şey çıkmadı, özellikle son fetva ile ilgili ya tamamen uçuk, fanatik bir site, yahut tamamen redci bir grubun sayfası yer alıyor ve genelde hepsi gerçek bilgiyi değil, aksine  çarpıtılmış bilgiyi verdiğinden ne kadar esas tartışılır.

Görebildiğim o ki, surelerden kîsmı parçalar alınarak yorumlanmış, yahut yorumlanmamış demek daha sıhhi olacaktır. Neden derseniz, demeyin, girin inceleyin. Adı geçen surelere ait linkler verdim yukarda.

Bakalım daha nelerle karşılaşacağız…

Ufak bir eklenti : Seçimlerde kime oy vereceğinizi iyi düşünün, tahriklere kanmayın ha!

Linkler ve Detaylar

Beğendiyseniz yahut eleştirmek istiyorsanız, sizde yorum yapın, diğerlerinin yorumlarını okuyun, eklemek istediklerinizi ekleyin. Aktif olun biraz!


Diğer yazılar
« Susmak…
Sanal Traş! »

Çok Okunanlar

İstatistikler
Bu yazı şimdiye kadar 655 kez görüntülendi

Yorumunuzu ekleyin

Bırakın ne düşündüğünüzü bizde bilelim. Azıcık vakit ayırın yeter.

Okuyanların Yorumları

şimdi deli desen değil, salak desen değil (akıllı oldukları besbelli), yani küfür etsen öbür türlü… susayım ben en iyisi.

Ben bunun kimler tarafından yazıldığını merak ettim sahsen sevgili Ömer. Ama sahsi düsüncem bu insanları hafife almamak gerekir!.. Zaten türkiyedede bu tür dini sansasyonlarla “Cemaat” dediğimiz topluluklara mensup olan insanları yönetmiyormu bu kişiler? Tamamem kendi menfaatleri için yazılmış bir metindir benim düsüncem. Emin olunki işlerine gelseydi, derlerdiki falanca parti dısındaki partiye oy vermek haramdır!.. Sadece gülesim geliyor bu insanlara. Yöneten değilde yönetilen olmayı ne kadar seviyor bizim halkımız ? Lütfen oy verirken iyi düsünsün okuyan arkadaşlarımız ki, yanlış parti demek, kayıp 5 sene demektir !.. Ve artık böyle saçma sapan haberlere inanmayın!.. Tüm halkımıza hayırlı seçimler diliyorum.. Sanada teşekkür etmek istioyorum sevgili Ömer böyle bilgileri senin gibi bilinçli kardeşlerimiz bize ulaştırdıkları sürece eminim bu güzel Türkiye’mizi daha ilerlerde görucez inşaallah..

Bu kadar çarpık bir fetvayı verebildiklerine inanamıyorum islam dini devlet yönetimini çok kutsal bir iş olarak göstermiştir bu doğrudur çünkü insanlara hizmet etmek kutsaldır onların refahını sağlamak da.Ama hiç bir zaman siyaset yapın şeklinde bir fetvayıda ne okuduğum kitaplarda ne ilahiyat prof.larının yazılarında ne de diyanet işlerinden duymadım garip ve şüphe verici!!!